Kategori arşivi: Makaleler

Sendika org: Başladığımız işi bitireceğiz! – Juliana Gözen

AKM

Hayatlarımızın her alanına “ustaca” sızarak totaliter bir rejim kurmaya çalışan AKP, duvara çok sert tosladı. 2011 seçim zaferinden sonra kendine güvenini abartıp kibir ve nobranlığa sıçrayan AKP, siyasal egemenliği yetersiz görmüş olacak ki, günlük toplumsal ve bireysel yaşantımızın her alanına ve her anına müdahale etti, halen de ediyor. Bakışları ve elleri arsızca her şeye saçılıyor, toplumun bütün hücrelerini, bireyselliğimizin her [...] → Yazının devamı…

Birikim: Can değeri – Tanıl Bora

ali-ismail

Ahmet Atakan, 23 yaşında, 9 Eylül günü Antakya’da, ODTÜ’deki polis müdahalesini protesto gösterileri sırasında hayatını kaybetti. Önce polisin gaz bombası kapsülüyle vurulduğu söylendi, sonra mülkî makamlar (Mülk’ün makamları) duvardan düşerek öldüğünü açıkladılar. Mülkî makamların, Gezi protestoları sırasında Eskişehir’de öldürülen Ali İsmail Korkmaz hakkında da “arkadaşları tarafından öldürülmüş olabilir” dediğini hatırlayanlar, buna inanmadılar. Bilirkişi raporları Atakan’ın ölüm nedeninin muhtemelen düşmeye bağlı [...] → Yazının devamı…

Birikim: Gezi “hadise”si ve mizah – Okan Taycan

gulmeye_guzelleme

Gerçekten de kimse beklemiyordu. Neresinden bakarsanız bakın, nasıl adlandırırsanız adlandırın (direniş, isyan, çapulcu ayaklanması vs…), hangi siyasi akım ya da partiye yakın hissederseniz hissedin, ister bizzat içinde yer alın ya da dışarıdan kaygı dolu gözlerle izleyin ama sonuçta yakın tarihimizde eşine rastlanmayan, çok katmanlı, dolayısıyla da çok müstesna bir hadise ile karşı karşıya olduğumuz gerçeğini öncelikle teslim edelim. Yaşadıklarımızın Alain [...] → Yazının devamı…

İnsan Haber: Haydarpaşa’dan kalkan son trene binip.. – Evren Julide Koç

haydarpasa

Haydarpaşa garında 1941 baharında saat on beş. Merdivenlerin üstünde güneş yorgunluk ve telâş Bir adam merdivenlerde duruyor bir şeyler düşünerek. … Denizde balık kokusuyla Döşemelerde tahtakurularıyla gelir Haydarpaşa garında bahar Sepetler ve heybeler merdivenlerden inip merdivenlerden çıkıp merdivenlerde duruyorlar. Memleketimden İnsan Manzaraları-Nazım Hikmet.  Böyle anlatmış Nazım Galip Usta’yı ve diğer gar insanlarını. Neden hep acıklı veya hüzünlüdür gar öyküleri bilmem [...] → Yazının devamı…

Cumhuriyet: ‘Gezi Olayı’ ve ‘Solun Krizi’ – Ergin Yıldızoğlu

Gezi “olayı”ndan bu yana yaklaşık üç aydır, “Şimdi ne olacak” sorusu gündemden kalkmadı, Gezi “olayı”nı yaşayan, “olay”dan yeni insanlar olarak çıkanlar, “Şimdi ne yapmamız gerekiyor” sorusuna cevap arıyorlar. Ben de Gezi “olayı”nı içinde değil, dışından izlemiş biri olarak, üzerinde, bu deneyim eksikliğinin zaaflarını “pratiğin teoriden daha onurlu” olduğunu unutmadan düşünmeye, bende yarattığı duygusal etkiler, sorular bağlamında tartışmaya katılmaya çalışıyorum. Yazılı kaynaklardan, katıldığım toplantılardan edindiğim izlenimler bana “Ne oldu” ve “Ne yapacağız” sorularının öncelik kazandığını ama özellikle [...] → Yazının devamı…

KaosGL: Propaganda ve Provokasyon – Emre Dursun

gezi

AKP’nin, iktidara geldiğinden beri tüm yollarını zorladığı, kendini muktedir hissettiğinden beri ise tamamen pervasızlaştığı propaganda yöntemleri, Kemalist yapıda en çok eleştirdiği “halka rağmen halkçılık” politikalarının bir örneği sadece ama asla basit bir örneği değil. Yeniden tanımladığı ve kendisine göre makbul olan “millet”ten saymadığı kesim, “bunlar”; bu propaganda yöntemleri sebebiyle artık neredeyse kendi düşmanlarını cebinden para vererek satın alır hale geldi. [...] → Yazının devamı…

Yurt: Recep Cillop Erdoğan – Hakan Gülseven

Yazar Emrah Serbes, ta Mayıs ayının ilk gününde, İstanbul’u gaza ve toza boğan, halkı tazyikli suyla ıslatan hükümet iradesini eleştirmek kastıyla, o iradenin başına ‘Recep Tazyik Erdoğan’ diye hitap etmişti. Şimdi Ekim ayındayız. Emrah Serbes’e, o sözlerinden dolayı, beş ay sonra dava açıldı. Tazyikli suyun tazyikini Tayyip Bey’e yakıştırmak ‘hakaret’ sayılıyormuş. Emrah kardeşimin hakkında 12 sene istiyorlarmış. Nasıl? Cillop gibi, [...] → Yazının devamı…

BirGün: Politik demokrasi karşısında ekonomik demokrasi – Ümit Akçay

newyork

Var mısınız tüm dokunulmazlardan daha dokunulmaz olan bir tabuyu, kapitalizmi ve piyasa ideolojisini tartışmaya açmaya? Son 11 yıldır Türkiye’de herşey yerinden oynuyor, Cumhuriyet’in temel tabuları olan Siyasal İslam, Kürt Sorunu ve askeri vesayet gibi meselelere öyle ya da böyle dokunuluyor, tabular birer birer yıkılıyor. Madem tabuları yıkmakta bu kadar cüretkar bir dönemdeyiz ve giderek demokratikleşiyoruz, tüm demokrasi aşıklarını Cumhuriyet tarihinin [...] → Yazının devamı…

BirGün: Gezi Direnişi Türk Edebiyatında bir kırılma yaratabilir mi? – Başak Baysallı

gezi_kitap

Edebiyatın konusu insandır. İnsan, tüm çıplaklığıyla, gerçeğiyle yerleşir metnin içine. Yüzyıllardır böyledir bu. İnsanın sevinci, acısı, umutları, hayalleri, sıradan yaşamı, varoluş sancısı edebiyatın başlıca uğraşıdır. İnsan, yaşadığı toplumdan ayrı düşünülemez. Edebi eser, insan gerçeğini yansıtırken topluma da ayna tutar. Toplumu etkileyen siyasi ve sosyal olaylar edebiyatı şekillendirir. Türk edebiyatı da diğer ülkelerin edebiyatları gibi doğduğu ve geliştiği toprakların siyasi/sosyal olaylarından [...] → Yazının devamı…

BirGün: Sokaktan Pamuk Prensesliğe Bir “Tarih” Olarak Gezi – Ayhan Yalçınkaya

gezi_kolkola

Eğer Badioucu anlamda Gezi’yi bir olay olarak yani “herhangi bir durumun ‘normal düzeni’nden radikal bir kopuş, durumun kendini yeniden üreten düzenini, yani tekrarı kesintiye uğratan” ve en önemlisi “durumun içinden bakıldığında ‘imkansız olan’ı gerçekleştiren kurucu bir edimden çok, verili durumun başka türlü de olabileceğine dair yeni ihtimalleri mümkün kılan bir kırılma anı” (1) olarak kabul edersek ve bu olayın üzerine düşünmekten [...] → Yazının devamı…