Geçen hafta başında Beşiktaş Abbasağa parkında ilk forumun duyurusu yapıldıktan hemen sonra hızla İstanbul’a ve ardından Ankara, İzmir ve başka şehirlere yayılan forumların sayısı artmaya devam ediyor. 13 şehirde 80 civarında forum gerçekleşiyor. Forumların sayısındaki artışın yanı sıra, katılım da gözle görülür bir şekilde aynı yoğunlukla sürüyor. Birlikte güçlenmenin tadını alan kimse evlere girmeye, televizyon karşısında uyuşmaya niyetli değil, bütün forumlar her gün yapılmaya devam ediyor. Artık forum mekânlarında forumun yanı sıra birçok konuda ya çalışma grupları ya da atölyeler de örgütlenmeye başladı. Gezi parkındaki yiyecek içecek paylaşımının forumlarda da hayata geçirilmesi konuşuluyor. Forumların yerel ihtiyaç ve talepleri gözeten yaşam alanlarına dönüştürülmesi için birçoğunda somut adımlar atılıyor.
Forumlarda birkaç eksende siyasal arayışlar ya da tartışmalar da sürdürülüyor. Ancak en belirgin sorgulamanın içinde bulunduğumuz siyasal sistemin bizleri temsil etmediğine dair giderek artan fark ediş olduğunu söyleyebiliriz. Meseleyi daha dar ölçekte AKP’nin otoriterleşmesi, demokratik muhalefet imkânlarını daraltması ve toplumsal muhalefete yönelik devlet şiddetinin artışı etrafında tartışanlar hâlâ çok. Ancak asıl tartışma, demokrasinin anlamı ve içeriği etrafında şekilleniyor. Forumların sağladığı en önemli motivasyon insanların önemsedikleri her konuda kendi hayatlarına dair söz sahibi olabileceklerini ortaya çıkarması. Direnişin tüm özneleri yaşatıldıkları hayatı ve buna yol açan siyasal sistemi değiştirebilecek bir güce sahip olduklarını gördüler, motivasyonları da oldukça yüksek.
Bu radikal demokratik muhalefet dünyadaki 2008 ekonomik krizi sonrasında ortaya çıkanlarla benzerlikler de taşıyor. Özellikle işgal hareketleri ve sonrasında ortaya çıkan forum hareketlerinde olduğu gibi burada da parlamenter temsili demokrasi daha sorgulanır hale geldi. Hareket özellikle akşamları bir ayağını forumlara basarken diğer ayağını da sokağa basmaya devam ediyor.
Örneğin 24 Haziran Pazar günü İstanbul’da İstiklal caddesinde yapılan Trans Onur Yürüyüşü’ndeki katılımda geçtiğimiz yıllara oranla olağanüstü bir sayısal artış oldu. Bu da gösteriyor ki açığa çıkan sistem karşıtı politik enerji, birçok farklı toplumsal hareketin birbiriyle kesişmesini sağlayacak güçlü bir mobilizasyon kapasitesi yaratmış görünüyor. Forumlara paralel olarak hem İstanbul hem de diğer şehirlerde birçok yerde eylem ve yürüyüşler sürüyor. Bu eylemlerin neredeyse hepsi forumlarca kararlaştırılıyor. Forumlar hem siyasi tartışmanın sürdüğü bir kamusal alanı oluştururken hem de siyasal eylemlerin, sokak protestolarının karara bağlandığı bir odak olmayı da mümkün kılıyor.
Hareketin sahip olduğu siyasal çeşitlilik ve özellikle Gezi Parkı sürecinde ortaya çıkan dayanışma deneyiminin bir anti-kapitalist boyut ya da ima içerdiği herkesin ortak kabulüydü. Şimdi ise çeşitli forumlarda, yerel dayanışmacı pratikleri geliştirmeye yönelik girişimler birer birer hayata geçiyor. Bu örneklerden de mesela parklarda ücretsiz halk kursları başlatmak, ya da çeşitli alanlarda yabancı dil, müzik sanat gibi dersler açmak, hemen her yerde alternatif medya kanallarını geliştirmek, boykotlar gibi temelde anti-kapitalist eksenli tartışmalar yapılıyor. Biliyoruz ki her iyi örnek, mümkün olan her yerde hızla diğerlerine bulaşıyor.
Bu hareketin içinde olan herkes mevcut parlamenter sistemin taşıyamayacağı kadar özgürlükçü ve eşitlikçi yeni bir demokratik çoğulculuk modelinin peşinde. Yeni bir siyaset biçimi ve örgütlenmesi aradığının farkında. Bu yüzden radikal hareketlerin içinden gelen hepimiz bu yepyeni durumun yarattığı dönüşümün farkında olarak, hareketlerin kendi kendini örgütleme kapasitesi karşısında hayret duygusunu koruyabilen öğrencileri olmalıyız!
Müştereklerimiz
26 Haziran 2013
Kaynak; mustereklerimiz.org



