Hareket içerisinde, direnişin açığa çıkardığı enerjinin yeni bir siyasal oluşumu ortaya çıkarmak için seferber edilmesi gerektiğine dair bir tartışma giderek yaygınlık kazanmakta. Bu kısa yazı-not, fazla “edebiyat yapmaksızın” (zaman kısıtlı) bu yaklaşıma dair bir dizi itirazı başlıklar halinde ifade etmeyi amaçlıyor. Hemen başlayalım:
· Gezi direnişi forumlar ya da fiili halk meclisleri yoluyla genişliyor, yaygınlaşıyor. Çok geniş kesimler (hepimiz) ilk defa kurumsal-bürokratik siyaset kanallarının/mecralarının dışında doğrudan, aracısız bir “sokak siyasetini” deneyimliyor(uz). O “küçümseyici” tabirle “sıradan” denen insanların, kolektif eyleme ve örgütlenme kapasitesinde muazzam bir sıçramaya denk düşen böylesi bir durum karşısında sandık-seçim-parti eksenine, yani mevcut biçimiyle kurumsal siyaset mecralarına çağrıda bulunmak, kelimenin gerçek manasında bir geri adım anlamına geliyor. Yeni bir durumla karşı karşıyayız: Belki de ilk defa sıradan insanlar kendi popüler karar alma organlarını kendi elleriyle inşa ediyor. Bugün yapmamız gereken muhayyel bir “yeni parti” tartışmasına dahil olmaktansa forumları süreklileştirmek, yaygınlaştırmak, koordine etmek ve gerçek yerel karar organları olarak inşa etmek için çaba sarfetmek.
· Hareketten bir parti çıkarmak yaklaşımı, toplumsal olanla siyasal olan arasında dolayımsız bir geçiş, adeta bir denklik varsayıyor. Oysa basitçe bu iki alanın ritmleri birbirinden büyük ölçüde farklı. Mesele partiye ya da seçime “kafadan” ve külliyen karşı olmak değil ama hareketten doğrudan bir parti çıkarmak, hareketin kendi çoğulluğu, karakteri, temposu ve yönelimlerini ihlal eden bir zorlama anlamına gelecektir.
· AKP zaten demokrasiyi seçimle özdeşleştiren ve toplumsalın taleplerini yok sayan otoriter zihniyetiyle hareketi sandığa gömmenin hesabını yapıyor. Çoğunlukçu-plebisiteryen “demokrasi” anlayışına karşı hareket kendi popüler karar alma organlarını inşa ederken sandık-parti tartışmasına geri dönmek, Erdoğan’ın kısıtlı demokrasi anlayışını, tam da sokakta reddedilirken yeniden üretme riski taşıyor.
· Hareket içerisindeki parti tartışmalarında İtalya’daki 5 Yıldız Hareketi (M5S) sık sık gündeme geliyor. Oysa bu oluşumun ne kadar hayırlı bir örnek teşkil ettiği su götürür. Aslında M5S, İtalya’ya özgü koşulların ortaya çıkardığı bir yeni popülist kümeden başka bir şey değil. Bütçe kesintilerine ve kemer sıkma politikalarına esip savururken dahi bu kesintilerin nedeni olan sermaye baskısını söz edilmeye değer bulmayan, “hareketi” üzerinde mutlak bir otorite kuran, müstakbel siyasal ittifakları konusunda son derece muğlak bir görünüm sergileyen bir tek adam makinesi M5S. İtalya’da halkın müesses nizama tepkisini bir biçimde ifade eden ama siyaset esnafına öfkeyle sol ve yeni sağ argümanları aynı torbaya tıkıştıran bir bulamaçtan söz ediyoruz. Dolayısıyla aman dikkat!
· Yunanistan’daki radikal sol koalisyon Syriza da bir örnek olarak zaman zaman gündeme geliyor. Ancak bu hususta da bir tashih şart: Syriza, kökü 2000’lerin ortalarına uzanan (gerilimleri, iç tartışmaları, aksamaları ve kazanımlarıyla) bir sol birlik deneyiminin üzerine bina olan bir parti. Yani hareketin şapkasından bir Syriza çıkartmak öyle he deyince olacak şey değil. Yani (beğenelim beğenmeyelim) Syriza, IMF-AB tarafından dayatılan yapısal uyum programına karşı gelişen hareketten çıkan bir parti değil, bu hareket aracılığıyla açığa çıkan siyasallaşmayı kendisine (şimdilik) kanalize edebilmiş bir sol birleşik parti.
· Hareketin fiilen en radikalleştiği (kurumsal siyasetin harici popüler organlar yaratmaya soyunduğu) bir aşamada sandığa vurgu, istesek de istemesek de CHP’nin elini kuvvetlendirecektir. Çözümün son tahlilde sandıkta olduğu ima ya da vurgusu, nihai tahlilde AKP karşısında en belirgin, en güçlü görünen adayın, yani CHP’nin öne çıkmasına neden olacaktır. Maksat AKP’yi sandığa gömmekse CHP bunun akla en yakın adayı olarak biz istemesek de parlayacaktır. Dolayısıyla vurguyu sandığa-seçime değil, oluşmakta olan forumların alternatif bir siyaset odağı olarak merkezi rolüne yapmakta yarar var.
Hiçbirimizin elinde ne yapmamız, nasıl yapmamız gerektiğine dair bir reçete yok. Ama artık hepimiz kendi hayatlarımıza sahip çıkmak, kendi kaderimize el koymak için hep birlikte örgütlenmemiz, kendi popüler ve “aşağıdan” karar alma organlarımızı yaratmamız gerektiğini biliyoruz. Forumların süreklilik kazanması, yaygınlaşması ve birbiriyle eşgüdüm içerisine girmesi için yapılması gereken çok şey var. Parmak “demokrasisinin”, hepimizi atalete sürüklemiş kurumsal-bürokratik siyasetin hantallığı yerine gerçek, canlı bir sokak siyaseti koymaya çalışıyoruz, deniyoruz. Denemeye devam edelim, kolay zaferler vadetmeyelim, her derde deva olacak, her kapıyı açacak bir “maymuncuk” arayışına girmeyelim.
Foti Benlisoy
20 Haziran 2013
Kaynak; fotibenlisoy.tumblr.com



