BirGün: İdare mahkeme kararına uymak zorunda (mı?) – İbrahim O. Kaboğlu

geziparki04

Bölge İdare Mahkemesi’nin, İstanbul 6. İdare Mahkemesi’nin Gezi Parkı ile ilgili yürürlüğün durdurulması kararını iptal etmesi üzerine, “Gezi’de inşaatın önü açıldı, Gezi Parkı’nda inşaat yapılmasına ilişkin yürütmeyi durdurma kararı kaldırıldı. Böylece, düşünülen projenin yapılmasında hukuki engel kalmadı.” gibi yorumlar yapılmaya başlandı. Bu tür yorumların hukukî olup olmadığını anlayabilmek için, konuya bütün olarak bakmak gerekir. Neden ve nasıl?

Bir kez, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararı, yürürlüğün durdurulması (YD) üzerine verilen bir karar olup, 6. İdare Mahkemesi, esasa ilişkin kararını henüz vermiş değil. İkincisi ve daha önemlisi, İstanbul 1. İdare Mahkemesi’nin proje bütününe ilişkin olarak vermiş olduğu iptal kararı, Gezi Parkı düzenlemelerini de kapsamına almakta. Önce buna bakalım:

İptal kararı: Taksim Meydanı “Yayalaştırma Projesi”ne ilişkin 1/5000 Ölçekli Nazım ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Plânının iptali istemi ile, Mimarlar Odası, Şehir Plâncıları Odası ve Peyzaj Mimarları Odası’nın açmış olduğu davada İstanbul 1. İdare Mahkemesi anılan imar plânını iptal etti.

Dava; “Bölgenin tarihsel kimliğine zarar vereceği, trafik yoğunluğuna yolaçacağı, sosyal donatı alanlarının zarar göreceği, koruma kurulu kararlarının gözardı edildiği, 1943 yılında yapılan Taksim Gezi Parkının bir kültür varlığı olarak özgün değerleriyle tescil edilmesi gerekirken dava konusu plan değişikliğiyle yok edildiği, şehircilik ilkeleri, koruma ve planlama esasları ve kamu yararı yönünden hukuka aykırı olduğu” gerekçeleriyle açıldı.

İstanbul 1 no.lu İdare Mahkemesi, dava konusu, 17.01.2012’de onaylanan “Beyoğlu İlçesi, Taksim meydanı yayalaştırma projesine ilişkin” 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Plânı ve 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar plân değişikliklerinin iptaline, 06.06.2013’te oybirliğiyle karar verdi.

İdare Mahkemesi, gerekçeli kararında, imar plânı değişikliğine ilişkin süreci ayrıntılı olarak değerlendirerek, idari işlemi, şehircilik ilkeleri, koruma ve plânlama esasları, kamu yararı gibi amaç öğesiyle sınırlı olarak değil, neden, şekil ve yetki yönlerinden de ilgili mevzuata aykırı buldu. Karar, adı geçen plân değişikliğini ortaya çıkaran işlemler dizisindeki kopuklukları da gözler önüne seriyor. İşte iki örnek: … yasalarıyla “Koruma Amaçlı İmar Plânı yapmak, yaptırmak, onaylamak, değiştirmek” konusunda asli görevler…Koruma Kurullarına verilmesine karşın, Gezi Parkı’nda “Tabiat Varlıkları Komisyonu” devre dışı bırakıldı. Beyoğlu Kentsel Sit Alanı Koruma Amaçlı Plânın Beyoğlu Belediye Başkanlığı’nca hazırlamasına karşın, plân değişikliği sırasında Beyoğlu Belediye Başkanlığı devre dışı bırakıldı… Hukuken güçlü gerekçe öğelerine dayanan kararın odağında Gezi Parkı projesi yer almakta…

Yürütmenin durdurulması (YD): Taksim Parkı üzerinde Topçu Kışlası süsü verilen alışveriş merkezi yapılmasına olanak tanındığı ileri sürülen 27.02.2013 tarihli, 139 sayılı Koruma Varlıkları Yüksek Kurulu kararının iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle açılan davada, İstanbul 6. İdare Mahkemesi, 31.05.’13’te YD kararı verdi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, YD kararına itiraz başvurusunda (06.06.’13), Taksim Topçu kışlası binasının zemin katı oturum alanının 11.000 m2 ve “Taksim Topçu Kışlası Projesi ile Taksim Meydanı Yayalaştırılması birbirlerini bütünleyici” olduğu belirtilmekte. “Topçu kışlası gibi önemli bir kültür varlığının ihyası” üzerinde vurgu yapılırken, yok edilecek değerler geçiştiriliyor.

6. İdare Mahkemesi, 19 Haziran günü 2. kez YD kararı verdi. Kültür ve Turizm Bakanlığı, bu karara da itiraz etti. Bunun üzerine, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi, 17.07.2013 günlü kararı ile söz konusu yürütmenin durdurulması kararının kaldırılmasına karar verdi. Bu kararın etki ve sonucu, İstanbul 1. İdare Mahkemesi kararının akıbetine bağlı.

Şöyle ki; 1. İdare Mahkemesi kararı, imar plânı ve imar plân değişikliklerini iptal ettiğine göre, söz konusu plânlar kapsamında yürütülen inşaat faaliyetleri askıya alınmalı. Devam etmenin iki koşulu var:

- Kararda belirtilen sakatlıkları gideren yeni bir imar plânı hazırlanması,

- İptal kararının Danıştay’ca bozulması ve bu sürecin İdare lehine sonuçlanması.

Şimdilik, Anayasa’nın şu amir hükmünü hatırlatmakla yetinelim: “…idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; …mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” (md.138/son).

İbrahim O. Kaboğlu
25 Temmuz 2013
Haberin kaynağı için tıklayınız; birgun.net