Radikal: ‘Bazı’ yayıncılar o bildiriyi onaylamadı

21 yayıncı, Türkiye Yayıncılar Birliği’nin Gezi direnişi sonrası ifade özgürlüğünü kısıtlayıcı gelişmelere dikkat çektiği basın bildirisini onaylamadığını açıkladı.

polissiddeti

Türkiye Yayıncılar Birliği’nin Gezi Parkı eylemleri sonrasında düşünce ve ifade özgürlüğünü kısıtlayıcı gelişmelere dikkat çektiği ‘İfade Özgürlüğü ve Mecralarına Saygı Gösterilmeli’ başlıklı basın bildirisine bazı yayıncılardan tepki geldi. 21 yayıncı, 27 Haziran 2013 tarihinde kamuoyuna yapılan bu açıklamayı onaylamadığını açıkladı.

Açıklamada “İfade hürriyeti ve farklı düşüncelere saygı ana fikirleriyle kaleme alınmış olmasına rağmen tek taraflı, yanlı ve aklıselimden uzak bu bildiriyi yayınlamış olması ve bildirinin herhangi bir yerinde ülkemizde belirli zümreler tarafından yeşertilmeye çalışılan düşmanca ve nefret dolu söyleme dair hiçbir üzüntü ifadesine yer verilmemesi, en iyimser bakışla kabul edilemez bir gafletin apaçık göstergesidir. Bildirinin tek taraflı bir şekilde sunulan örneklerine ve satır arası hedef göstermelerine rağmen, geçmiş yıllara nazaran çok daha olumlu bir fotoğraf veren ülkemizde hâlâ fikir ve ifade özgürlükleri bağlamında atmamız gereken adımlar olduğu düşüncesine katılıyor, bu adımların ivedilikle ve hiçbir düşünce ya da hayat tarzını ayırmaksızın atılması için üzerimize düşen sorumluluklardan kaçınmayacağımızı bir kez daha vurgulamak istiyoruz. Basın açıklamasının içerdiği ifadelerden ötürü bize bir özür borcu olan derneğimizin konuyla ilgili atacağı adımları sabırsızlıkla ve merakla bekliyoruz” ifadesine yer verildi.

Türkiye Yayıncılar Birliği’nin açıklamasını onaylamayan yayıncılar şöyle:
Akçağ Basım Yayım
Büyük Doğu Yayınları
Çağrı Yayınları
Dergah Yayınları
Erdem Yayınları
Fazilet Neşriyat
Hayat Yayın Grubu
Hece Basın Yayın
Işık Yayınları
İnsan Yayınları
İstanbul Kültür ve Sanat Ürünleri
İz Yayıncılık
Karakutu Yayıncılık
Kitabevi Yayınları
Profil Yayınları
Ötüken Yayınları
Semerkand Yayınları
Sedir Yayınları
Sürat Basım Yayın
Şule Yayın Dağıtım
Yakamoz Yayıncılık

“Yayıncılar Birliği” bildirisi şöyleydi;

Kamuoyunun dikkatine,

Gezi Parkı eylemlerinin ardından düşünce ve ifade özgürlüğünü kısıtlayıcı birçok endişe verici gelişme yaşanıyor. Bu gelişmeler Gezi Parkı eylemleriyle ilişkilendiriliyor olsalar da, aslında her biri ağır ve tamiri olanaksız trajik sonuçlarını doğurabilecek, tamamen bağımsız birer sorun olarak değerlendirilmesi gereken olaylardır ve şimdiden tarihimizde karanlık izler bırakmışlardır. Endişemiz, bu birkaç haftanın ürünü olan siyasi uygulamaların yurdumuz genelinde ve halkın üzerinde onarılması zor izler, yaralar bırakması, düşünce ve ifade özgürlüğü alanını iyice daraltmasıdır.

Ahmet Şık’ın da aralarında bulunduğu gazeteci ve yazarlar Gezi Parkı Direnişi’ni takip ederken polisin aşırı şiddetine uğradı, yaralandı. Görevlerini yapmaları engellendi. TV kanallarının canlı yayın yapan kameraları tahrip edildi. Birçok gazeteci, yazar ve şair gözaltına alındı.

Sanatçılar, yazarlar, gazeteciler Gezi Parkı Direnişi’ne destek verdikleri gerekçesi ile hedef gösteriliyor. Tiyatro sanatçısı Mehmet Ali Alabora ve BBC muhabiri Selin Girit açıkça hedef olarak gösterildiler. Sosyal medya aracılığıyla görüşlerini açıkladıkları için korkutulup, ölümle tehdit edildiler.

Gezi Parkı Direnişi’ni destekleyen sahne sanatçılarının TV dizilerinde, reklamlarda oynamalarının engellendiği, birçok gazetecinin işten atılmakla tehdit edildikleri haberleri geliyor.

Gezi Parkı Direnişi’ni canlı olarak yayınlayan televizyon kanallarına çeşitli gerekçelerle ağır para cezaları verildi, kapatılmakla tehdit edildiler.

Uluslararası medya, gazeteler, televizyon kanalları Gezi Parkı Direnişi’ni çok fazla haberleştirerek ya da canlı yayınlayarak içişlerimize karıştıkları gerekçesiyle hedef gösteriliyor, muhabirleri ajanlıkla suçlanıyor.

Sanatçıların, gazetecilerin yasalar dâhilinde yaptıklarını, işlerini, yaşamlarını sorgulamak, onları tehdit etmek hükümetin ya da kamu görevlilerinin işi değildir. Hükümetin ve kamu görevlilerinin basına yönelik tehditkâr, hedef gösteren tutumlarından vazgeçmelerini bekliyoruz.

Twitter ve Facebook gibi özgür iletişim ve haberleşme kanalları olan sosyal medya sitelerine yöneltilen saldırgan tutum gün geçtikçe daha da artmaktadır. Çeşitli baskı araçları, kanunlar, yönetmelikler kullanılarak sosyal medyayı kullanan vatandaşların bilgileri edinilmeye çalışılmaktadır. Twitter yoluyla haberleşen birçok kişi gözaltına alınmıştır. Sosyal medyadan haberleşmenin denetlenebilmesi ve engellenmesi amacıyla yasal düzenleme çalışmaları yapıldığı hükümet görevlilerince açıklanmıştır.

Gezi Parkı Direnişi’ne katıldıkları gerekçesiyle gözaltına alınanların evlerindeki kitaplar ve dergiler suç delili olarak toplanmaktadır. Yasal olarak yayınlanmış kitap ve dergilerin suç delili olarak toplanması, savcılık sorgulamalarında kişilere bu kitap ve dergileri neden okuduklarının sorulması uluslararası hukukta da Türk hukukunda da benzerine rastlanmayan bir uygulamadır.

Tüm bu tavır ve eylemler demokrasinin temel ilkelerinden olan düşünce ve ifade özgürlüğü kavramlarına olduğu gibi, 1948 yılında yani bundan tam 64 yıl önce imzalanan İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin çok sayıda maddesine de aykırıdır. Hükümetin ve kamu görevlilerinin, halkın özgür ifade haklarına ve mecralarına saygı göstermelerini bekliyoruz, beklemeye devam edeceğiz.

Saygılarımızla,
Türkiye Yayıncılar Birliği”

1 Temmuz 2013
Haberin kaynağı için tıklayınız; radikal.com.tr