#duranadam yahut Gezi olaylarının düşündürdükleri – Gülenay Börekçi

Hepiniz biliyorsunuz; dün geceye Duran Adam şahane bir şekilde damga vurdu. Bunun verdiği heyecanla Twitter’a yazdıklarımı alıyorum… “Bugün Taksim’de dolaşırken öyle mutsuzdum ki. ‘Kaybettik’ diyen bir cılız ses vardı içimde, tonu gittikçe yükselen. Beşiktaş’a indik sonra arkadaşlarla. Eve döndüm, miskin miskin durdum, dışarı çıkmak istemedi hiç canım. Sonra Duran Adam’ı gördüm. Kasvet, umutsuzluk bitti gitti. Gördüm… Duran Adam, kaybettiğimiz enerjiyi, inancı, coşkuyu, umudu yeniden kanımıza, ruhumuza zerketmek için orada duruyor. Gezi direnişçilerine soruyorum: Hep mi ezber bozacaksınız? Hep mi kanlarını beyinlerine fırlatacak sükunetiniz ve kararlılığınızla çıldırtacaksınız? Ve her gece yüzümdeki koca tebessüme inat gözlerim yaşla mı dolacak böyle, gururla, umutla, mutlulukla? Evet deyin lütfen.”

Evet dediniz, gördüm, duydum. Ama şimdi biraz ciddileşelim… Sosyolog Nazlı Ökten, şahsi blogunda Sosyoloji neden sinir bozar? başlıklı bir yazı kaleme aldı. Ökten’in “Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Gezi Parkı temsilcileriyle yaptığı toplantıyı terk etmesine sebep olan sosyoloji, Gezi’de olanları anlamamıza ne derece yardımcı olabilir” sorusuna cevap aradığı bu yazıyı okumanızı hararetle tavsiye ediyorum.

Fakat esas söylemek istediğim başka… Yazıda 1969’da ABD’de yaşanan bir olaydan da söz ediliyor. Bütün dünyadaki Occupy eylemlerinin atası sayılan bu olay California Üniversitesi kampüsü yakınlarındaki küçük Berkeley Parkı’nda cereyan etmiş. O dönem henüz California valiliğini yürüten ama yıllar sonra ABD Başkanı olarak dünyanın karşısına çıkacak olan Ronald Reagan parkı otopark yapmaya kalkışınca olanlar olmuş…

Şahsen ben, biraz okuyunca, fotoğraflara bakıp küçük birkaç belgesel seyredince Berkeley Parkı ve Gezi Parkı olayları arasında büyük benzerlikler gördüm. Direnişçiler orada da barışçı, iyi niyetli hatta saf… Yaratıcı sloganlarla ve pasif birtakım eylemlerle söylüyorlar sözlerini. Tamemen ihmal edilmiş durumdaki bir alanı işgal ederek güzelleştiriyorlar, şarkı söyleyerek, dans ederek, sabahlara kadar konuşarak orada yaşıyorlar günlerce. Bir bahçe bile yaratıyorlar… Sonradan gelen zulmün şekli de benziyor. Sanırım baskıcı iktidarlar en çok insanların bir araya geldiği küçük parklardan korkuyor, saldırırken bu birlikteliği hedef alıyorlar… Ama esas soru şu: Acaba neden?
Ben yorum yapmayacağım. Buyurun, önce biraz bilgi edinmek için Nazlı Ökten’in yazısındaki o bölümü okuyun, sonra da Berkeley Parkı direnişçilerden birinin tam 44 yıl sonra, bugün yaptığı yorumu… Elbette fotoğraflarıyla birlikte. Bir uyarı, daha uyanık olma tavsiyesi gizlidir belki satır aralarında, olabilir mi?

Duran Adam, Duran Kadın uyanık… Biz de öyle olalım.

“Altmışlı yılların toplumsal bereketi malum. Batı toplumları için 68′de simgeleşen ancak altmışlı yılların bütününe yayılan mücadeleler sonucu gerçekleşmiş kültürel dönüşümü verili bir hâl olarak kabul edenler açısından bu karşı-kültür hareketlerinin boyutunu incelemekte fayda var. Çünkü hak ve özgürlükler konusundaki mücadelelerin tarihsel boyutunu göz ardı etmek, Türkiye’de çoğulcu bir demokrasi imkanının ufkunu, sönmüş Avrupa Birliği yıldızlarıyla sınırlıyor. 1969 yılında California’da Berkeley kampüsü yakınlarındaki otopark yapılması planlanan bir araziyi işgal ederek People’s Park’a (Halkın Parkı) dönüştüren Berkeley öğrencilerine ateş açılması sonucu bir kişi ölmüş, bir kişi de gözünü kaybetmişti. Bu olaylardan bir süre önce seçim kampanyasına hazırlanan California valisi Ronald Reagan, Berkeley kampüsü için «komünizm sempatizanları ve cinsi sapıklar için bir cennet» tanımlamasını kullanıyordu. Birkaç ay sonra dört beş kişilik kalabalıklara bile müdahale eder hale gelen polis, Vietnam’da denenmiş biber gazıyla kitle kontrolü yöntemlerine Amerikan topraklarında ilk kez başvuruyordu. Berkeley in the Sixties belgeselinde bu olay hakkında konuşan görgü tanıkları, kampüse yaklaşan helikopteri gördüklerinde gözlerine inanamadıklarını, atılan biber gazının rüzgarla tüm şehre yayıldığını, okullardaki çocukları bile etkilediğini söylüyorlar. Haber bültenlerinde şu cümle kuruluyor: ‘The world is watching us’.” (Dünyanın gözü üzerimizde.)”

Ronald Reagan, barış sloganlarıyla parkı işgal eden, daha doğrusu çorak ve bakımsız bir alanı nihayet sahici bir park haline getiren 30 bin silahsız protestocu için “dirty f*cking hippies” de demiş. Ve polisi üzerlerine sürmüş. 1 kişinin öldüğü, bir kişinin de gözünü kaybettiği çatışmalarda 120 direnişçi ağır yaralanmış.

O sırada orada olan gençlerden biri sonradan çekilmiş People’s Park belgesellerinin birinde olayı son derece açık bir şekilde anlatıyor, özetleyerek veriyorum:

“Reagan’ın bu park yüzünden yarattığı hadise aslında California’daki eğitim sistemine karşı başlatacağı savaşa hazırlıktı. Zaten hemen ardından eğitim sisteminin yeni kurallarını ilan etti. Öğrenimin paralı hale getirilmesi ve alınan vergilerin yükseltilmesi anlamına gelen bu kurallara itiraz eden yöneticiler, eğitimciler işten çıkarıldı. Reagan’ın açıklaması, ‘Biz, entelektüel merakı sübvanse edecek kadar zengin değiliz’ oldu. Artık sınıflar tıklım tıkış kalabalık, ders kitaplarının içeriği eski, yanlış ya da sığ ve öğretmenler çok mutsuzdu. Okullardaki öğretmenlerin yüzde 50’den fazlası durumu protesto etmek için bu koşullarda ders vermeye devam edemeyeceklerini söyleyerek istifa etti. Bay Reagan hiçbir itiraza kulak asmadı. Ve yoluna devam etti. Sırada vergi reformu vardı. Bir sonraki adım, sağlık sistemini tamamen değiştirmekti. Psikiyatri hastanelerinde bilhassa geçerli hale gelen acımasız yasalar ve kesilen ödenekler yüzünden durum gittikçe kötüleşti.

Tabii People’s Park çatışmalarının ortasında olan bizler ne yazık ki esas meseleyi, Cumhuriyetçi Parti ve kuklası Ronald Reagan’ın yeni bir Amerika inşa etme çalışmalarını tamamen göz ardı etmiştik. O sırada tek düşündüğümüz Vietnam savaşının nihayet sona erdiğiydi. Daha fazla barış istiyor, bunun için haykırıyorduk. Meğer sağın güçlenişinin ilk adımlarına tanık oluyormuşuz. Esas işgal buymuş, sağ kanat ülkeyi göz göre göre ele geçiriyormuş.”

peoples-park1

peoples-park2

peoples-park3

peoples-park4

peoples-park5

Gülenay Börekçi
21 Haziran 2013
Kaynak; egoistokur.com