Bianet: İstanbul’da 882 gözaltı, 6 tutuklama

İstanbul Barosu Başkanı Kocasakal, savcıların “baret ve deniz gözlüğünü silah sayarak tutuklama istediğini” belirtti ve kendilerine kayıp olarak bildirilen dokuz kişiye halen ulaşamadıklarını söyledi.

gozalti

İstanbul Barosu, Gezi Parkı direnişi sürecinde yaşanan hukuk ihlallerini konu alan bir basın toplantısı düzenledi.

İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal, “durumun bir cadı avına dönüşmesi tehlikesinin bulunduğunu” söyledi.

“Tam bir cadı avının kullanılacağını gösteren işaretler var ve hatta başladı. Ergenekon, Balyoz, OdaTV gibi toplu davalara dönüştürüleceği görülüyor. İkinci endişemiz de sosyal medyanın baskı altına alınması.”

Dokuz kişiye ulaşılamadı

Baronun açıklamasına göre, “kendilerine 146 kişilik kayıp şikayeti geldi. 39 kadın, 105 erkek. 137’si bulundu ancak dokuzu halen bulunamadı.”

Gezi direnişi sürecinde İstanbul’da oluşturdukları kriz masasında yaklaşık 1000 avukatın görev yaptığını söyleyen Kocasakal şu açıklamayı yaptı:

“Sadece İstanbul’daki gösterilerde yaklaşık 17 bin kişi bu süreçte baroyla ilişki kurdu, hukuki yardım aldı. 882 kişi hakkında yakalama ve gözaltı gerçekleştirildi. 6 kişi tutuklanmış durumda. Gözaltına alınanların bir kısmının bugün de sorguları devam ediyor.”

“Protesto anayasal bir haktır. Kanun, ‘herkes önceden izin almaksızın şiddet ve cebir yöntemlerine başvurmadan gösteri hakkına sahiptir’ diyor. Bunun arkasında bir şeyler aramanın kimseye bir yararı yok.”

“Savcı baret ve deniz gözlüğünü silah olarak görüp cebir ve şiddet unsurunu sokup tutuklama istiyor. İstanbul ve Ankara’daki mahkemeler tutuklamaları reddetti.”

“Orantısız değil, hukuksuz güç”

Kocasakal polisin orantısız değil hukuksuz güç kullandığını söyledi:
“Başbakan ‘Tabii polis biber gazı sıkacak, bu Avrupa Birliği’nde de böyle’ diyor. Hayır, öyle değil. Polisin istediği zoru kullanma yetkisi yok. Bunun sınırı Polis Vazife ve Salahiyetler Kanunu’nda çizilmiş.”

“Kanunda ‘polis görevini yaparken direnişle karşılaşması halinde bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zor kullanmaya yetkilidir. Zor kullanma yetkisi kapsamında direnmenin mahiyetine ve ölçüsüne göre direnenleri etkisiz hale getirmek için gittikçe artan ölçüde kullanabilir’ diyor.”

“Yani önce ihtar yapacak, sonra kademeli olarak güç kullanacak. Yani önce bedeni güç, sonra biber gazı, cop su kullanacak. Yani polisin güç kullanması için direniş olması lazım. Ayrıca böyle durumlarda polisin kendiliğinden kullanma yetkisi de yok. Amiri karar verir.”

“Biber gazı rastgele kullanılmaz”

Kocasakal biber gazının rastgele uygulanamayacağını buna ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını olduğunu da ekledi.

“AİHM kararlarında biber gazının nasıl kullanılacağını gösteren kararlar var. Yakın mesafeden, yaralıların olduğu yere, kapalı alanlarda kullanamazsınız, açık alanlarda dahi istisnai olarak kullanamazsınız. Buna maruz kalanların uğrayacakları sağlık sorunlarına karşı tedbir alınmış olmalı. Bu kurallara uyulmadı.” (AS)

20 Haziran 2013
Haberin kaynağı için tıklayınız; bianet.org