Akşam: ‘Gezi’cilere mizahçılardan tam not

Birdenbire patlayan Gezi Parkı eylemleri ortalığı zekâ ve mizah parıltısıyla aydınlattı. Bir haftadır sokakta ve sosyal medyada birbirinden zeki espriler akıyor. Herkes en güzel espriyi yapma yarışı içinde… Bu yarışta mizahçıların kendilerini nasıl hissettiklerini merak ettik, ‘Gezi Parkı’yla patlayan mizahı sorduk…

mizahcilar

Toplumsal hareketlere, eylemlere fazla yabancı olmayanlar için tanıdık bir yakınmadır; “Hep aynı sloganlar, hep aynı pankartlar… Bize daha yaratıcı, zekice şeyler lazım.” Reklamcılardan, mizahçılardan ya da yaratıcılığıyla nam yapmış Beşiktaş taraftar grubu Çarşı’dan ‘yeni bir şey’ isteme fikri de her daim ortalıkta dolaşır.

Klasik ve hatta artık klişeleşmiş sloganlar, vesilesi, amacı ne olursa olsun belki de 20 yıldır hemen her eylemde karşımıza çıkar.

O hareketler insanların ufkunu açmadığı, yeni tahayyülleri tetiklemediğinden olsa gerek, her şey ezberle idare edilir zira.

“Birleşe birleşe kazanacağız!”, “Susma sustukça sıra sana gelecek!”…

Umudunu yitirmemen güzel elbette kardeşim! Ama bu nasıl bir umuttur ki, 20 yıl boyunca biraz heyecanla, biraz espriyle, biraz zekâyla kendini yenilemez. Yoksa sürekli aynı cümleleri tekrar ettirecek kadar sıkıcı bir şey midir ‘umut’?

Durum böyleyken, birdenbire patlayan Gezi Parkı eylemlerinin sokaklara, sosyal medyaya bir zekâ ve mizah parıltısı saçması alışkın olmadığımız bir durum. ‘Yeni bir şey’ ve tazelenmiş umutlar görüyoruz.

Bir haftadır her yerden zekâ ve espri akıyor. Ağırlıklı görüş, bu durumu; 1990’larda mizah dergileri arasına doğmuş, 2000’lerde sosyal medya dünyasında büyümüş 90’lar kuşağının en iyi bildiği şeyin mizah olmasına bağlıyor.

Karikatürist Mehmet Çağçağ’ın deyimiyle bir mizah yarışı yaşanıyor. Bu yarışta mizahçıların kendilerini nasıl hissettiklerini merak ettik, Gezi Parkı eylemleri ve mizah ilişkisi hakkındaki fikirlerini aldık.

O esprileri yapanlarla 3-4 mizah dergisi çıkarılır - Mehmet Çağçağ
Mizah dergisi çıkarırken aramızda yarış yapardık; en zeki, en eğlenceli espriyi bulmak için. Sokaklardaki espriler de bir mizah dergisi çalışmasına benziyor. Üzerinde düşünülmüş, bir yarış sonucu çıkmış espriler…

 

EYLEM MİZAHLA KAZANILDI
Mizah çok güçlü, alıcısı çok fazla olan bir dil. Reklamcılar, kapitalizm bile ürünleri pazarlamak için mizahı kullanıyor. Eylemciler neden kullanmasın? Sokakta bir mesaj görmüştüm. John Lennon’ın sözlerini her tarafa donatmışlardı; “Olay şiddet kullanımına dönüştüğü zaman sistemin oyununa geliyorsunuz demektir. Yerleşik düzen sizi kavgaya sokmak için kızdırmaya çalışacak, sakalınızı çekecek, yüzünüze fiske atacaktır. Çünkü, siz bir kere şiddet kullanmaya başvurduktan sonra sizinle nasıl baş edeceklerini bilirler. Nasıl baş edeceklerini bilmedikleri tek şey, şiddet dışı eylemler ve mizahtır.”

KORKAN İNSAN GÜLMEZ
Eylemlerdeki mizah aynı zamanda zekânın, korkusuzluğun, haklılık inancının, cesaretin ve barışçıl güler yüzlülüğün göstergesi. Egemenlerin kendilerine çok fazla güvenmesinin nedeni kolayca korkutabileceklerini düşünmeleri. Çünkü ellerindeki silahların çok korkutucu ve caydırıcı olduğunu düşünüyorlar. Görüldü ki, silahlar da mizah malzemesi ve o kadar korkutucu değil. Çünkü korkan insan gülmez.

GEZİ PARKI FARK ATTI
“Gezi Parkı hareketi Arap Baharı’ndan çok Batı’daki eylemlere benziyor” dedi Abdullah Gül, çok doğru tespit. Fakat burada önemli bir fark var; Gezi’deki güçlü mizah ne ABD’deki, ne Avrupa’daki ne de Tahrir’deki eylemlerde vardı. Nasrettin Hoca genleri fark attı.
l İktidar için en korkutucu şey dalga geçilmektir. Ancak korkusuz insan dalga geçebilir. Alay eleştiriden daha güçlü ve yıkıcıdır. Mizah masum, barışçıl olduğu için de daha kolay yayılıp, daha çok karşılık bulur insanlar arasında.

KISKANDIĞIM ÇOK ESPRİ VAR
Bu eylemler geçmiştekilerden çok daha yaratıcı. Vaktiyle üzülürdüm; yaratıcı sloganlar, afişler hazırlanmadığı için. “Mizahçılar olarak bir el atsak mı acaba?” derdik çevremizde. Fakat şimdi, sokak dergicilerin de önüne geçti. Sokağa baktığımda gördüğüm espriler arasında çok kıskandıklarım var. “Mustafa Keser’in Askerleriyiz” en koptuğum espri oldu. Bu duvar yazılarını yazanlar, sloganları bulanlar tespit edilebilse çok güzel dergi çıkarılır. Hatta bir değil, 3-4 dergi çıkarılır.

MİZAHÇILAR MESAJI ALMALI
Hükümetin nasıl sokaktan mesaj alması gerekiyorsa mizahçıların da sokaktaki yaratıcılardan mesajı alması gerekiyor. Dergilerdeki ayrışmaların bir nedeni de mizahın biçimiyle ilgili tartışmaydı. “Mizah politik olmalı” dediğimizde bazı arkadaşlar “Hayır, biz daha eğlenceli dergi çıkaracağız” derdi mesela. Mizah saygınlığını toplumsallığından, sosyalliğinden ve güce karşı güçsüzün yanındaki mücadelesinden alır.
Gezi Parkı eylemleri yeni dönemde politik mizahın öne çıkacağını gösteriyor.

BAŞBAKAN DA YETENEKLİ AMA
Aslında Başbakan’ın da mizah yeteneği olduğunu düşünüyorum kişisel yaşamında. Ama iktidarın ciddi olmayı gerektirdiğini düşünerek bu yeteneği kullanım dışı bırakmış. Oysa kullanarak geliştirse, ruhuna, sağlığına iyi geleceğini, daha esnek barışçıl, uzlaşmacı olacağını güçleneceğini düşünüyorum. Mizah her zaman ciddiyete 5 çeker, hem de 90’dan ters köşeye gollerle. Yalnız, mizah yapanda haklılık ve samimiyet esastır, yoksa ters teper.

İKTİDARIN EN ZAYIF GÜNLERİ
Bu iktidar çok güçlü. 12 Eylül askeri rejimi bile bu kadar güçlü değildi. Güzel şeyler yapıldı. Ama zayıf zamanlarını yaşıyor şu anda. Bunun büyük bir nedeni de kendilerinde eksikliği çok hissedilen mizah duvarına çarpmış olması. Başbakan’ı İstanbul’da, havaalanında destek için karşılayanların dövizlerinde mizahtan eser yoktu örneğin. Ne kadar ciddiyet o kadar kırılganlık, ne kadar mizah o kadar akışkanlık ve kırılmazlık.

Sanki ben de 17 yaşındayım ve sokağa dökülmüşüm  - Metin Üstündağ
Bu gençlerin hepsi mizah dergisi okuru. Dolayısıyla mizahı biliyorlar ve hem bizim yaptığımız esprileri çeşitliyorlar, hem çok zeki, sıfır espriler üretiyorlar.

Eylemciler, 17-24 yaş arasında, dolayısıyla tam mizah dergisi okuru profili. Bu çocukların siyasi donanımı mizah dergilerinden edindikleriyle oluşuyor.

Bizim kuşakta teori ön şarttı. “Marx şöyle der, Engels böyle der” durumu yok bu gençlerde. Spontane bir tepki var. Direkt ‘kanka’ bilgisi mizahından besleniyorlar. Bu gençlerin direnişi daha samimi ve kendiliğinden…

Dergiyi hazırlarken aklımıza bir espri geliyor, “Gençler yapmıştır” diyerek kontrol ediyoruz mesela. Bir de esprileri çok gerçek, çok doğal. Mesela biz beyaz kâğıda eskiz çiziyoruz onlar direkt duvarlara, kaldırımlara yazıyorlar. Hem de biber gazı altında. Bu gençlerin hepsi alaylı hem okulsuzluk anlamında, hem şakacılık anlamında! Kendi yazdığım esprilerin türevlerini görmek de çok mutlu ediyor beni bir yandan.

Bir ara sanki 17 yaşındaymışız da sokağa dökülmüşüz duygusu oluştu bende de…

Bu eylemin ürünleri kitaplaşmalı - Vedat Özdemiroğlu
Gezi direnişi aynı zamanda bir mizah patlamasıdır… Mazlumun silahıdır mizah… Despotla, diktatörle dalga geçmek, geniş zamanlı bir ibadettir!

Sloganlar arasında çok sevdiklerim oldu, Gümüşsuyu’nda caddeye, ‘TOMA, bekleme yapma!’ yazılmış… Bu slogan, afiş ve pankartlar mutlaka belgelenmeli, kitaplaşmalı.

Bu eylem namuslu, zekice bir eylem. Eylemin mizah söylemi de yenilikçi, yaratıcı, yüksek zekâlı…

Raslantı mıdır? Hiç de değil… Başından beri Gezi’deyim; eylemcilerin mizahı, benim eylemciliğimden daha iyi. Tüm direnenlere selamlar…

En kuvvetli mizah Türkiye’de…  - Kutlukhan Perker
Sosyal medyayla sokağın organik bağı var. Bu eylemlerde bu bağ daha da güçlendi. Twitter’da yazılanları sokakta, sokakta yazılanları Twitter’da görüyoruz. Sosyal medyada görünür olmak için zekice, dikkat çekici şeyler yazma çabası da bu eylemle birlikte sokağa taşındı.

Baskıcı ortamlarda insanlarda tepki ortaya çıkıyor. Mizah geleneği gelişmiş bir yerde yaşıyoruz. Günümüzde de mesela dünyanın en kuvvetli mizah dergileri Fransa ve Türkiye’de yayınlanıyor. Bu nedenle bizde tepki gelişirken mizahtan fazlasıyla nasibini alıyor.

Mizah dergilerinin işi zorlaştı  - Bahadır Boysal
Türk mizahı güçlü geleneğiyle yetiştirdiği okur yaratıcılığını sokağa ve sosyal medyaya saldı. Ne mutlu ki artık boynuz kulağı geçiyor. Sosyal medya neredeyse mizah dergilerine nal toplatıyor. İnternet kullanıcılarının olaylara anında tepki verme ve komikleştirme hızlarına mizah dergileri bile yetişmekte zorlanıyor.

Yine de internetin kirli ve dağınık yapısının karşısında mizah dergilerinin çerden çöpten ayıklanmış rafine içeriği okurlar açısından bir avantaj. Sokak ise hâlâ en avantajlı ifade alanı. Anonim, korkusuz, hesapsız bir sokak dili, internetin sanal ve abur cubur tüketim ortamından çok daha hakiki.

Sokaklar bizi solladı - Piyale Madra
Biz karikatüristler Gezi Parkı eylemleriyle ilgili gazeteler ve sosyal medya için çizdik. Ama Gezi Parkı eyleminde halkımız bizi solladı. İnce, vurucu ve müthiş komik yazılar, videolar, kolajlar; trajik olanla komik olanı o kadar güzel birleştirdiler ki… Bazıları zaman zaman aklıma geliyor ve içimden kahkaha yükseliyor. Yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunda mizah mutlaka bir yerlerden çıkıyor. Bu seferki bir patlamaydı. Gezi Parkı esprileri mutlaka kitaplaştırılmalı.

Eyüp Tatlıpınar
09 Haziran 2013
Haberin kaynağı için tıklayınız; aksam.com.tr