Gezi Tutsağı Emek Ulaş Suna Yazdı “Biz Barıştık”

emek-ulas-suna

Lise yıllarım zorlu zamanlardı benim için. Kenar bir mahallede, duyguları ve kültürleri bastırılmış, bizim gibi komşularla susarak, susturularak yaşardık. Lisedeyken başlamıştım bu baskıcı, gerici ve tekçi sistemin çürümüşlüğünün farkına varmaya. Benim gibi bu durumdan rahatsız olanların, itirazda bulunanların yazılarını, gazete ve dergilerini takip ediyordum.

Bir gün ders esnasında yapılan aramada, çantamdaki “siyasi içerikli” dergiden kaynaklı idare ve öğretmenlerle karşı karşıya gelmiştim. Bana ceza vermeye kararlı olan, dergiyi ve düşüncelerimi aşağılayan öğretmenden dolayı; o güne kadar içimde bastırmaya çalıştığım duygularım kabarmış, isyanım patlak vermişti! O öğretmeni ve davranışlarını aklıma kazımıştım.

Okuduklarımdan öğrendiklerimi uygulamaya karar verdim. Kolektif aklın gücünü keşfedip, birlikteyken güçlü olduğumuzu gördüm. Liseyi bitirip üniversiteye başladığım dönemde; baskıcı, inkârcı, asimilasyoncu politika ve uygulamalara karşı basın açıklaması, eylem ve mitinglere katılıyor; bazen de bizzat düzenlenmesinde katkıda bulunuyordum.

Mayısın sonuna doğru üniversiteden arta kalan zamanlarda çalıştığım firmanın önünde gerçekleşen yürüyüşü görünce, üzerimdeki takım elbiseyi dahi değiştirmeden kendimi insanların arasında bulmuştum. İş hayatım bitmişti, lakin Gezi Parkı’nda olmaya paha biçilemezdi.

Haziranın ilk günlerinde Gezi Parkı’nda kurulmuş olan komünde dağıtıma yardımcı olurken, lisedeki öğretmenimi gördüm. Yılların biriktirdiği “küslük” ve “öfke”, öğretmeni komünden yemek alırken, parkın orta yerinde görünce tuzla buz olmuştu. Yıllar, beni geliştirip düşüncelerimi sağlam adımlarla pekiştirmiş, öğretmeni de kökten değiştirmişti demek…

Beni tanıdı, fakat bir şey diyemedi. Yüzümde oluşan, yıllar önce atılan tokat kızarıklığının hafif solundaki küçük tebessüm, “küslüğü” bitirmişti. Evet, biz hiç konuşmadan, o an barışmıştık.

Gezi, aslında hepimizin barışma günüydü. Ne hangi topraklarda doğduğumuz, ne dini inancımız, ne de düşüncelerimizin farklılığı engellemişti bu kucaklaşmayı. Gezi, birleştirmişti hepimizi.

Gezinin bu birleştiren ve özgürleştirici havasından korkanlarca tutuklanmama rağmen hiç tanımadığım insanların mektuplarla burada, eylemlerle sokaklarda bizlere destek olması mutluluk ve gurur verici. Hele de “Bu daha başlangıç, mücadeleye devam” sözünü doğrulayan pratikler/gelişmeler ortadayken…

Mesafeli olduğumuz pek çok çevreye, yeterince gidemediğimiz halk bölükleriyle, üzerine yer yer karamsarlık gölgesi düşen “halka güven” duygusuyla daha sıkı sarılmış, kucaklaşmıştık haziran günlerinde.

Eylül korkusu paçalarını sarmışken… Hayatın ve sokağın gökkuşağı renkleri, düzenin tektipleştirici grisini yenilgiye uğratırken… Daha bir güvenle ve umutla yüklü olmaz mı insan?

Son sözüm öğretmenime… Eğer bir şekilde bu mektubumu okuyorsa diye… Kötü anılarımızı silen Gezi günleri, hepimiz için aynı umuda doğru atılan yeni adımların vesilesi oldu. Hayatın güzellikleri, tıpkı Gezi komününde olduğu gibi, bizi buluşturur nasıl olsa… Eylülde de, haziranda da. Dilimizde özgürlük, eşitlik ve barış olsun yeter ki!

Emek Ulaş Suna - Edirne F Tipi Hapishanesi
22 Eylül 2013
Kaynak; Gezi Tutsaklarıyla Dayanışma Ağı