Birgün: Aydınlanmanın mimarı sosyal medyaydı

İnternetin gündemi takip etmenin en sağlıklı yollarından biri olduğunu tam anlamıyla Gezi direnişinde öğrendik. Fotoğraf ve videolardan sokakta ne olup bittiğini fark ettik. Ancak şu sıralar ‘aradığınız işlerin çoğuna bugün ulaşılamıyor.’ İnternet sansürüne takılan işlerin sahiplerinden biri direnişte çektiği fotoğraflar ve videolarla tanıdığımız Fatih Pınar.

aydinlanmanin-mimari-sosyal-medyaydi-1

Fatih Pınar, Gezi’deki yüzlerce fotoğrafçıdan biriydi. Ama ilk video röportajını yapıp internette yayınca en çok ‘tık’ alan fotoğrafçı oldu. Peki Pınar, Gezi sürecini nasıl yorumluyordu? “Gezi herkesin olduğu gibi benim de hayalini kurduğum bir şeydi. Uğradığımız haksızlıklara baş kaldırmadığımız için hayıflanıyordum Gezi öncesi. Bir aktivist olarak da o tarihi belgelemek benim için bir görevdi.” Gezi’den önce de hak ihlallerini fotoğraflayan Pınar “O gün orada pek çok gazeteci vardı, ama ben o gün çekip kurgulayınca bambaşka bir iş çıkmıştı. Sırf bu yüzden internet gazeteciliğini hedeflemiştim. Gezi sürecinde işsizdim. Hak haberciliği yaptığınız için bile bir yerde çalışamıyorsunuz. Ben Ntvmsnbc’de çalışıyordum. Bir evsizin hikayesini yapmıştım, tepki görünce işi bıraktım. Çünkü bu insanların bırakın göstermeyi, gerçeği görme gibi bir gayretleri bile yok. Madem ana akım medya, egemen patronların elinde; bize kalan sadece internet… İnternet de bağımsız olduğu için daha özgür ki bunu Gezi’de de gördük… “ diyor. Pınar’ın bahsettiği bağımsız internet haberciliğiyse son günlerde sıklıkla gündeme gelen internet yasaklarıyla sansürlenmeye çalışılıyor. Bugün pek çok meselenin ortaya çıkmasında sosyal medyanın etkili olduğunu söyleyen Pınar; “Mesela 90’larda yaşanan o kirli savaşta böyle bir aydınlanma olmamıştı, çünkü bunu sağlayan da internet ve sosyal medya… Ben de bunu kullanıyorum” diyor.

Foto muhabirliğimi yok ettiler!
Pınar’ın sosyal medya aracılığıyla yayınladığı videoları en çok konuşulanlar arasında yer alıyordu. Dünyanın en çok izlenen video portallarından ve özgün işlerin yayınlandığı Vimeo.com geçen haftalarda yasaklanınca Pınar’ın 72 videosu da yasaklanmış oldu. Pınar, bunun üzerine Facebook profilinden şöyle bir tepki gösterdi:  “…Beş yıllık emeğimi, sanatımı, foto  muhabirliğimi, video aktivistliğimi yok ettiler. Her saniyesini, her kelimesi iğne oyası gibi işlediğim onca çalışmam, onbinlerce kişinin izlediği videolarım artık yok. Bu sadece bana değil, bu videoları özgür iradesiyle arayıp bulan ve beğendiği için izleyen onbinlerce insana da saygısızlıktır, iradeyi sansürlemektir. Bir insan hakları ihlalidir ve suçtur…”

Ünlüleri yoksul kılığında çekmek moda
Fatih Pınar, son günlerde Zeytinburnu Spor Salonu’nda 600 evsizin hikayesini çekti. Onlarla kaldı günlerce, bu bir yanıyla tepkiydi, sebebiniyse şöyle özetledi: “İki-üç gün Zeytinburnu Spor Salonu’daydım, evsizlerin hikayesini çektim… Mesela Türkiye’de, ünlüleri yoksul kılığında çekmek moda oldu, dikkat çekmek için. Gerçek evsizler varken neden ünlüler objektif karşısına çıkıyor? Bu tam da sistemin bize yaptığı gibi gerçeği ört pas etmekle paralel. Ben de buna tepki olarak gerçek evsizlerle yaşadım, onlarla röportaj yapıp, fotoğrafladım.”
Pınar orada yaşanan asıl soruna dikkat çekiyor: “O kadar rahatsızlar ki bulundukları durumdan, bu insanlar iyilik istemiyor, haklarını talep ediyor. 600 kişi birlikte tüm gün hiçbir şey yapmadan kalıyorsa bir sorun vardır. Atölyeler oluşturulup etkinlik yapılabilir. Devlet ve belediye onlara iyilik yaptığını düşünüyor. İşte ben bu yüzleşmeyi sağlamak istiyorum. Kişisel bir kırılma yaşıyorlar, sisteme bizim gibi yamanmak istemiyorlar, onlar bilinçli olarak sistemi reddedenler… O yüzden de acıyarak bakmamak gerek.” Sorunun derinleşerek büyüdüğünü söyleyen Pınar, devlet zihniyetinin insanları bir çıkmaza sürüklediğini toplumsal ve tarihsel süreci görmediğini söylüyor. Fatih Pınar’ın soruları konuştukça da çoğalıyor… “Çünkü Türkiye’de hepimiz çok konuşuyoruz; üniversite kampüslerinde, panellerde, seminerlerde, yoksulluğun boyutunu tartışıyoruz… Aç kalan insanların istatistiklerini açıklıyoruz! Ne çok konuşuyoruz! Peki ne kadar muhatabız onlarla? Sadece vicdan rahatlatmak mı bizimki? Ahkam kesmenin moda olduğu günümüzde hangi yoksulun evine girdik?”

Gülşen İşeri
18 Ocan 2014
Haberin kaynağı için tıklayınız; birgun.net