Bir Gün: Dikkat! Kulübede sosyalist var

dikkat-kulubede-sosyalist-var-1

Hatırlayacağınız  üzere geçen sezon öncesinde Yıldırım Demirören’in maddi ve manevi kulübü enkaz haline getirip Federasyon Başkanlığı’na kaçmasının hemen ardından yönetime gelen Fikret Orman ve ekibi Beşiktaş’ın başına Samet Aybaba’yı getirmişti. Sezonun parolası “Feda” primi de menemen olarak belirlenmişti. Post şike buhranı, sınırlı bütçe, kadro ve yetersiz bir teknik direktöre karşın Beşiktaş beklentilerin aksine ilk üçe girmeyi başarmış, ancak bu başarı Aybaba’nın takımda kalmasına yetmemişti.

Aybaba futbol oynadığı yıllarda Turgut Özal ve Semra Özal’a yakınlığı  ile tanınırdı. Samet kaptan jübile maçı sonrası şeref tribününe çıkıp Özalların elini öpmüştü. Onların siyasete davet ettiği Aybaba, 1987 genel seçimleri öncesinde Beşiktaş’ın Fulya tesislerinde futbolcu arkadaşlarıyla birlikte “Seçimde söz istiyorum” yazılı formalarla poz vermişti. Aynı isim Gençlerbirliği’ni çalıştırırken görevine son veren yönetime El Saka’yı kastederek “Bu ülkenin insanları beni bir Arap’a tercih ettiler” diyerek yabancı oyunculara nasıl baktığını da göstermişti.

Şimdi ise Beşiktaş’ın başında futbol direktörü Özen’in ifadeleriyle “Sürekli çözüm arayan, teknik ve taktik anlamda bir eksik gördüğünde hemen özel önlem alan ya da oynadığı hazırlık maçlarıyla ilgili doğru analizler yapan, ortaya çıkan neticeye göre antrenman planlamasını değiştiren bir teknik adam” var.

Ama daha önemlisi siyah beyazlı takım sosyalist olduğunu her defasında vurgulayan, kulübede sigara içen, kurallardan hoşlanmayan, hukuk fakültesi mezunu, çoşkulu, muhalif bir “rock star”a emanet. Hem de futbolun siyasetten uzak tutulması için seferber olunan bir sezonda. İktidarın rahatsızlığının altında Gezi Direnişi’nin sembol isimlerinden biri var, Beşiktaş’ın can taraftar grubu Çarşı. Biliç nasıl bir kulübe, nasıl bir dönemde geldiğini biliyor ancak yönetimin Biliç’i ne kadar bildiğinden şüphelerim var. Futbolun siyasetten arındırılması için özel çabalar sarfedilen şu günlerde yönetim Hırvat teknik adamın açıklamalarının arkasında ne kadar durulabilecek hep birlikte göreceğiz. Umarım Orman ve arkadaşları yaygın biat kültürünün etkisiyle iktidarın baskılarına boyun eğerek Biliç’i kurban vermeye kalkmaz.

Sorular ve cevaplarla futbol dünyası

Hürriyet’in haberine göre Biliç, Beşiktaş’ın Gaziantep’le oynadığı maç sonrasında kendisine yöneltilen “Sosyalist biri için takımın oyunu ne kadar toplumsal?” sorusuna, “takım olarak oynuyoruz, takımın buradaki felsefesi -Güç halkındır- felsefesi. Burada  fakirler ve zenginler yok, sınıflar yok. Halkın desteği var, sınıfları ortadan kaldırarak, gücü halka vermeye çalışıyoruz. O bakımdan sosyalist bir takım yaratıyorum” cevabını vermişti. Cevap şahaneydi de soru bir tuhaftı. İster istemez spor basını sosyalizmi mi keşfediyor diye düşündüm. Ardından sorunun aslını soruyu soran yazarın yazdığı gazetede okudum. Radikal gazetesinin spor müdürü Uğur Vardan’dı soruyu soran. Hürriyet ya da Fanatik muhabirinin anlayamadığı ve aktaramadığı sorunun aslı ise “Sosyalist Biliç’in takımının oyun stratejisi ne kadar paylaşımcı, ne kadar toplumsal?” idi. Ortaya çıkan iki farklı ifade sadece Radikal ve Hürriyet arasındaki farkı değil, soruyu soran ve basın toplantısında olanları not eden muhabir/spor yazarı arasındaki farkı da net olarak ortaya koyuyordu.

Aslında Uğur Vardan içinde “sosyalizm, toplumsallık, takım oyunu, paylaşımcılık”  sözcükleri geçen sorusuyla spora fevkalade siyaset bulaştırıyordu. Sorudaki oyun planının toplumsallaşması kısmını halen pek anlamış değilim ancak Biliç bu zeki soruya verdiği akılcı cevaplarla durduğu yeri de net olarak bizlere göstermiş oldu.

Şimdi gelin milli takımın başına getirilen Fatih Terim’e şu soruları sorma cesaretini gösterilim: “Türkiye’nin demokrasi konusunda dünyaya örnek olduğu şu günlerde, milliyetçi Terim’in oyun stratejisi ne olacak?”
“Sizce, Başbakanın milli takımın başında sizi görmek istemesinin ardında, olası bir Dünya Kupası başarısı ve bu başarının AKP’nin seçim propagandasının bir parçası olarak kullanılması ihtimali nedir?”
“Suat Kılıç’ın sporda siyaset istemiyoruz açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?”

Bu soruları sorma cesareti gösterebilecek spor yazarı ya da muhabirinin üçü beşi geçmeyeceği aşikâr. Terim’in bu sorulara sakince cevap vermesi zor bir olasılık. Öyleyse hoş  gelmiş Biliç…

Anlayacağınız, 34. dakikalarda Gezi’ye selam çakılacağı, Biliç’in basın toplantılarının ve özel röportajlarının ilgiyle takip edileceği, sporda siyaset istemeyen, her türlü muhalif sesi susturmayı asli görevi sanan iktidara gereken cevabın verileceği, renkli, eğlenceli ve politik bir futbol sezonu bizleri bekliyor.  Ve şüphe yok ki, Biliç ve Çarşı bu karnavalın en renkli, en aykırı, en karşı aktörleri.

Güneş Duru
4 Eylül 2013
Kaynak: birgun.net