Bianet: Kadıköy’de gökkuşağı vardı-Buse Kaynarkaya

Forumfest gökkuşağının bütün renklerini bir araya toplamıştı. Asi kırmızıdan duygusal pembeye, kıpır kıpır maviden mis kokan yeşile, pırıl pırıl sarıdan günbatımı turuncuya- bütün renkler sahnede ve alandaydı.

kadıköy

Serdar Çalık

Gökkuşağının direnişle özdeşleştiğini söyledi geçenlerde değerli bir büyüğüm, aynı zamanda “boyun eğme” yazılı giyisilerin de…

Sonra konuşurken eylemler sırasında karşılaştığımız birçok şeyin eylemlerle özdeşleştiğini fark ettik.
Haklıydı elbet, kimin flaması olursa olsun, hangi örgütün mottosu olursa olsun eylemlerde karşılaştığımız her şey, yer etti zihinlerimizde.

Kadıköy’de 15 Eylül’de yapılan Forumfest de gökkuşağının bütün renklerini bir araya toplamıştı. Asi kırmızıdan duygusal pembeye, kıpır kıpır maviden mis kokan yeşile, pırıl pırıl sarıdan günbatımı turuncuya- bütün renkler sahnede ve alandaydı.

Hayko Cepkin, Ceylan Ertem, Grup Yorum, Cenk Taner, Marsis, Yeni Türkü, Bulutsuzluk Özlemi, Kardeş Türküler ve tanımadığım Kürt bir grup- çeşitliliğe bakınca memleketi görüyor insan. Ceylan Ertem’in caz tınıları, Grup Yorum’un marşları, Bulutsuzluk Özlemi’nin rock soloları, Marsis’in kemençesi, Kardeş Türküler’in hepimizi altına alan şemsiyesi, Yeni Türkü’nün güzelim yan flütlü şarkıları… Ne kadar şanslı bir coğrafyada yaşıyoruz farkında mıyız? Çeşitliliğin rahatsız edici bulunmadığı ve gönülden zenginlik olarak kabul edildiği bir dünya hayali ne güzel…

Ceylan Ertem’in çiçekler içindeki sonsuz güzelliğinde (ki bu bana kırılganlığını hissettirdi) binanın birine asılmış ölülerimizin betimlendiği pankartı işaret edip tüylerinin ürperdiğini söylemesi, Grup Yorum’un aynı pankartı işaret ederek hepimizi el ele tutuşturması, Cenk Taner’in dostlarıyla konuşur gibi polisten şikayet etmesi, Marsis’in Recep Tayyip Erdoğan’a uyarlanmış ve insanları kıpır kıpır eden şarkısı, Yeni Türkü’nün güler yüzlü yumruğu, Kardeş Türküler’in her dilde güzelliği… Ne kadar özel, ne kadar güzel ve ne kadar iyi bir organizasyondu. Birkaç şarkılık konserlerin aralarına serpiştirilmiş anlamlı konuşmalar, devam etmekte olan forumlardan gelen çağrılar, sloganlar, sürekli yinelenen taleplerimiz ve benim gözlerimi dolduran o özel an: Ölülerimizin ve Berkin’in yakınlarının bizimle dertleşmeleri…

Forumfest, iktidarı “Eylül” takıntısına karşı geri dönüşü yapılmayan taleplerimizden vazgeçmediğimize ikna etmek, ölülerimizi unutmadığımızı ve unutmayacağımızı anlatmak, küçük bir çağrıyla binlerin toplanmaktan artık korkmadığını memleketin her yerinden forumların da katılımıyla göstermek için Kadıköy rıhtımda düzenlenen müziğin sloganlara karıştığı güzel bir toplantıydı. Saat 15’te başlayacağı duyurulmuştu; fakat ben 17’de oradaydım ve Hayko Cepkin ile sonrasını dinleyebildim.

Hepsi böylesine güler yüzlü, birçok şeyi içselleştirerek yaşayan insanlar güneşin parlak ışığı, ayın yalnız anaçlığı, evrenin bütün renklerinde ve yıldızların titrek alevinde bir araya geldiği zaman hiçbir şey aksini iddia edemez bizim birer akordeon, bas gitar, davul, zurna, yan flüt, klavye veya keman olabileceğimizi ve hep birlikte güzel bir koroya dönüşebileceğimizi.

Türküleri söylendikçe çağdan çağa, kimseler unutmaz Dersim’i, Roboski’yi, Ethem Sarısülük’ü, Medeni Yıldırım’ı ve Serdar Kadakal’ı.

Sözlerini anlamadığı bir şarkıya hüzünlenebiliyorsa bir tek insan bile, Nazım Hikmet ağlamaz göklerden üzerimize üzerimize.

İstanbul, dünyanın ve memleketin her yerinden insanın bir arada yaşadığı bir şehir ki böyle bir festival en çok İstanbul’a yakışırdı. Küçük bir Türkiye prototipinin müzikle bir boyut daha küçülmüş haliydi oradaki kitle. Her konser arasında hesabımızı soracağımıza and içtik. Çünkü bizim taleplerimiz insancıl. Biz ses çıkarıyoruz barışa, demokrasiye, adalete, özgürlüğe; fakat karşılığında cop yiyoruz, biber gazıyla boğuluyoruz, ölüyoruz en basitinden, tek kelimeyle ölüyoruz- öldürülüyoruz. Ana dilimizde eğitim görmek istiyoruz, seçim barajının kaldırılmasını, talep az da olsa hepimizin isteklerini dillendirecek insanların meclise girmesini istiyoruz, nefes alma ihtiyacımızı sağlıklı karşılayabilmek için biber gazı kullanımının yasaklanmasını istiyoruz. Çünkü haklıyız.

İyi ki seviyoruz dünyayı böyle çok! İyi ki böylesine bağlıyız özgürlüklerimize ve yaşama sevincimize! (BK/HK)

Not: Fotoğrafı çeken Serdar Çalık’ın fotoğrafı kullanmam karşılığında benden istediği şeyi de duyarlı olan herkesle paylaşmak isterim: Engelli Çocuklarımızın Önündeki Tüm Engeller Kaldırılsın

Buse Kaynarkaya
21 Eylül 2013
Kaynak;bianet.org