Bianet: Armutlu’da neler Oldu? Neler oluyor?

Bir oturma eyleminde tanıştığı sevgilisi onun ölümünü rüyasında görüp dikkat etmesini söylediğinde Ahmet Atakan, “Merak etme bir şey olmaz” diyerek sıkıca sarılmıştı ona.

armutlu1

Asi’nin kenti Hatay’da halk hareketi gün geçtikçe ivme kazanırken, göçmen kadın hikayeleri yazmak için ilk kez ziyaret ettiğim şehirde kendimi güçlü bir direnişin ortasında buluyorum.

Kentte ilk saatlerim Harbiye ziyaretinin ardından Valilik civarındaki Eğitim-Sen’de geçiyor. Şehirde ‘kevgir’ tanımlamasıyla eleştirilen sınır şeridine yakın okulların taşınması konusunda bir girişim olup olmadığını merak ediyorum. Eğitim-Sen Şube Sekreteri Hasan Kaplan’dan sınırdaki okulların taşınmasını talep edebilmek için gerekli tehlike raporlarının hazırlanmasının kolay olmadığını ve bununla ilgili bir hazırlık içinde olmadıklarını öğreniyorum. Ne de olsa Ceylanpınar’da sınıra sıfır noktasındaki Mevlana, Ceylan ve Atatürk okullarının taşınması da gerçekleşmemişti. Coğrafyanın çocukları mermilerle bezenmiş binalarda eğitim yılına başlıyor. Ders: hayat mücadelesi.

“AKP içkiyi bize yasakladı”

armutlu2

Kente vardığım 9 Eylül günü diğer bir önemli gelişme yürürlüğe giren içki satışı yasakları. Antakya Öğretmenevi’ne uğruyorum. Müdür Yardımcısı Alper Yıldırım kar getirmediği gerekçesiyle son beş yıldır içki satmadıklarını aktarıyor. Bahçesinde konuştuğum garson ise “AKP içkiyi bize yasakladı” diyor.

ÖDP’nin kalesi Samandağ’ın Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Kamacı ile tanışıyorum. Çoğunluğu Alevi Samandağ’da içki satışı yasaklarını kimsenin takmadığını anlatıyor. Halk arasında buna ilişkin şakalar bile gelişti. Uğradıkları bakkalın dostluktan bir içki hediye ettiğini, kendilerininse dükkanı severek bağışta bulunduğunu böylece ‘sakıncalı’ saatlerde içki alabildiklerini anlatıyorlar.

İlk hizmet döneminde özgüvenleri artan Samandağlı ÖDP’liler, seçimlerde CHP ile işbirliğine hazırlanıyor.

Aklıma “dünyanın en uzun sahillerinden Samandağ neden hala yeterince bilinmiyor” sorusu takılı kalıyor. “Olimpiyatların Türkiye’ye verilmemesi iyi bir karardı” diyen Kamacı, bunu Suriye savaşına ve AKP’nin çete El Nusra’ya desteğine bağlıyor.

Armutlu’daki halk hareketine Suriye’ye müdahale konusunun ABD Kongresi’nde görüşüldüğü saatlerde tanık oluyorum. Beni karşılayan iş kadını arkadaşımla buluşma heyecanı yaşıyoruz. Topuklu ayakkabılar ve kolumuzdaki ağır çantalar müdahale halinde iyi koşup koşamayacağımızı düşündürüyor.

Gündüz Caddesi’ndeki BP’nin önünde yapılan oturma eylemini göbekteki kebapçıdan izliyoruz. Sivil polislerin Halkevi Başkanı Eylem Mansuroğlu’nu aralarına çağırarak ‘anlaşmaya’ varma çabalarına tanık oluyoruz.

Gecenin ilerleyen saatlerinde bir gencin, Ahmet Atakan’ı hayatını kaybettiğini duyunca “sahi buna mı anlaşmıştınız” sorusu iç seslerime eklendiğinde, karşıma çıkan herkesi sorgulamak istiyorum.

Göstericilerden bazıları gözaltılardan sonra mahallede kendilerine apartman kapısı açan sakinlerin sayısının son günlerde oldukça düştüğünü anlatıyor.

Ahmet düğünden gelmişti

armutlu3

Soldan sağa: Mahir, Nurettin, Yunus, Dilber, Eda, Saliha ve İlyas

Arkadaşlarından Ahmet Atakan’ın ailesiyle o gece düğüne gittiğini öğreniyorum. Ahmet telefonda ‘yoldaş’larının polis müdahalesi nedeniyle zor durumda olduğunu duyunca takım elbisesiyle Armutlu’ya gelip, civardaki bir evde üstünü değişip eyleme katılıyor. Düğünden koyu renk kıyafetlerle çıkmıştı, ardından üzerine açık renk pantolon giymişti. Binadan düşen cisimse simsiyahtı. Kafamdaki sorular art arda sıralanıyor, gün yüzü arıyor.

Gösterilerde her zaman en ön saflarda yer alan Ahmet, Sevgi Parkı’nda 60 gün boyunca çadırda kalan ekipteydi. Manisa’da işletme bölümünden mezun olduktan sonra,  Antakya’da günlük işçi olarak çalışıyordu. Fayans döşemecisiydi; bir emek işçisi.

Halkevi yöneticilerinden Mahir Mansuroğlu, eyleme katıldığı ilk saatlerde omuz omuza geldiğinde Ahmet’in kendisine “Bugün çok kötü olacak. Birimizi öldürecekler” dediğini söylüyor.

“Biz halkız”

armutlu4

Samandağ Belediye başkan yardıcısıyla

Antakya’da Uğur Mumcu Bulvarı’ndaki kavşakta her akşam bekleyen polisler ve toma’lar bölge halkının gözünde ‘kışkırtma’ olarak görülüyor. Mahallelerini savunduklarını ve yaşam hakkı talep ettiklerini ifade eden göstericiler ‘biz halkız’ diyerek kendilerinin hiçbir örgüte ait olmadığını sıklıkla belirtiyorlar.

Binlerce eylemci aradan üç ay geçmesine rağmen Abdullah Cömert’in ölüm sebebinin halen resmi olarak belirlenememesinden dolayı duyduğu kızgınlıklarını sokak direnişinde göstermeye devam ediyorlar.

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Başkanı ve Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, Cömert’in otopside ölüm nedeninin ortaya çıkarılamaması üzerine bulguların gönderildiği Adli Tıp Kurumu’nun zaten son derece politik bir yer olduğunu bunun son dönemlerde de arttığını kısa bir zaman önce gündeme taşımıştı.

Göstericiler arasında otopsi sonuçlarının profesyonelce yapılıp yapılmadığı üzerine şüpheler artarken, Armutlu gençliği her akşam Gündüz Caddesi’nde barikatlar kuruyor.

Ahmet sevgilisiyle direnişte tanışmıştı

Tüm günlük yaşamları eylem etrafında geçen Armutlu gençliği beraber sosyalleşiyor. Ahmet Atakan da sevgilisi Buket Yeşilova ile bir oturma eyleminde tanışmıştı. Üniversitede Muhasebe okuyan 21 yaşındaki Buket, sevgilisinin ölümünü iki hafta önce rüyasında görüp, bunu kendisine söylemişti. Ahmet merak etme bir şey olmaz diyerek sıkıca sevgilisine sarılmıştı.

Tüm bu mücadelenin arasında, Armutlu insanının sıcaklığı içimi ısıtıyor. Sanki bir kocaman kalpler diyarı. Sıcaklık, dayanışma ve daha fazlası.

Antakya’da yerleşik Arap Alevileri misafirine giderken de “hoş geldin” diyor. Bu yüzden midir bilmiyorum hiç ayrılmak istemiyorum.

Dişlerin kırıldığı, düşlerin sustuğu bir yerde, hiç kimse olmaya cesaret ediyorum. Hikayeler de orada başlıyor. (FG/HK)

Figen Güneş
16 Eylül 2013

Haberin kaynağı için tıklayınız; bianet.org