4 Temmuz 2013 Forum Not ve Kararları


100. Yıl İzci Parkı Forumu (Ankara)
4. Levent Sporcular Parkı Forumu
Adana Atatürk Parkı Forumu
Adnan Kahveci Parkı Forumu
Anıtpark Forumu
Boğaziçi Forumu
Doğancılar Parkı Forumu
Etiler Parkı Forumu
Gaziemir Halk Forumu (İzmir)
Güzelyalı Halk Forumu
İzmit Dayanışması Forumu
Kınalıada Forumu
Kriton Curi Parkı Forumu
Kuzguncuk Forumu
Marmaris Forumu
Ortanca Parkı Forumu
Özgürlük Parkı Forumu
Paşabahçe Meydanı Forumu
Şişli Sıracevizler Parkı Forumu
Yavuz Özcan Parkı Forumu (Antalya)
Zekeriyaköy Forumu

100. Yıl İzci Parkı Forumu (4 Temmuz 2013)

Bugün 21:30’daki buluşma, bizi motive edeceğini düşünerek, Türkiye’nin ve Dünya’nın bir çok yerinde yapılan forumların listesinin okunmasıyla başladı.

Diğer forumların notlarının bulunabilceği yeni internet sitelerinin duyuruları yapıldı.

Forum içinde herhangi bir örgütün propagandasına izin vermeyelim denildi.

Daha sonra ilk dalga gözaltı ve tutuklamayla içeri alınan ve bugün salıverilen bir arkadaşımızın konuşmasıyla devam etti.

Mısır gündemiyle devam edildi.

Amaç AKP iktirarına karşı bir duruş mu yoksa anti-kapitalist bir duruş mu sorusu tartışıldı.

Gecenin sonunda, kendimizi karşı olduğumuz görüşlere sahip insanların yerine koyarak düşünmek ve argüman üretmek üzerine kurulu forum tiyatrosu oynandı.

Konuşanlar Konuşulanlar

—Yusuf: Hergün Sincan’da “Her Yer Taksim Her Yer Direniş” sloganlarıyla inliyor cezaevi. Orada direnişe devam ediyor arkadaşlar ve dışarıdakilere selam gönderdiler. Bugün sizlere bu selamı getirmek için geldim. Aslında son dönemde asılsız iddialarla karşılaştık, asılsız bir iddaname vardı önümüzde bizi insan öldürmekle suçladılar. Neredeyse Türk ceza kanununda bizi suçlamadıkları tek bir ceza kalmadı. Işte insane öldürmekler başlıyor, nitelikli yağma ve hırsızlık, en son devlet büyüklerine sövmekle bitiyordu yadıkları 12-13 tane suç. En son sorduk hani biz kimi öldürdük bize isim verin; polis dediki valla biz de bilmiyoruz. Işte bu şekilde tutuklandık. Dün bir kişiyi daha bırakmışlar, bugün ben çıktım. Operasyonlar devam edebilir. Nasıl olur bilmiyorum ama F tiplerinde bile direniş devam ediyor arkadaşlar.

—İsimsiz: Gezi direnişiyle başlayan bu sürece nasıl katkı sunabiliriz? Gezi eylemlerinin çıkış noktası çok haklı.Ne istiyorduk?ortak payda demokrasi, adalet, eşitlik, hak, hukuk. Peki bu hareket nereye doğru evrilecek? Daha demokratik ve bağımsız bir Türkiye için neler yapılacak? Mısır da böyle başladı, halk 40 yıllık bir diktatörlüğe karşı ayaklandı. Fakat bu, müslüman kardeşler tarafından kendi çıkarlarına devşirildi. Aradan geçen bir yıllık süreçte onların tutumlarına karşı biriken halk tekrar sokaklara çıktı. Fakat bu defa aynı asker, yani 2 yıl önce mübareği deviren aynı asker bugün darbe yaparak mursiyi devirdiler. AKP bundan kendine pay çıkaracak. Ve belkide bu gençleri darbe hazırlığıyla suçlayacak. Bunlar önümüzdeki engellerdir. Biz böünmeden, kitlesel eylemliliği bozmadan cepheleşmeye gitmeliyiz. Halkın katılımını sağlamak için ne yapmalıyız. Halkın katılımını engellemeyen bir ortam hazırlamalıyız.

—İsimsiz: biz Türkiye’de direniyoruz, Mısır da direniyor. Mısır’da daha önce Mübareğe karşı da ayaklanmıştı halk. Fakat bu direniş emperyalizmin yön verdiği, dinci destekli bir harekete dönüşmüştü malesef. Ve halk kendisi olabileceği iktidarı belki mübarekten daha gerici birilerine bıraktı. Ve bügün biraz daha farklı birşeyler oldu fakat ikinci operasyonlar askeri darbe geldi. Mısır’da olan biten üzerinden kendi adıma bir ders çıkardım, 1.si Mübarek diktatördü ama Mursi de koyu bir dinci, şeriat anayasası geldi ve Amerika bu anayasayı korumak için bir askeri darbeyi Mısır’a reva gördü. Şunu bir yere yazmak lazım, gericiliğin olduğu yerde halk istediğini alamaz, iş bir yerde illaki emperyalizme bağlanır. Diğer yandan Mısır halki buna uymak zorunda kaldı ya da kendi çağırdı ama ilk ayaklanmada biz şunu görmüştük, Tahrir meydanına Amerika dışişleri bakanı istediği gibi Tahrir’e girdi ve elini kolunu sallaya sallaya yürüdü. Bugün Taksim’e gelse muhtemelen taşa tutulacaktır. Emperyalizmden medet umarak direniş olmuyor, bir ülkenin bağımsızlığı mücadelesi verilmeden diktatörlerle savaşılmıyor. Mısır’dan alınacak diğer bir ders; halkın bu devrimi kendilerinin yapmasına izin vermediler. Emperyalizm bunu istemedi. Halkın kendi iradesine izin vermez. Türkiye’de olan biten de bu, halkın bunu kendi iradesiyle yaptığına bizi inandırmak istemyorlar, dış mihraklar vb. şeyler öne sürerek bu hareketi itibarsızlaştırıyorlar. Bir açıdan şanslıyız, mısırda mübarek yerine mursiyi koyabiliyor düzen güçleri ama Türkiye’de AKP bir şey yaptı 11 senedir, yani bugün AKP’nin AKP gibi bir alternatifi yok. Bu nedenle mücadele AKP ile halkın iradesi arasında bir şey yok. AKP’yi bu ülkeden gönderirsek istediğimizi almış oluruz. Biraz gecikirsek iktidarı tekrar toparlarlar.

—İsimsiz: yusufcan’a geçmiş olsun, diğer arkadaşlar da bir an önce aramıza katılırlar umarım. Mısır bizim için başka bir ders daha içeriyor; haklın siyaset yapmadığı durumlarda yani her nekadar mevcut egemen güçler kendi siyasetlerini geliştirecek mekanizmalar geliştirseler de bunların tıkandığı noktalarda bile halkın eline inisiyatif almadığını gördük. Halkın siyaset yapma kanallarının tıkalı olduğu koşullarda hareketi ileriye atmak zor. Biz bu direnişle eylem yapmayıi sokağı ve parkları hatırladık ama şimdi siyaset de yapmamız lazım. Bu anlamda da yapılması gereken ilk iş şu olacaktır; Türkiye^de siyaset kirletildi, insanlar siyasettten uzaklaştırıldı. Insanlar fikirlerinn varlığını ancak siyasetle sürdürebilir. Biliyorsunuz önümüzde yerel seçimler var; buna dair yatırımlar yapılmaya başlandı. Işte şurada görüyorsunuz AKP ODTÜ’den ve 100. Yıl’dan geçecek yol çalışmasıyla başladı işe, CHP ise hemen yanına bir park yapıyor. Kritik olan şu seçimlerde oy kullanıyoruz, kullandığımız oyların tek bir anlamı yok. Türlü oyunlarla halkın iradesinin sonuçlara yansıması bir şekilde engelleniyor. Tayyip arkasında saklandığı %50 bir balon. Onları istemeyen ezici bir çoğunluk bence. Dolayısıyla seçim sandıklarına sahip çıkmak bize düşen. Burada oynan oyunu açığa çıkarmamız lazım. Bunun için gerekirse yine sokaklara dökülelim.

—İsimsiz: iktidarlardan rahatsızlık olmuştu geçmişte de susurluk olayı üzerine olanlar gibi. özgürlük ve yaşam meselesi, alkol yasası gibi. şimdiye dek 2007’e dek insanlar bir rahatsızlık duyduğunda işi başkalarına havale ediyordu. Mesela hemen nasılsa ordu var falan deyip çözümü başkalarının sırtına yükleyen bir anlayış vardı. Fakat bugün Türkiye’de toplumsal hareketlerin kazanımı insanlar kendileri sokağa çıkmadan haklarının koruyamayacaklarını gördüler.
—İsimsiz: yanlızca siyasal iktidarı protestoların hedefine koymak yeterli değil, Mısır bunun en iyi örneği. Bu forumun şunu tartışmasını rica edicem. Anti-tayyip mücadelesi ne kadar anlamlı duruyor bugün bunun alternatifi olarak ne önümüze koyuyoruz?

—İsimsiz: şunu unutmayalım birdenbire anti-kapitalist mücadeleye girdiğimizde ne kadar kitle/halk peşimizden gelecek? Özgürlük, eşitlik, demokrasi, halkların kardeşliği savunusu yapmak zaten sosyalizm savunusu yapmaktır. Türkiye’de gerçek anlamda demokrasi varolmadı. Burjuva demokratik devrimlerini yapamadı daha. Neo-liberal politikaların gerçek yüzünü açığa çıkarmak lazım. Türkiye’de oluşan sermayeyi üretici güçler lehine nasıl dönüştüreceğiz? Bunun için nasıl bir projemiz var buna bakalım. Eşitliği neo-liberal islamcı gerici düzende nasıl sağlayacağız? Faşizan bir iktarın gecekonduları nasıl ele geçirdiğini sormak lazım. Tabanda türk ve kürt solunun, ulusalcıların ve sosyal demokratların birliğini koruyarak öncelikle. Türkiye’de iki olay özgürlüklerin ve adaletin önüne çıkabiliyor; dili ve etnik kimliği kullanmak. Bizim için önemli olan adalettir. Cephenin büyütülmesini sağlamak ve daha sosyal demokrat bir ülke için nasıl propaganda yapacağız, mesele halkı hareketin içine nasıl çekeceğiz onun yolunu bulmak. Bunun için adalet ve eşitlik önemli kavramlar. Hükümet bunları kırmaya çalışacak ve provakatörlerini devreye sokmaya çalışacaklar. Bunlara gelmeyelim. Biz şuna bakacaz; daha meşru, daha kitlesel, daha halkçı, daha demokrat bir ülkenin gereklerine bakacaz. Bize herşey tepeden geldi demokrasi ve laiklik dahil. Demokrasi ve laiklik konusu tabana yayılmaya başladı bu zemini koruyalım.

—İsimsiz: bu direniş baya baya anti-AKP.

—İsimsiz: halkın karşı olduğu şeyler bir noktada cisimleşiyor. Bugün AKP halkın karşı olduğu şeylerin cisimleşmesidir. Bu nedenle bu hareket daha çok AKP karşıtlığı üzerinden okunmaya çalışılıyor. Buradan Mısır’a dönersek halkın karşıt olduğu güçler öncesinde mübarek sonrasında mursi. Bugün mısır’da niye bir darbe oluyor, çünkü mısırdaki iktidar odakları halkın gücünün farkında bugün orada halk iktidarı devirecek güçte olduğu için askeri darbe oldu. Türkiye’de şunu görelim muktedirler halkın öz gücünün farkında e o zaman bizim Türkiye’de de bunun farkında olmamız lazım. AKP karşısında bir mücadele verirken bunun nereye evrileceği ibizim AKP karşısında koyacağımız şeyle alakalı olacaktır. “AKP mezara halk iktidara”. Bu toplam bu süreci örecek. Bunun araçları nedir? Halk forumları bulunduğumuz bölgelerde halkın iradesinin toplandığı yerler olarak görülmeli.

—İsimsiz: kamusal alan tahrip edilmiştir Türkiye’de ve bunun bir yapıcısı var, bu alanen 11 yıllık projesiyle kapitalizmin şekle bürünmüş hali olarak AKP’dir. AKP’li milletvekillerinin kendileri bizzat tüccar ve fabricator. Bunlar doğrudan doğruya sermayenin kendisi. Profesyonel siyasetçiler patronlar adına konuşmuyor artık. Kendileri iş adamı zaten. Başka hedef yok. aramayalım. AKP bu ülkenin herşeyi oldu; yargısı, ordusu, polisi, toplumsal yaşamı herşeyi oldu. Tekel işçileri Ankara’ya patronlardan hesap sormaya geldiler 10 gün içinde AKP’den hesap sorar hale geldiler. Siyasi tercih meselesi değil, ihtiyaçlara baktılar. AKP’nin yerine gelebilecek yeni bir düzen partisi yoktur. CHP de değil. AKP iktidarı Türkiye’nin yekidir. Başka uğraşacak şey yok. Bu iktidardan çalınabilcek her güç, her zayıflatma bölgenin her türlü sermaye misyonuna vurulacak bir darbedir ve Türkiye halkına bir kazanç olarak dönecektir.

Kaynak: http://parklarbizim.blogspot.com/

Başa dön

4. Levent Sporcular Parkı Forumu (5 Temmuz 2013)

- İlk konumuz medya ve gezi olayları sırasında tutunduğu tavırdı. Gerek yanlı gerekse bağımsız yayın yapan kanallar üzerinde duruldu. Oto sansür uygulayan ve yandaş yayın yapan haber kanallarının neden böyle bir duruş sergiledikleri konuşuldu. Ekonomik sebeplerden, gelirlerinin azalabileceği endişesinden dolayı olduğu üzerine görüşler bildirildi.
- İkinci olarak boykot konusu ele alındı. En yaygın örnek olarak AVM’ler konuşuldu. AVM’lere gitmeyip bir tepki göstererek yenilerinin yapılmasının engellenebileceği fikri ortaya çıktı. Olaylar sırasında insanları almayıp, kapı dışarı eden dükkânların da boykot edilmesi gerektiği konuşuldu. Aynı şekilde gazete, kanal, market ve gıda zinciri vs. gibi birçok alanda bunun yapılması gerektiği beyan edildi. Bunun için bir boykot atölyesi kurulması oylandı ve Şule Hanım ile başlatıldı. Katılım arttıkça atölye genişletilecek. Bu konuda diğer parklarla da iletişime geçilerek, bilgi alışverişi yapılacak.
- Serbest kürsüde seçimler ve sandık konusu konuşuldu. Daha önceki seçimlerde olan adres değişikliği, hanelere vefat eden veya yurt dışında yaşayanların da seçmen olarak gösterilmesi gibi olayların tekrar gerçekleşmemesi için nüfus dairelerinde bu bilgilerin kontrol edilmesi gerektiği belirtildi. Aynı zamanda sandık sayımlarında yanlışlıkların ya da hilelerin engellenmesi için gözetmenlik yapılması konuşuldu. Bu konudaki bilgilendirme için her akşam yaklaşık 5 dakikalık kısa bir açıklama yapılacak.
– Forumumuzun duyurulması için basılan broşürler ve forumda kullanılacak mikrofon, amfi gibi eşyalar için cüzi ücretler toplanması gerektiği ve masraflar ufak da olsa ortak olmamız gerektiği kararlaştırıldı.
- Sayımız arttıkça gün sayılarının düşürülebileceği fikri ortaya çıktı. Hafta sonları eylem ve etkinlikler düzenlendiği için Cuma günleri bunlara gidilip gidilmeyeceği ve ona göre hafta sonu forum yapalım mı yapmayalım mı diye oylama yapılacak. Bu gibi program ve program değişikliklerinde herkesin bilgilendirilmesi için katılımcıların mail adresleri alınacaktır.

*5 Temmuz için belirlenen konu başlıkları:
- Eylemler
- Doğu Türkistan
- Mısır’da Yaşananlar ve Ülkemize Etkileri

Kaynak: http://parklarbizim.blogspot.com/

Başa dön

Adana Atatürk Parkı Forumu (4 Temmuz 2013)

- Adana basınında ne kadar takip ediyorsunuz bilmiyorum ama son zamanlarda her ne kadar 5 Ocak Stadyumunun yıkılıp yerine Avm ve rezidans yapılması gündemi tartışılıp mücadele etsek de, basının sümen altı ettiği bir çok talan ve peşkeş var şehrimizde. Bilmiyorum hatırlar mısınız? Birkaç ay önce Beyazevler Dilberler Sekisi civarındaki çamlığın yıkılıp yerine alışveriş merkezi ve otel yapılması gündemdeydi. Bazı duyarlı basın kuruluşları ve halkın tepkisiyle bu projeden vazgeçildi. Ancak bu yine de siyasi erklerin yeşil alanları ranta dönüştürme sevdasına engel olmadı. Bugün inşaatı tamamlanmak üzere olan Sheraton Otel’in önünde bulunan Seyhan Nehri kıyısında, içinde çocuk parkının da bulunduğu parkın yeşil alanı, sadece 40 bin liraya yıllık olarak Sheraton Otel sermayesine peşkeş çekildi. Yarın orada insanlar dinlenemeyecek, çocuklar oyun oynayamayacak, tıpkı zamanında Hilton Oteli önündeki halk arazisinde olduğu gibi. İnsanların ne yazık ki bilmediği birçok rant belediyeler kanalıyla sermayeye peşkeş çekilmekte. İnsanlar beton yığınları görmekten bıktı. Göstermelik yapılan ve her ay yenilenen çiçekten, böcekten milyonlarca lira rant sağlanan sözde yeşil alanları kınıyoruz. Örneğin Çifte Minare’nin karşısında bulunan iş merkezi Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi yerleşkesi haline getirilmiştir. Bitişiğinde yükselen plazanın devamı ise düne kadar yeşil alandı. Büyükşehir Belediyesi tarafından imarı değiştirildi ve Seyhan Belediyesi tarafından ruhsatlandırılarak betonlaşmaya kurban edildi. M1 alışveriş merkezi çevresindeki verimli arazilerin imar yoğunlukları 0,15, 0,30’dan 1,20, 1,60’a çıkarıldı. Yani verimli araziler üzerine küçük bir alana tek katlı bir bina yapılmasına izin verilirken, yarın bu bölgeye geniş arazilere yüksek katlı binalar yapılacak. Sözde şehirleşme gerçekleşmiş olacak. M1 alışveriş merkezinin batısında verimli arazi 2011 yılında yapılan düzenlemeyle tarım arazi vasfından çıkarıldı. Konut arazisi durumuna getirildi. Kimler bu süreçten nemalanıyor? Süleyman Demirel Bulvarı’nın göl kıyısında Yaban Hayatı Koruma Alanlarının konut alanı olarak alınması için kimler lobi oluşturuyor, kimler baskı yapıyor? Ve son olarak yine bir Avm tehlikesi ile karşı karşıyayız. Bu defa her ne kadar yeşil alan talanı olmasa da bürokratik bir soygun. Türkmen başı Bulvarı ile Belediye Evleri karşısında Forum Adana Avm inşaatı başlamakta. Bu alan ticari bir alan değil. Tamamen konut alanı. Bugüne kadar sessiz kaldık, yüz buldular. Adana sahipsiz değildir. Hepinizi direnişe davet ediyorum. İnsanlarımız bu konuda maalesef ki bilgisiz. Olan biteni modernleşme olarak görüyorlar. Lütfen bu peşkeşlere karşı çıkın. Gerek sosyal medya ile gerek ilgili belediyeye yapılacak doğrudan başvurular ile bu tepkiler dile getirilebilir.

- Eskiden Adana sanayide birinciydi. Daha sonra yatırımlar çekildi. Adana modern bir köy havasında. Bizler geldik gidiyoruz, ama siz gençler daha yeni geliyorsunuz. Onun için sizler daha çok çalışın. İnşaat Mühendisleri Odası dilekçeleri hazırlasın, bizde imzalayalım.

- İnşaat Mühendisleri Odası ile bir görüşmemiz olacak. Forum’a gelecekler. Onun dışında 5 Ocak Stadyumu ile ilgili itiraz dilekçesi örneği burada var. Yazabilirsiniz. Şu an 45 veya 50 tane daha dilekçe geldi. Toplam herhalde 350, 375 civarı dilekçe oldu. İnşaat Mühendisleri Odası’na teslim edeceğiz bu dilekçeleri. Tek bir dosya olarak gidecek. 2 hafta süremiz var. Toplayabildiğimiz kadar çok dilekçe toplamalıyız.

- Hürriyet Mahallesi’nde olan olaylarla ilgili gözlemleri sunacağım size. Polis Dağlıoğlu’nda ciddi bir operasyon başlatmış. Aynı şekilde Gülbahçesi ve Şakirpaşa mahallerinde de. Bu mahalleler de genellikle torbacı dediğimiz kişiler var. Bu da olayın siyasi bir sorun değil de uyuşturucuya yönelik bir operasyon olduğunu gösterir.

- 63 tane akil adam var. Türkiye de ki bu 63 adam akıllıda geri kalan hepsi, halk deli mi? Biz çok daha akıllıyız. Biz birlik olursak başarırız. Barış süreci falan deniyor. Lice’de ki olaylar esrar, eroin ile ilgili.

- Lice olayları ve Dağlıoğlu’nda çıkan olaylarla ilgili arkadaşlar bir takım şeyler söylediler. Şimdi ben kişi olarak Lice ve Dağlıoğlu olayları ile ilgili somut bir bilgiye sahip değilim. Sadece televizyonlarda ve gazetelerde yazılanları biliyorum. Lice olayları ile ilgili televizyon ve gazetelerde söylenen de şu. Orada bir esrar olayı var ve problem bundan kaynaklanıyor. Diğer arkadaşın belirttiği de öyle. Diyor ki Dağlıoğlu’nda torbacılara yönelik bir operasyon vardı ve olayın siyasi bir yanı yoktur. Ne hikmetse Gezi olaylarında basında yazılanlara inanmıyoruz ama Lice söz konusu olunca inanıyoruz. Başbakan diyor ki camide içki içilmiş. Biz inanmıyoruz. Ama Lice’de ki olay esrar olayı diyorlar ve hemen inanıyoruz. Gerçekten öyle mi acaba? Gazetelerde okuduklarımız dışında, televizyonda gördüklerimiz dışında orada olan olaylarla ilgili herhangi bir bilgimiz var mı? Şimdi Lice’de on yıllardan beri esrar ekiliyor. Milyarlarca liradan bahsediliyor. Ve koskoca devlet her şeye müdahale ediyor ama oradaki esrar tarlarına bir türlü müdahale edemiyor. Ve bu on yıllardır böyle. Demek ki bu devlet çok zayıf. Öyle mi? Bir başka olay olduğunda yalancı basın diyoruz. Ama bir başka olay olduğunda o basına hemen inanıyoruz. Bu çelişki nereden kaynaklanıyor? Ben basın ne yazıyorsa aksinin doğru olduğuna inanıyorum.

- Ben arkadaşın bahsettiği Hürriyet olayına değinmek istiyorum. Olaylarla ilgili bilgim var. Oradaki olay kesinlikle uyuşturucu operasyonu değildi. 21 yaşındayım. Kendi bildim bileli Hürriyet’e uyuşturucu operasyonu yapıldığını görmedim. Bu operasyon Lice’de ki katliam üzerine yapıldı.

- Hürriyet mahallesinde oturan biri olarak, olayı gören biri olarak anlatayım. Zamanında eroin vardı. Kendi çabamızla bunu bitirdik. Ama esrar en küçük çocuğa kadar yayılmış. Bunu bitirmek çok zor. Bunu bitirmek için mahalle meclisleri kuruldu. Bunun başında benim öz dayım vardı. Ve dayım, muhtar dahil o mecliste bulunanlar Kck operasyonu adı altında içeri alındılar. Sırf mahallede ki esrar devam etsin diye. Bunlar bizzat devlet tarafından yapılan şeylerdir. Bunları medya çok yanlı anlatıyor.

- Bir duyuru yapmak istiyorum. Şu anda Meydan mahallesinde de bir forum var. Oradaki arkadaşları selamı var. Sanıyorum Cumartesi günü de Doğal Parkta bir forum var. Yani yalnız değiliz arkadaşlar. Adana da birkaç yerde forumlar devam ediyor.

- Ben gündem dışında bir şey eklemek istiyorum. Çorum Olayları dersem hatırlar mısınız? 1980 Mayıs, Haziran olaylarından bahsediyorum. Bugün yaptığım araştırmada bu konu ile ilgili detaylı bir belgesel bulamamakla beraber, Trt’de bu olayları diğerlerine göre nispeten daha detaylı anlatan bir belgeselle karşılaştım. Bununla ilgili yarın bu konuda bir bilgilendirme yapmayı teklif ediyorum ben sizlere. En azından buradaki arkadaşlarımız olayları bilsinler.

- Bir duyuru yapmak istiyorum. Sosyal medya üzerinden örgütlenen bir kitle var. Uluslar arası sokak tiyatrosu ve Orkestrası etkinliği var. Bu Adana’da yapılmak isteniyor. Ancak şu an yeterli bir kitle yok. Eğer bu kitlenin arasında yer almak isterseniz, görev almak isterseniz lütfen moderasyon’a başvurunuz.

- Ben devlet memuruyum. Ve sendikalıyım. Bizler basın açıklaması yapıyoruz. 15 kişi oluyor. Sizlerden ricam şudur. Lütfen bizim basın açıklamalarımıza, Stk’ların basın açıklamalarına biraz daha duyarlı olalım. 10 kiş ile 15 kişi ile yaptığımız basın açıklamaları bir ses getirmiyor.

- Sendikaların yaptıklarının herhangi bir etki sahibi olabilmesi için, üyelerinin fazla olması ve bilinçli olması gerekiyor. Sendika dediğimiz şey çalışanların kendi örgütlülükleri ve işverenlere karşı güç birlikleri. Eğer güçlü olmazsa sendika, ben çalışmıyorum dediğinde hayata dair bir değişiklik yaratamayacaksa basın açıklaması da yapsa işe yaramıyor. Ertesi gün sözleşme pazarlılığında da hiçbir yaptırımı olmuyor. Sadece sendikaların basın açıklamasında değil her türlü karar mekanizmasında üyeleri eğer aktif olmazsa bir biçimde yukarıdakilerin ekmek kapısı haline geliyor. Hayatlarımızın bütün alanlarına sahip çıkalım. Bir de çalışma saatlerinin de azaltılması ile ilgili talepleri de yavaş yavaş oluşturmalı ve gündeme getirmeliyiz. Dünya da daha çok üretmeye değil daha az şeyle yetinip daha mutlu olmaya ihtiyacımız var. Daha öz bir hayata doğru, daha mutlu bir hayata doğru yol almanın şartlarından biri de çalışma saatlerinin azaltılmasıdır. Sanayi Devrimi’nden sonra 12, 15 saat falanmış, çok büyük kavgalardan, mücadelelerden sonra 8 saat kabul ettirilmiş. Bunu neden biz 5 saate çektirmeyelim. Aklımızın bir köşesinde bulunsun. Yoksa tartışmalara ne enerjimiz ne vaktimiz kalıyor.

- Çalışma saatlerinin azaltılması ile ilgili arkadaşımın söylediklerine katılmıyorum. Önce çalışkan olmayı, disiplinli olmayı öğrenmeliyiz. Ve sağduyumuzu kesinlikle kaybetmemeliyiz. Ne olursa olsun.

- Lice’de yapılan eylemin bir barış eylemi değil de bir uyuşturucu eylemi olduğunu söyledi Erdoğan. Bu yaptığı açıklama tamamen yanlıştır. Belki bizim içimizdeki arkadaşlar bilmeyebilirler. Uyuşturucunun zorla, devlet eliyle Lice’ye girdiğini medya herkesten saklıyor. Şunu bilin ki Diyarbakır’ın içinde uyuşturucunun her türlüsünü kullanmak, satmak yani uyuşturucu ile oynamak serbest fakat dışarı çıkarmak yasak. Bunun tek nedeni de oradaki halka alın siz bunla oynayın, bana karışmayın, eylem yapmayın, bana karşı direnmeyin demesinden başka bir şey değildir. Ben Şakirpaşa’da oturuyorum. Biz şu anda halk meclisini kurduk. Uyuşturucu satanlara, esrar satanlara karşı bir mücadele başlatıldı. Şu an uyarıyoruz. Sonraki aşamada uyuşturucu satanları komple mahalleden uzaklaştıracağız. Süleyman Demirel’de, Turgut Özal’da uyuşturucunun diğer mahallelerden kat kat daha fazla satıldığını bilmekteyiz. Ama ona karşı diğer mahallelerde uyuşturucuya karşı herhangi bir operasyonu görmekte miyiz?

- Tekrar merhaba. Ben çalışma saatleri ile ilgili söylediklerimin yanlış anlaşıldığını düşünüyorum. Ben çalışma saatleri azaltılsın derken insanlar boş boş dursunlar, hiçbir şey üretmesinler demek istemedim. Sadece neyi, niçin ürettiğimizi bilecek kadar bilinçli olmaya vaktimiz olmasını, sadece bizim üzerimizden para kazananlar için çalışmayı değil, kendimiz için de çalışmamız gerektiğini söylemek istedim. Sakinleşecek kadar, Değerlendirme yapacak kadar, tarihi öğrenecek kadar, felsefe üzerine tartışma yapacak kadar, bir müzik aletini çalmayı öğrenecek kadar vaktimizin kalması çok hayati bir şey diye düşünüyorum. Bu bir lüks değil, tembellik değil. Çok yönlülük ve kendini geliştirmedir. Çalışmanın benim için daha güzel bir versiyonudur. Paralı çalışmayı tek çalışma biçimi olarak ortaya koyduğumuz zaman çok kısır bir dünyaya gidiyoruz. Şu an da yaşadığımız dünya da zaten öyle bir dünya.

- Ben bir soru ile başlamak istiyorum? Burada ehliyeti olan kimler var? Ehliyetlerimiz yenileniyor. Ehliyetleri değiştirmek üzere 101 TL ücret ödeyeceğiz. Peki üç günden beri trafikte olan var mı? Trafikte olup da mağdur olmayan var mı? Buradan gündüz vakti çıkıp Küçüksaat’e 35 dakika da gidiyoruz. 3 günden beri bu böyle. Bu bana biraz psikolojik baskıymış gibi geliyor. Her tarafta çevirme var. Bir şekilde kendimi mağdur hissediyorum. Ben de acaba aynı hisleri yaşayan var mı diye sormak istedim.

- Herkesten ehliyet bedeli olarak, daha doğrusu değerli evrak bedeli olarak 101 TL talep edeceklermiş. Vergi harcı yok ama değerli evrak bedeli alıyorlarmış. Yapılan hesaba göre 2 trilyondan daha fazla bir paraya mal oluyor. Peki, ben şunu sormak istiyorum. Dünyada hangi evrak bu kadar değerli olabilir?

- Az önce bir arkadaş uyuşturucu ile ilgili bir şeyler söyledi. Türkiye’nin %90’ı uyuşturucu içiyor. Hangi birine diyeceksin ki içme. Bir ana, bir baba evladına sahip çıktıktan sonra hiç kimse uyuşturucu içmez. Şimdi git arkaya bak, bir sürü insan içiyor. Devlet bile baş edemiyor, biz hiç baş edemeyiz.

- Arkadaşa katılıyorum. Gerçekten %90’ı içiyor. Zamanında biz de kullandık. Ama işte kendi mahallemizde gerekeni yapacağız. Hürriyet olarak, Şakirpaşa olarak, Gül bahçesi, Dağlıoğlu olarak gerekeni yapacağız.

- Uyuşturucu ile ilgili sorunun kaynağı şu. Uyuşturucu nerede yetişiyor? Doğu Anadolu Bölgesi’nde. Peki, bugüne kadar 90 yıllık tarihimizde Doğu Anadolu Bölgesi’nde devlet ne yaptı? Ona bakmak lazım. Bir fabrika kuruldu mu oraya? Bir işletme götürüldü mü? Götürülmediği gibi buradaki işletmeleri de Marmara Bölgesi’ne taşıyorlar. Ben askerliğimi Şırnak’ta yaptım. Oradaki insanların yapacağı iki şey vardı. Ya hayvancılık yapacak, ya da dağa çıkacak. Başka bir şansı yok. Üçüncü bir şansı devlet ona vermemiş. Şimdiye kadar ki hükümetlerin hepsi oradaki insanları cahilleştirmeye çalışmış. Çoğu köyde elektrik yok. Su yok. Yol yok. Çoğu insan 1 ay 1,5 ay köylerden şehirlere gidemiyorlar. Yollar kapalı. Çalışma yok. Şimdi sen böyle bir şey yaptığın zaman insanlar ne yapacak? Aç kaldıkları zaman farklı yollara giderler. Burada en büyük sorun devlettedir. İkinci olarak bu kenevir üç aylık zamanda yetişiyor. Orada her gün helikopterler kalkıyor, keşfe çıkıyor. Bunu bir ay sonra anlamadın. İkinci ve üçüncü ayda anlamadın. Paketlenirken yolda yakalanıyor. Devlet bunun yetişmesine müsaade ediyor gibi geliyor bana.

- Hükümetimizin politikasında şu var. Çamur at izi kalsın. Şimdi orada masum bir vatandaşımız öldü. Tek suçu özgürlük ve barış istemekti. Ben buna inanıyorum. Hemen atıyorlar gündeme, esrar olayı. Bununla ne alakası var bir ölünün. Yani günah değil mi? Atıyor bir çamur, gündemi değiştiriyor. Bu esrar falan hikâye. Ben bildim bileli orada bu yetişiyormuş. Neredeydi hükümet? Tek suçu karakolun karşısına geçip biz barış, özgürlük istiyoruz demek. Aslın direniş bundan sonra başlıyor. Hepimiz kenetlendik.

- Ben hukukçuyum. Uyuşturucu meselesiyle özellikle bir dönem ilgilenmiş bir hukukçuyum. Öncelikle şunu hatırlatayım. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin müsaadesi olmadan bu kadar büyük bir uyuşturucu ticareti yapılması mümkün değildir. Bunun altını bir kere çizelim. Türkiye Cumhuriyeti toprakları Afganistan ve Kolombiya’dan sonra dünyanın üçüncü büyük uyuşturucu cenneti. Avrupa, Yakın Asya, İskandinav Ülkeleri ve Büyük Britanya’ya kadar bütün o coğrafyanın uyuşturucusu buralardan gidiyor. Devrimci bir öğrenciyi ya da bir devrimci liseliyi devletin tüm olanaklarıyla nasıl takip ettiğini son Gezi meselesinde gördük. Dolayısıyla sıradan bir insanı Türkiye’nin en ücra köşesinde bile bulan, tespit eden bir devlet aygıtı var. Bu muazzam bir aygıt. Bu aygıt nasıl oluyor da bütün bu ticaret olurken masum bir şekilde orada da hint keneviri varmış, burada da bilmem ne varmış diyebiliyor. 1990’lı yıllarda Susurluk Kazası diye bir olay oldu. Ondan sonra Susurluk Raporu diye bir rapor yayınladı devlet. O zaman Mesut Yılmaz başbakandı. Helikopterlerle, özel timlerin panzerleriyle bu ülkede nasıl uyuşturucu ticareti yapıldığı resmi tutanaklara geçti. Meclis raporlarına geçti. Devlet organize ediyor, payını alıyor. Ben sosyalist bir insanım. Biz söylediğimiz zaman şöyle diyorlar. İşte bunlar zaten komünist, PKK’lı, bilmem ne. Bunu söyleyen bir isim söyleyim size. Şevket Bülent Yahnici diye bir adam vardır. MHP’nin uzun dönem genel başkan yardımcılığını yaptı. Milliyet gazetesine 2005 yılında verdiği röportajda uyuşturucunun %90’ını devlet kontrol ediyor diyor. Sonra da Erdoğan çıkıp işte onların derdi uyuşturucu diyor. Onlar gidip Sedat Bucak’ın Siverek’teki, Bilecik’teki tarlalarına baksınlar. Kenevir ekiliyor. Her tarafta devletin helikopterleri geziyor. Panzerleri geziyor, Tankları geziyor. Önce bunun hesabını versinler. Dolayısıyla biz devrimciler, Kürtler, Ermeniler, kadınlar, farklı cinsel yönelim sahipleri, işçi sınıfı, emekçiler, bütün muhalifler, eylemlerde kendini ispatlayan onurlu insanlar -bu kategoriler değişebilir- bir taraftayız, uyuşturucu mafyası, devlet ve onların bir numaralı işbirlikçisi sermaye bir tarafta. Siz sanıyor musunuz ki Sabancı’nın otelleri, büyük sermaye gruplarının kumarhaneleri, bütün o rezil işletmeleri bu işin arkasında değil. Şu Ziyapaşa’dan çıkın yürüyün arkadaşlar. Herkes biliyor. Herkes işine geldi mi Kürt mahallerinde orada torbacılar var diye Kürtleri suçlamak için her türlü iğrenç saldırıyı yapıyor. Ben size Ziyapaşa’da, Duygu Kafe’nin orada uyuşturucu satılan yerleri tek tek sayabilirim. Her kim ki uyuşturucu ile Kürtleri aynı cümlede kullanıyor bir biçimde milliyetçiliğin oyununa geliyor demektir. Kürt siyasal hareketinin en şanlı sicillerinden birisi şudur. 90’lı yıllarda uyuşturucu ile ilgili kim varsa işbirliği yapan, derhal tespit edip fişliyorlardı, gerekirse çeşitli biçimlerde cezalandırıyorlardı. Bu iyi bir yöntemdir. Yalnızca mahallelerde değil bütün alanlarda hepimizin yapması gereken bir yöntemdir.

- Başından beri buradayız. Kısmen burada kurduğumuz arkadaşlıklar adına da konuşuyorum. Konuşmaların milliyetçilik ekseninde, etnik kökenler ekseninde yürümesinden biz rahatsızız. Ya da siyasi beklentiler, siyasi anlaşmalar üzerinden yürütülmesine biz karşıyız. Bu tür tartışmaların buralarda olması uygun olabilir ama öncelikli sebeplerimiz ve amaçlarımız bunlar değil. Sayımız azaldı. Etnik meseleler, siyasi bağlantılar gibi şeylerden kaynaklı kopuşlar oluyor. Bunlara dikkat edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Son bir konu daha. Bir şeyleri devletin çözmesini beklemek bana pek olası gelmiyor. Bunca sorunu yaratan da, bu hale getiren de devletin kendisi. O yüzden bulunduğunuz grubun, forumun ya da dahil olduğunuz sosyal medya gruplarının hepimiz tarafından sahiplenilmesi bizler için elzemdir.

- Biliyorsunuz yıllardır kadın üzerinden yürütülen bir siyaset var. Kadınların başörtüsü üzerinden kotarılmış bir siyasetle karşı karşıyayız. İki gün önce Takvim gazetesinin manşetinde sevgilisi tarafından dövülen bir kadının fotoğrafı vardı ve üzerinde de nakavt yazıyordu. Bu bir spor değil. Bu bir erkek şiddeti. Yandaş medyanın bu şekilde bir manşetle çıkması çok acı. Bugün kadınlar Takvim gazetesinin önünde eylem yaptılar. Kadın konusunda herkesi biraz daha duyarlı olmaya davet ediyorum.

- Forumlarda birbirimizin sesini duymaya ihtiyacımız var. Forum düşünceleri paylaşma mekânı. Çok sevdiğim bir söz var. Sesinizi duyurmak istiyorsanız, sesinizi değil kelimelerinizi yükseltin diye. Biz neden hep birlikte sokaktayız? Nelerin değişmesini istiyoruz? Nelere karşıyız? Bizi bölen, güçsüzleştiren şeyler neler? Bunları konuşmak için buradayız. Burada forumu düzenleyen arkadaşlar çok çok büyük bir çaba sarf ediyorlar. Görüyorum her gün aynı arkadaşlar. Düzenlemek, yönetmek için çok büyük bir mesai harcıyorlar. Not tutulması için orada ses kaydı alınıyor. Deşifre ediliyor. Benim önerim şu. Normalde hiyerarşik olmayan bir yapılanma da en önemli şeylerden biri görev değişimi ve gönüllülük esaslarıdır. Uzmanlaşma da bir süre sonra eşitsizlik yaratmaya başlar. Forumların başında gönüllüler arasından moderatör seçelim, not tutacaklar seçelim. Hatta tutulan notları bilgisayara geçirmek için bile birilerini seçelim. İş yükünü paylaşalım. Hepimiz bir şeylerin ucundan tutmayı öğrenmeliyiz Buna yapmaya forumlarımızdan da başlayabiliriz.

- Milliyetçilik ve ırkçılık arasında ki ayrım bir türlü anlaşılamadı. Milliyetçiliğin neresinde olduğumuzu artık öğrenmemiz gerekiyor. Türk milliyetçiliği işini çözmemiz gerekiyor. Bir lider çıkıp dedi ki “Ne mutlu Türküm diyene”. Ne mutlu Türk olana demedi. Milliyetçilikle ırkçılığı ayrıştıralım. Bunları çözelim.

- Milliyetçilik ve ırkçılık ile ilgili kısa bir şey söyleyeceğim. Ne mutlu Türküm diyene, Her Türk asker doğar, Türküm, doğruyum çalışkanım ve benzeri cümleleri Türklerin söylemesinde bir problem yok. Bunları söyledi diye de kimse ırkçı olmuyor. Ama siz bunu Türk olmayanlara söylemeyi zorunlu hale getirirseniz ve hatta daha Türkçeyi öğretmeden bu cümleleri söyletirseniz ırkçılık orada başlar.

- Birbirimizi dinlemesini bilmiyoruz. Birbirimize tahammülümüz yok. Burada bölücülük yapıyoruz. Halk bu nedenle gelmiyor. Emperyalizmin tek bir amacı vardır, bölüp parçalayıp, yutmak. Sen Türksün, ben Kürdüm. Birbirimize girelim. Geçmişte yaptık bunları. Biz solcuyduk. Sonra solu da böldüler 42 parçaya. 42 parça birbirine silah sıkmaya başladı. Şimdi bunların aynısını yapıyoruz. Birbirimize saygı duyalım.

- Tartışmalar olacaktır. Biz bir bütün olarak konuları tartışacağız. Herkesin burada bir görüşü var. Herkesin görüşüne de saygılıyız. Herkes fikrini söyleyebilir. Karşılıklı atışmaları kesersek daha iyi anlaşabiliriz.

Kaynak: http://parklarbizim.blogspot.com/

Başa dön

Adnan Kahveci Parkı Forumu (4 Temmuz 2013)

Bu akşam 40-45 civarı yurtsever Foruma katıldı.

- Genel olarak; burada yapılan konuşmaların, paylaşımların somutlaştırılması ve hayata geçirilmesi önerildi.- Seçim sistemi ile ilgili M.vekillerinin epostalarına taleplerimizin gönderilmesi, üyesi olduğumuz partilere bu konuda çalışma yapmaları için baskı yapılması önerildi.

- 13 Temmuzda Amerikada F. Gülen’in evine yapılacak tepkisel yürüyüş ve basın açıklaması için katılımcı gruplara İngilizceye çevrilerek bildirmek üzere; söylem ve slogan örnekleri talep edildi.

- 5 Ağustos Ergenekon karar duruşmasına ve 7 Temmuz Pazar günü Kadıköy Rıhtımda saat 17:00de düzenlenen Ulusal medya ve sanatçılarımızın desteklediği Gazdanadam Festivaline katılım duyurusu tekrarlandı.

- İçimizde oluşan bir takım rahatsızlıkların konunun muhataplarıyla konuşulması ve çözülmesi, birlik ve beraberliğimize, arkadaşlığımıza, burada yaratılan ruha engel olacak her tutumdan uzak kalınması önerildi.

- Mısırda gerici Mursi’nin halk hareketi ve ordu tarafından devrilmesi konusu açıklandı, alkışlarla destek verildi.

- Bir arkadaşımızın sosyal medyada paylaştığı “1) Meşruiyetini kaybetmiş AKP’nin istifasına yönelik geniş katılımlı imza kampanyası 2)Hertürlü gelişme dahil seçim sisteminin değiştirilmesi ya da denetim kontrolü halkta ve siyasi partilerde olacağı baskı uygulanmalıdır.” önerileri hakkında konuşuldu. 1. maddeyle ilgili araştırma yapılıp Forumda duyurulacak.

- 3 Temmuz günü belirlenen bu akşam konuşulacak Ramazan sürecindeki Forum gün ve saatleri 5 Temmuz Cuma günü konuşulup karara bağlanacak.

- Şehitlerimiz için saygı duruşu ve İstiklal marşımızın hep beraber okunmasıyla Forum tamamlandı.

- Kafe Keyf’de bu akşamki Forumun ve gündemin değerlendirilmesi yapıldı.

Kaynak: http://direnisforumu.org/

Başa dön

Anıtpark Forumu (4 Temmuz 2013)

*Forum kameraya kaydedildi.

Öneriler:

*Stant için yapılan afiş beğeniye sunuldu.

*Ethem’in vurulduğu yerde nöbet tutan arkadaşlar için battaniye ve gerekli eşya yardımı yapılması.*Forumlardan önce yürüyüş düzenleyip bu şekilde bahçeli halkını Anıtpark forumundan haberdar edilmesi.

*Anıt Park’ta dilek ağacı ve istek panosu gibi envanterlerle yer verip Anıt Parkı kişiselleştirme.

*Çocuk sahibi ailelerin de katılabilmesi için çocuklarını da foruma getirebilecekleri bir ortam oluşturmak.

*Tutuklu arkadaşlarımızın durumunu, dava süreçlerin daha iyi anlayabilmek ve arkadaşların ihtiyaçlarını nasıl karşılayabiliriz sorusunu cevap bulabilmek için tutuklu arkadaşların avukatları ile buluşma ayarlanması.

*Tutuklu arkadaşlarımızın dava sürecinin hızlandırılması ve tutuklamalardaki haksızlıklar için gerekli kurumlara milletvekilleri aracılığıyla baskı uygulamak.(mektup yazılabilir)

*12.07.2013 Cuma günü müzik-sinevizyon ve iftar çadırı etkinliği düzenlenilmesi ve diğer forumlara da haber verilmesi.

*14.07.2013 tarihinde yapılacak olan uçurtma şenliği ve iftar çadırı etkinliği aynı günde birleştirilmesi.Uçurtmaların gezi direnişin simgesi olmuş fotoğraflarla süslenmesi.Ayrıca uçurtmalarda direniş şehitlerine de yer vererek anılması.

Kararlar

*Ethem’in vurulduğu yerde nöbet tutan direnişçiler için battaniye ve diğer gerekli eşya yardımı önersi kabul edildi.Ayrıca bu desteğin sosyal medya da durulması kararı alındı.

*Bahçelide yapılacak yürüyüşün nasıl olacağı konusunda ortak bir fikir oluşturulamadı.05.07.2013 tarihinde yapılacak forumda bu konu tekrar konuşulacak.

*Anıt Park’ın kişileştirilmesi konusunda yapılacak çalışmalar için atölyeler oluşturulacak.

*Tutuklu arkadaşların avukatları buluşma için uygun bir tarih ayarlanılacak.

*Tutuklu arkadaşlarımız davaları için milletvekili aracılığıyla baskı oluşturma önerisi kabul edilmedi. Dava için farklı çözümler düşünülecek.

*Müzik ve sinevizyon etkinliğinde çapul –çapulcu şarkılarına yer verilecek.

*Uçurtma şenliği, iftar çadırı için gerekli çalışma grupları oluşturulacak.Çocuklar kendi uçurtmalarını uçuracak isteyen yetişkinler ise uçurtmalarında gezi direnişin simgesi olmuş karelere ve direniş şehitlerine yer verecek.Etkinlik sırası şu şekilde önce iftar programı uygulanılacak ardından da uçurtma etkinliği.

*Etkinliklerin duyurulması için afiş çalışması yapılacak ve soysala medyada event oluşturulacak.

Bahsettik

*Mısır da yaşanan gelişmeler değerlendirildi.

*Mersin’den katılan bir direnişçi Mersinden gelişmeler aktardı: Mersin’de Akdeniz Olimpiyatları nedeniyle polis müdahale yapmayıp kendini meşru göstermeye çalıştı.Olimpiyatlar bittikten sonra polis müdahalelere başladı.Gözaltı operasyonları nave plastik mermili ve gazlı saldırılara ara verdiği yerden devam etti.Devam terörü geçmiş yıllarda olduğu gibi devem ediyor.

*Ana muhalefet ve diğer partilerin muhalefet konusunda etkinliği konuşuldu.

*LGBT bireyi bir direnişçi meydanlarda neden mücadele verdiğini bahset.”.Meydanlarda LGBT bireylerini incitecek küfürleri engellemeye çalıştım.”

Takvim gazetesi önünde Nakavt manşetini protesto etmek için eylem yapan biri direnişçi eylem anını video kaydederken polis müdahalesine maruz kalmış.Adliye suç duyurusu için gittiğinde gezi olayları nedeniyle göz altına alınan kadınların polis tarından taciz edildiğini öğrenmiş.

Kaynak: http://direnisforumu.org/

Başa dön

Boğaziçi Forumu (4 Temmuz 2013)

Tarih: 04.07.2013
Yer: BTS Binası Arkası
Saat: 12:30

Giriş: Kamusallık-Kamusal Alan-Siyasetle İlişkisi

-Olaylar başladığından beri dünyada olanlar, bu gerilimleri anlama adına, gerilimden siyaset üretme adına kamusallık-kamusal alan-siyaeset ilişkisi meseleleri önemlidir.

-Günümüzde ekonomik dönüşümlerde eskiye göre ciddi farklılıklar var. Son 20-30 yıldır birçok ülkede eşitsizlik çoğalııyor, ortak kullanımda olan birçok alan kamusal olmaktan çıkarılıp özelleştiriliyor alınır satılır mala dönüştürülüyor(Gezi Parkı-Haydarpaşa Garı-Emek Sineması)

-Birbuçuk aydır yaşanan hareket şehir merkezli, enişlemek başka mecralara taşımak, dönüşüm yolu açmak isteniyorsa buralarla iletişime geçmek gerek.

-Kamusal ve kamusal fayda, kamusal çıkar ne ifade ediyor.

-Olay salt kentle sınırlandırılmamalı. Dünya ve dünya ötesinde kaynaşmamız yerinde olur.

-Önemli bir sorun lokale indirgenmesin. Birleşilirse daha da cesaretli olunur. Ayırdımda olmak insanı güçlendiriyor.

-Boğaziçi Üniversitesi diğer üniversitelerden politik-sendikal ve öğrenci hareketleri açısından farklı. Diğerlerinde idare üzerinden kamusallık gidiyor. Boğaziçi kollayıcı olmalı, devlete karşı pozisyonunu farklı almalıdır.

-Gezi süreci ve öncesinde gündeme gelen kentsel dönüşüm deprem konusu vurgulanarak yapılmakta. Doğrudan kamu alanı özelleştirmesi sözkonusu –muhalefet sözkonu. Sulukule-Tarlabaşı örneğinde sınıfsal ve yapısal değişim oluyor. Sulukule’de mülk transferi oldu (Elif İnce haberi)

-Hisarüstü’nde kiralanacak daire stoğu-metro-kentsel dönüşüm ile rant yükselecek. Hisarüstü platformu ile görüşülsün.

-Görüşmede yapıcı olunmalı ve öğrencinin para kaynağı olmadığı hissettirilmeli.

-Devlet insanın üzerine çok geliyor. Şirketlerdeki çalışma zaman kısıtı içinde buraya enerji aktarımı zor olacak.

-Sermaye-Boğaziçi Üniversitesi işbirliği kariyer günleriyle kısıtlı kalıyor.

-Doğatepe Platformu’na belirlenen gündemle gitmek gerek.
-Mahalle-okul ilişkisi,
-ne konuşulacak,
-komitedekiler okula davet edilsin mi?
-Oradan okula temsilci gelsin mi,
-duyurular iki tarafa eş güdüm gitsin,
-kentsel dönüşüm,
-depreme dayanıklılık

-Akademik dil soğutabilir. İkna ile;
-ileriye dönük proje ne olacak
-Hisarüstü’ne tapu verilmedi binalaşma sürecinde işlerler seçimlerle üzerinden
Yürüdü
-Hisarüstünde kooperatif kuruldu gündeme dahil olalım
-Doğatepe platformu mülküyet-kooperatif
konuları üzerinde durulabilir.

-Uzun kentsel dönüşüm konuşuluyor ancak ne Hisarüstü ne de akademisyenler deprem söylemine ikna değil. Tapu-ev mutahitlere satıldı, hakkın yok deyip tek tek satın alındı, muhtarlarla satın alındı.

-Gezi döneminde 20 semt kooperatifi bir üst yapı kurulumuna gidiyor.

-Kentsel dönüşüm atölyesi var mı? Dönüşüme müdahil olunacaksa alternatif atölye çalışması yapılabilir.
-Mimarlar Odası’nın çalışması var
-uzmanlık ve toplumsal talep birleşsin
-önce mahallenin kaygisi görülsün
-dönüşüm ada olarak olsun kamuya karşılığında hizmet almak gibi
-Belediye başkanı çağrılsın mı?
-Hukukçular kentsel dönüşüm konusunda sunum yapsın
-Hisarüstü mahallesi kooperatifleri (3 adet) gelsin

-Hukuk –Mülkiyet. Tapu kadastro birçok yerde yok. Arsalar kimin, tapulu mu tapusuz mu konuları gerilim ve manipülasyon yaratıyor. Köylük-kırsal bölgelerde toprak ihtilafı arttı. Biri mera-orman diyor diğeri belediyenin diyor mahkemelik durumlar var. Hukuk bu anlamda siyasi bir alan. Hukuk bu mücadelenin elini güçlendirir.

-Kentsel dönüşümde okulların şehirdışına taşınması projesi gündeme gelebilir. Okullar alışveriş merkezi gibi olabilir.

-Doğu Karadeniz HES’de çay 1-2 km uzanıyor, parçalara ayrılıp farklı şirketlere baraj üzerine ihaleye çıkıyor. Doğa tahribatı yapılıyor. Çay milim milim özelleşiyor. İktidar bu yola kendine yakın sermayeye kaynak aktarimi yapıyor. Siyasi olarak bunu yapmaya mecburlar. Gezi-kışla yaptırmak dönüşerek hangi şirket nemalanacak çok ciddi. 1939 milli burjuvasi örneği var elimizde. David Harwey milliyet üzerinde hak kuramı hatırlatıldı.

-Kırsaldaki dönüşüm burayla nasıl bağkanır. BUKOP üreticiyi besler. Burada pratik bir ilişki kuruluyor HESlerin yapıldığı (Doğu Karadeniz çay-fındık üretimi gibi)

-BUKOP üreticiyi desteklemsi açısından çok önemli. Üreticililer örgütlenmiş durumda Bir şemsiye sendika var. Tarımda sendikalaşma nadir görülür. BUKOP nasıl geliştirilir?

-Kentsel dönüşüm birleştirilip hep beraber direnme olmasında ziyade özelde kalınca bu tarz davranışlar irrasyonalize edilebiliyor.

-Forumun formatı ne olacak. forumbogazici@googlegroups.com hatırlatıldı.

- Seçimler konusunda nasıl bir çözüm getirilebilir

-Dış politika nasıl takip ediliyor (Ortadoğu-Suriye-Mısır)
-BUKOP

-Cuma günü Doğa Tepe forumundan bilgi alınsın

-Avukatlar forumda kentsel dönüşüm ile ilgili bilgi versin
- I. Su savaşları çağrısı

-YÖK yasası

-Gözaltın cinsel taciz-tecavüz

-Mısır forumları-Akademisyenlerin sunumu talebi

-Kadın forumları blogu açılımı süreci

-Polis şiddet-psikolojik eğitim-psikoloji testi

-Pazar günü yapılacak olan Takas Pazarı hatırlatıldı.

Kaynak: http://parklarbizim.blogspot.com/

Başa dön

Doğancılar Parkı Forumu (4 Temmuz 2013)

- Pazar günü 18:00′de takas pazarı kurulacak. Giysiler depolanıp, ihtiyaç sahiplerine ulaştırılacak.
- Pazar günü takas pazarı etkinliği bittikten sonra, isteyenler Kadıköy’deki “Gazdanadam festival”ine gidecek.
- Pazar günü 10:00′da Taksim Hill Hotel’de gerçekleşecek olan “Gezi direnişi, çözüm süreci ve Türkiye’nin demokratik geleceği ” toplantısına Doğancılar Forumu’ndan bazı arkadaşlarımız katılacak.
- Gezi süreci boyunca adeta 3 maymunu oynayan sermaye medyasının, dün Mısır’dan saatlerce canlı yayın yapması forumda tepkiyle karşılandı. Medya kuruluşlarının bu tutumunun protesto edilmesi yönünde karar alındı.
- Kent Hareketleri’nin, 3. köprü projesi için yapılan ağaç katliamını protesto etmek için, 7 Temmuz 9:30’da Beşiktaş Barbaros Meydanı’ndan yola çıkarak bisikletlerle Garipçe Köyü’ne gitme kararı aldığı hatırlatıldı. Etkinliğe katılmak isteyenler için: https://www.facebook.com/events/571872939531090/
- Doğancılar Parkı forumu bünyesinde kurulan masaların üzerinde çok büyük bir yük olduğu ve bu yükün hafifletilebilmesi için foruma katılan herkesin elini taşın altına koyması gerektiği konuşuldu. “Herkes sosyal medya! Herkes iletişim! Herkes yaratıcı eylem masası!” denildi.
- 8 Temmuz Pazartesi 20:30′da Üsküdar İskele Meydanı’nda büyük bir yürüyüş düzenliyoruz. Tüm Üsküdar forumlarının katılımını bekliyoruz. Twitter’daki (@direnuskudar) davetini lütfen RT’leyelim. Aynı şekilde Facebook sayfamızdaki daveti de lütfen paylaşalım.
- Yerel seçimlerde sandıkta görev almak isteyenler için kişisel başvuru yapılması önerildi. Ancak kişisel olarak sandık başında bulunamayacağımız, sandıkta görev almak istiyorsak kendimize en yakın siyasi partiye başvurmamız gerektiği söylendi.
- AVM’leri protesto etme konusunda sürekliliğin önemli olduğu vurgulandı. “AVM’lere kesinlikle gitmiyoruz!” denildi.
- Tüketimi azaltarak da sisteme tepki gösterebileceğimizden bahsedildi. “Tüketim çılgınlığına son!” denildi.
- Çevre için herkesin kendi apartmanına geri dönüşüm kolileri koyabileceği, alışverişlerde file ve kese kağıdı kullanabileceği belirtildi.

Forum sorunsuz bir biçimde sonlandırıldı.

Kaynak: http://parklarbizim.blogspot.com/

Başa dön

Etiler Parkı Forumu (4 Temmuz 2013)

4 Tem toplantısında, yeni katılımlar olduğunu gözlemledim, sevindirici…

Konuk konuşmacı, Boğaziçi Öğrencileri ve Akademisyenleri’nin bir çalışmasını aktardı.
AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılının, 2001 krizinin hemen ardından olduğuna dikkat çekildi, Kriz döneminde dışarı çıkan sıcak paranın, kriz sonrasında geri dönüşünün, gelişmekte olan ülkelerin toparlanma döneminde daha hızlı büyüme olanağı verdiği vurgulandı. Bunun da AKP’nin şanslarından biri olduğu söylendi. Gini katsayısı* hakkında bilgi aktarıldı, gelir eşitsizliğindeki dalgalanmalardan bahsedildi. *Gelir dağılımını ölçen bir katsayı.

Büyüme rakamlarının nasıl gerçekleştiği sorularına yanıt aranırken, büyüme yaşanırken %10 işsizlik oranının neden sabit kaldığı tartışıldı.Gezi hareketinin borsalara etkisinden bahsedildi.

Yurttaşın sahip olmadığı para ile alım yaptığı, sürekli borçlandırıldığına dikkat çekildi. Kredi kartları borçları, banka kredileri…. Bankaların yabancı sermayeye sahip olduğu, nüfus eden sıcak paranın bankalarda ihtiyaç kredisine dönüştüğü söylenerek, keyfi kredi alımlarında dikkatli olunması, çok elzem olmaması halindekredi alınmaması yönünde uyarı yapıldı.

İçeri giren sıcak paranın daha fazlasının tekrar yurtdışına çıktığı ve bu nedenle de cari açığın arttığı söylendi.

Takas Pazarları ile organik yaşama dönülmesi önerilirken, tüketen toplumların tükenmekte olduğu vurgulandı.
………………………
K.Armutlu’dan konuklarımız vardı. Katılımlarının, katkılarının önemli olduğu irdelendi. Birbirimizi ötekileştirmeden birlikte yaşamanın adımları nasıl atılır düşünüldü. Herkese açık olan bu forumlarda ağızdan çıkan sözlere çok dikkat edilmesi gerektiği, iyi niyetle söylenen sözlerin bile kırıcı olabileceği anlaşıldı.
………………………….
Aydınlık Gazetesi editörü konuktu. Verimli, uzun, interaktif bir söyleşi gerçekleşti.

Kendime şu özeti çıkardım:
Biz özelde iktidarı, genelde sistemi eleştirerek, faşist rejimlere karşı durarak, diktatöre direnerek oyumuzu korumayı değil, artırmayı hedef almalıyız. Birbirimizi ötekileştirmeden, aynı çatı altında ve sınırlar içinde, farklı dilleri konuşarak,ama ortak dilde anlaşarak, farklı inançlara sahip olarak, dinleri överek de redderek de özgürleşebilir ancak insanca yaşamın gereği ortak menfaatlerde birleşebiliriz. Bizi bölmeye, birbirimizden uzağa savurmaya çalışanlara karşı elele, omuz omuza durmalıyız.
Editör arkadaşımızın dediği gib: – Ben, Kürt, Alevi, Laz, Arnavut, kim olursa olsun, arkadaşımla aynı sınıfta yanyana oturamayacak mıyım.?
Ben bu yanda bir okulda, o öte yanda bir okulda okursak bahçede birlikte oynayamazsak nasıl kardeş, dost olup birbirimizi anlayacağız? AKP döneminde, kendi bölgelerimizde tektipe döndük, tecrit olduk farklı kimliklerden, düşmanlık besledik birbirimize. Bunu bertaraf etmeli, AKP nin oyununu bozmalıyız. Parklardaki forumları desteklemeli, herkesi dinlemeliyiz. Ezberleri bozmanın, düşünmeyi uyandırmanın zamanıdır.

Kaynak: http://direnisforumu.org/

Başa dön

Gaziemir Halk Forumu (4 Temmuz 2013)

• İlk gündem maddesi belediye seçimleri ile ilgiliydi. Yapılan forumların seçim sistemini değiştirip değiştirmemekte etkili olup olunamayacağı sorgulandı. Siyasi partiler mi bu konuda etkili olabilir yoksa halk doğrudan etkileyebilir mi sorusu soruldu.
• Seç-sis siteminin kaldırılması gerektiği ve bu konuda çevrenin bilinçlendirilmesi gerektiği ve bunun yanı sıra seçim barajının düşürülmesi gerektiği konusunda fikir birliğine varıldı.• Konusunda ehil olan kişilerin çeşitli konularda sunum yapması gerektiği konusunda fikir birliğine varıldı.
• Forumun çeşitli sunumlarla ve gösterilerle renklendirilerek büyütülmesi gerektiği ve böylece daha çok kişiye ulaşılabileceği ve baskı unsuru oluşturabilmek için sayının artması gerektiği vurgulandı.
• Müzik gruplarının katılması, film gösterimlerinin yapılması, tiyatroların sahnelenmesi, şiir dinletilerinin yapılması ve çeşitli konularda bilir kişilerce sunum yapılmasının katılımı arttıracağı üzerinde duruldu.
• Çevrenin katılımını artırmak amacı ile bilgilendirme yapmak üzere fikir alışverişi ile afiş ve pankartların hazırlanacağına, afişlerin dağıtılmasına ve pankartların da merkez yerlere asılmasına karar verildi.
• Forumun her Perşembe 21:30 Gaziemir Festival Alanında başlayacağına karar verildi.
• 11.07.2013 Perşembe yapılacak Forumda tabibler odasından gelecek bilir kişinin yaklaşık 20 dakikalık sunum yapılmasına ve İzmir Müzisyenler derneğinin gösteri yapmasına karar verildi.
• Diğer forumlarda yapılacak organizasyonların bir hafta öncesinden belirlenmesi gerektiği kararı alındı.

Kaynak: http://direnisforumu.org/

Başa dön

Güzelyalı Halk Forumu (4 Temmuz 2013)

Notlar/Kararlar
diren tarafından 05 Temmuz 2013 tarihinde gönderildi

Perşembe akşamı Halk Forumu planlı ve organize bir şekilde İşçi Partisi’nin sabotajına ve provakasyonuna uğramıştır.

Yaptığımız pankartları forum alanına yerleştirdik. Bir arkadaşımız Mısır’la ilgili bir sunum yaptı ancak İşçi Partisi’nin provakatif tavrı nedeniyle gündemlerimiz hakkında sağlıklı bi şekilde konuşamadık.Cuma günü aynı yer ve aynı saatte forumumuz toplanıyor. Gündemlerimiz kaldığımız yerden devam edecek, Perşembe akşamına dair de konuşacağımız bir forum olacak.

Bahsi geçen forum akşamı ve olaylar hakkında ayrıntılı bir döküm için konuşma kararı aldık.
Halk Forumlarının ve Taksim direnişinin,Haziran direnişinin doğasına uygun olarak, ırk,dil,din,milliyet,etnik köken,parti,ideolojik görüş,cinsiyet farklılıklarımızı, ortak noktamız olan “Direniş Ruhu”nda ortaklaştırarak forumlar yapmaya,örgütlenmeye,hayatlarımızı birleştirmeye devam edeceğiz.Çünkü biliyoruz ki,

Hayatlarımız Gaspedilmeden Hayallerimiz Buluşmalı!

Kaynak: http://direnisforumu.org/

Başa dön

İzmit Dayanışması Forumu (4 Temmuz 2013)

Kent ve çevre atölyesi aktarımını yaptı.

Kent ve çevre atölyesi; kentsel yağma, ulaşım ve ekoloji olmak üzere üç çalışma grubuna ayrıldı.Pazartesi 17:30 da mimarlar odasının taş binasında toplantı yapılacak.haftaya pazartesi yapılacak toplantıda ekümenopolis adlı film gösterimi yapılacak. Dubai portla ilgili yapılacak eylem kararına katılınılacak. Valilik önünde duran insan eylemi yapılacak bunun dışında yaygın bir duyuruyla liman önünde eylem yapılması istendi. Kent hakkı nı anlatacağımız bir panel yapılması önerildi.

Birlikte yaşam atölyesi aktarımını yaptı.

Ramazan ayında en az bir gün iftar yemeği düzenlenme kararı alındı. Ramazan ayının dayanışma ve paylaşmanın zamanı olmasından kaynaklı bir araya gelişin, ortak hazırlanan sofranın öneminden bahsedildi. Yemeğin birlikte yapılması ve İzmit te yaygın yapılacak bir duyuryla alternatif ramazan şenliği yapılabilir. Tiyatro ve benzeri etknliklerle Hayırseverliğin, sadakacılığın karşısına Dayanışma ruhu ile hareket edilmesi gerektiği bildirildi.

Forumların dünyadaki örneklerinin dile getirilmesi ile süreklilik ve kitleselleşme ye vurgu yapıldı.

Forum saatinin gözden geçirilmesi gerektiği ve forumun akp nin saldırılarına karşı güvenliğinin sağlanması gerektiği bildirildi.

Sadaka kültürünün akp nin kendini yenileme politikası olduğu ve sadaka değil dayanışma masası adı ile hareket edilmesi gerektiği bildirldi.

Medya atölyesinin hazırlayacağı duvar gazeteleri ve benzeri araçlarla kendimizi tanıtmaız gerektiği bildirildi.

Öncesinde Dubai Port’un Hukuk Süreci konuşuluyor.

1.14.22’den itibaren

-Yalova’dan Darıca’ya kadar tüm bölgeye kapsayan 1/50000’lik ölçekli planın iptal edildiği söylendi. Hereke’de ise plan iptal edildiği halde Çevre ve Şehircilik Bakanlığının ÇED raporuna izni verdiği söylendi.

-Cumartesi günü Yarımca’da İnsan zinciri oluşturma kararı alındı. Cumartesi günü 18.00’de. Cuma gününe ise eylem ile ilgili bildiri dağıtılacak.

-Dubai Port’taki eylemi sosyal medyadan duyurma eylemi yaygınlaştırma kararı alındı.

-Yarımca’ya gitmek Yarımca-Alt yol yazan otobüslerle gidip Mimar Sinan Cami’nin orada inilmesi gerektiği söylendi.

-Bültene yazı yazmak isteyenler belirlendi. Nasıl çoğaltabileceğimiz konuşuldu.

-Diğer forumların İzmit’teki forumla iletişime geçmek istediği söylendi. Forumların arasındaki iletişim sağlayacak birinin olması gerektiği vurgulandı. Sakarya foruma gidebileceğini söyleyen biri aktarım yapacağını belirtti.

-Kent ve Ekoloji Atölyesi’nin pazartesi gününe Ekümenopolis film gösterimi yapması kararlaştırıldı.

-Valilik önünde “duran insan “ eylemi konuşuldu. Duran İnsan eyleminin Salı gününe yapılması kararlaştırıldı.

-Ses kayıtlarının çözümleme ekibi kuruldu.

-Ses kayıtlarının tümünün yazılması yerine hangi fikrin ortaya çıktığını ve hangi sonuca bağlandığının aktarılmasının daha kolay olacağı söylendi.

-İhbar eylemi ile Dilekçenin içeriğinin yerelleştirilmesinin gerektiği belirtildi. Haftaya perşembeye yapılması konusunda öneri değerlendirildi.

-Haftaya perşembeye İhbar eyleminin yapılma kararı alındı. YahyaKaptan forumunda da duyurulması gerektiği söylendi.

-Takas pazarı afişinin mahallelere, duraklara asılarak yaygınlaştırma kararı alındı.

Kaynak: http://direnisforumu.org/

Başa dön

Kınalıada Forumu (4 Temmuz 2013)

1. gündem bu forumun kınalıada ada adına kararlar alıp alamayacağı idi. Foruma katılanların sayısının azlığından ve neredeyse hep aynı kişilerin katılımından dolayı bu forumun karar alma yetkisi sorgulandı. Bu gündemi öneren arkadaşla birlikte birkaç kişinin daha, komisyonlarda görev alanların dahi forumlara katılmaktaki isteksizliği nedeniyle çekinceleri vardı. Ancak komisyonlarda yer alan arkadaşların toplantılarına ayrı günlerde devam ettikleri ve aldıkları görevleri sürdürdükleri de belirtildi. Adadan gelen bir talep olmamasına, burada yaşayan çoğunluğa rağmen bir karar alınmasının doğru olup olmayacağı tartışıldı. Forum herkese açık olduğu ve inisiyatif alıp gelenlerin katılımıyla gerçekleştiğinden ve böyle bir ihtiyacın tüketilmemiş olmasından dolayı forumun devam edilebileceği kararına varıldı. Ayrıca katılımın az olmasının sebeplerini düşünmek ve katılımın arttırılması için neler yapılabileceği üzerine kafa yormak gerektiği de konuşuldu. Bununla birlikte kınalıadada bu foruma kadar yapılan forumların gezi ruhuyla yani çıkış noktasıyla arasındaki paralellik tartışıldı ve yerel sorunlara hapsolmayıp biraz daha siyasallaşmasının uygun olacağı, bu nedenle de yerelle ilgili çöp, hayvanlar, şenlik gibi konuların tek başlık altında tartışılabileceği kararına varıldı.
2. Çöp toplama vs gibi faaliyetlerin bunu kendi başımıza çözebileceğimizi düşündüğümüz için değil, hem adalıların hem de yerel yönetimin dikkatini çekmek için yapıldığı konuşuldu. Adaların otoban ile istanbula bağlanacağı söylentilerinin olduğu ve bunun ya da benzeri projelerin de aslında kentsel dönüşüm belasını adalara taşıyacağı, bu konuda diğer adalarla birlikte birşeyler yapılması gerektiği konuşuldu. Gezi Parkı ruhunda bir direniş için Sivriada ve Yassıada projelerine karşı çıkmanın bir örnek olduğu söylendi. Çünkü bu tam da aslında yaşam alanına sahip çıkabileceğimiz gerçek ve gezi ruhuna bir konu. Adalar arası koordinasyon bu açıdan da çok önemli. Bunlara ek olarak sokak şenliğinin müzikli olması ve yerinin toplandığımız yerde olması konuşuldu.
3. Son olarak Mısır’daki süreç konuşuldu. Bunun bir darbe mi yoksa halkı arkasına alan bir toplumsal müdahale mi olduğunun iyi anlaşılması gerektiği, bununla birlikte gerekçesi ne olursa olsun darbeye karşı olduğumuzun her fırsatta altının çizilmesi gerektiği vs konuşuldu ama tartışma yarım kaldı, ki daha da çok uzun uzun tartışılabilecek bir konu gibi görünüyor.

Kaynak: http://parklarbizim.blogspot.com/

Başa dön

Kriton Curi Parkı Forumu (4 Temmuz 2013)

Gündem’e geçilmeden once Kriton Curi Parkı Gönüllü Evi’nden Soydan Bey söz alarak verebilecekleri destekler konusunda bilgi verdi. Soydan Bey konuşmasında şunları belirtti:

“Biz gençlerimizi seviyoruz , o yüzden de onlara elimizden gelen desteği vereceğiz. Gezi parkı eylemleri ve ardından gelen bu forumların yardımıyla önümüzün açılacağına , daha aydınlık günlere kavuşacağımıza inanıyoruz.”
Katılımcılardan Gönüllü Evi’nin destekleri ile ilgili çeşitli sorular yöneltildi :
· Sizlerden ne tür destekler alabiliriz, detaylandırır mısınız?
Cevap :Bizler Kadıköy Belediye’sine bağlı çalışan gönüllüleriz . Sizden gelecek talepleri kendilerine iletmemiz ve onların değerlendirmeleri doğrultusunda desteklerimizi sunmamız gerekmektedir. Bu çerçevede aktivitelerinizi ve destek taleplerinizi haftalık olarak iletmeniz durumunda belirttiğim şekilde size destek vermemiz mümkün olacaktır. Belediye’nin destekler konusundaki tek talebi forumlarda Türk bayrağı dışında bayrak açılmamasıdır.
Cevap üzerine bazı katılımcılar sadece Türk bayrağı açılması konusunda karşı görüşlerini belirterek bunun Gezi Ruhuna aykırı olduğunu zaten Gezi Parkı eylemleri sırasında da yasadışı hiçbir bayrak, flama ve görüşün Kabul görmediğini belirterek bu uyarıyı gereksiz buldular.
· Forumun yapıldığı amfiye elektrik bağlantısı ne zaman sağlanacak? Mutfağınızı iftar programı için kullanabilir miyiz?
Cevap : Mutfağımız iftar programlarını kaldırabilecek kapasitede değil.
· Park alanında kitap getirebileceğimiz veya alabileceğimiz seyyar bir kütüphane bulundurabilir mi?
Cevap : Park içerisindeki gönüllü evimizde önceden kurulmuş bir kütüphanemiz mevcut. 08.30-17.30 arası açık. Şu anda yeniden kitap toplamaya başladık, kütüphane çalışma saatlerini ve şeklini yeniden düzenleyebiliriz.
· Yağışlı havalarda forum için kapalı alan desteği sağlanabilir mi?
Cevap: Belediye ile görüşelrek karar alınabilir.
· Gönüllü evinin ne tür etkinlikleri bulunuyor? Örneğin tiyatro, saz çalma vb faaliyetler var mı?
Cevap :Tiyatro vb oldukça güzel aktivitelerimiz mevcut. Hatta tiyatro grubumuz için erkek oyuncu sıkıntısı çekiliyor.Bize gelerek faaliyetlerimizi ve bizi daha yakından tanımanızı isteriz.

Gündem konularından once görüşülen konular :
· STK ve Siyasi Partiler Komitesi üyesi komite olarak iletişim sorunu yaşadıklarını iletti ve forum sonrası komite üyelerini görüşmeye çağırdı.

Gündem 1 : Forum sıklığı
Bu kısımda katılımcılar forumun her gün veya aralıklı olarak (haftada 2 veya 3 gün) yapılması konularında çeşitli görüşler paylaştılar. Görüşlerin sonunda yapılan oylamada oyçokluğu ile forumun her gün yapılmasına devam etme kararı alındı. Ayrıca daha etkin organize olabilmek için forumda görev yapacak moderatörlerin bir önceki gün seçilmesine karar verildi. Bir sonraki gün görev yapacak moderatörler belirlendi .

Gündem 2 : İftar organizasyonu
Bu kısımda katılımcılar iftar organizasyonunun sıklığı ve kapsamı konusunda çeşitli fikirler paylaştılar. Yapılan oylamada deneme amaçlı Ramazan ayının ilk haftasında forum katılımcıları arasında iftar yapılmasına karar verildi. Katılımcılar evlerinden getirdikleri yiyeceklerle birlikte iftar yapacaklar. İftar tarihi olarak Ramazan ayının ilk Cuma günü (12 Temmuz) belirlendi.
Görüşmeler sırasında bir katılımcı , Gezi parkındaki ayrışmacı zihniyete karşı, herkesin inançlarına saygı duyan dayanışma ruhunu hatırlatarak Ramazan sonrası Muharrem ayı ve Paskalya gibi digger inançların kutsal günlerinde de etkinlikler yapılabileceğini belirtti.

Gündem 3 : Apartman örgütlenmesi
· Bir katılımcı forumun daha etkin duyurulması amacıyla bireysel olarak hazırladığı tanıtım ilanlarını sundu. Ilanlar mahalle ve apartmandaki sakinlerin posta kutularına , kapılarına bırakılabilir.
· Bir katılımcı el ilanlarındaki “Mahallemizin sorunlarını konuşmak” ifadesinin forum amaçları açısından yanlış anlamalara neden olabileceğini savundu. Başka bir katılımcı “Herkesin foruma farklı nedenlerle gelebileceğini, mahallesinin sorunlarını konuşmak için de insanların foruma katılabileceklerini” belirtti.

5 Temmuz için önerilen gündem konuları
· Apartman örgütlenmesi (devam)
· Forumun amacı
· Boykot çağrısı
· Yerel seçimler öncesinde yapılabilecek faaliyetler

Kaynak: http://parklarbizim.blogspot.com/

Başa dön

Kuzguncuk Forumu (4 Temmuz 2013)

Gündemin okunması ile toplantı açıldı. Forum kuralları hatırladı.

BİR ÖNCEKİ TOPLANTIDA ALINAN KARARLARIN TAKİBİ

FANZİN ÇALIŞMASI :
Hemzemin postasına yazı gönderildi, bir önceki forumdan çıkan kararla birlikte. Kuzuncukta ne yapıldı, bostan süreci ile ilgili yazı yazıldı. 2 günde bir Hemzemin Posta yayınlanıyor, Fanzine destek sunabilmek için hep beraber forumda konuşulan konular ile ilgili yazılar yazabiliriz
Kuzguncuğa özel bir bilgilendirme fanzini de oluşturuluyor , bununla ilgili de bir çalışma grubu toplantısı oluşturulabilir. Pazartesi akşamı saati belirlenerek , hep beraber karar verebiliriz.
Foruma katılamayan dostlarımıza, Kuzguncuklulara ulaştırırız, burada konuşulan her şey böylelikle evlerin içine de girmiş olur.

YOGA ÇALIŞMASI :
Kuzguncuk Bostanı’nda Pazar günü 10:00 ‘da ve Çarşamba günü 19:00 ‘da büyükler için yoga
Çarşamba Günü sabah 10:30′da 10 yaş üzeri çocuklar için yoga planlandı, katılacakların mesaj veya mail aracılığı ile iletişime geçmeleri bildirildi. direnkuzguncuk@gmail.com.

FORUM SAAT ve GÜN DEĞİŞİKLİĞİ :
Ramazanda Forum saatinin değiştirilmesi ile ilgili konu tartışmaya açıldı. 9 Temmuz itibariyle Forum saatlerini 21:30’da başlayıp 11:00 gibi bitirilmesine karar verildi.

Ramazan Boyunca Salı – Perşembe olarak forumların gerçekleşmesine karar verildi.

PANKART ÇALIŞMASI : Kuzguncuk Pankartı hazırlandı, büyük boyutta basıldı, Kuzguncuklularla paylaşıldı. Kitlesel eylemlere pankartla katılma yönünde görüş bildirildi.

FOTOĞRAF SERGİSİ : Fotoğraf sergisi önerisinde bulunan katılımcılarımız projelerini anlattılar, birlikte yapmak önerisinde bulundular, Fotoğraf sergisi yanında, fotoğraf eğitimi, eski kuzguncuk fotoğraflarıyla ilgili çalışmalar yapılabileceği belirtildi. Üretime katılmak isteyenlerle birlikte çalışma grubu oluşturulmasına karar verildi. bu konuda ihtiyaçlarını bildirecekler , forum olarak gereken malzemelerin ve sergi yeri konusunda destek verilmesine karar verildi.

GÜNCEL KONULAR.

TAKSİM DAYANIŞMASI
Taksim yayalaştırma projesi, topçu kışlası, gezinin son durumu, dava süreçleri ile ilgili bizleri bilgilendirecek bir misafir katılımcı davet edilmesine karar verildi.

Kuzguncuktan Biri: Allianoi mücadelesinin içinde yer alan biri olarak, bazı tecrübelerimi paylaşmak istiyorum. Allianoi Bergama’da bir ören yeri antik bir kaplıca. Bir sulama barajının suları altında kaldı, şu anda gömüldü tamamen yok oldu. Küçük bir kurtarma kazısı yapıldı., bu kazıyla ne kadar önemli bir yer olduğu ortaya çıktı.uluslararası hukuk, uluslar arası stklar ve hukuk mücadelemiz hiçbir işe yaramadı. Danıştay bizi destekledi fakat hemen akabininide gülle metodu diye bir şey var , cok acayip bir şey bu .Allianoi antik kaplıcasını kille örterek koruma altına altına alacaklarını iddia etmişlerdi, biz bu kararı durduduk. Hemen arkasından antik kendi kille değil kumla örteceğiz dediler, yeni bir karar cıkardılar ve apar topar bunu uyguladılar. Yani sağ gösterirken sol vurdular. Biz bir anda ne yapacağımızı şaşırdık. Biz hukuki mücadeleyi tekrar başlatmak için uğraşana kadar , toparlanana kadar baraj kapakları kapatıldı ve antik yerleşim yeri , kaplıca sular altında kaldı. Bu baraj ömrü 50 yıl olan bir barajdı, 50 yıl sonra yerinde bir bataklık olacak, sulama barajıydı. Buna rağmen ne yaptıksak olmadı. O yüzden ben bu gezi parkı yargı kararına güvenmiyorum. O kadar çok enstrüman var ki bunların elinde heran her şey olabilir , her şey yeniden başlayabilir.Başka bir olaya konsantre olmuşken onlar geziye girip istediklerini yapabilirler, çok uyanık olup dikkat etmek gerekiyor diye düşünüyorum.

MISIR OLAYLARI

Kuzguncuktan Biri: Biz on senede uyanamadık onlar bir senede uyandılar.
Kuzguncuktan Biri: Ana akım medyada, mısırda askeri darbe diye haberler yayınlanıyor . Egemen Bağıştan bir sürü politikacıya kadar herkes darbeye nasıl karşı olduklarından bahsediyorlardı. Gezi sürecinde gerekirse ordu devreye girebilir diye tehditler savuran kesimler şimdi mısırdaki olaya sadece askeri darbe diye bakıp , bundan herhalde bir şekilde siyasi bir rant sağlamaya çalışıyorlar.
Kuzguncuktan Biri: Bugün burada bu konuda fikirlerinizi merak ettiğim için geldim. Yaklaşık 1 aydan beri süren haklı olduğumuzu düşündüğümüz çok büyük bir mücadelenin içinden geldik. Bu konuda gerçekten aklar ve karaların burada ortaya çıkacağını düşünüyorum. Mısırdakinin şu anda net bir darbe olduğunu bunun da hiçbir izahının olmadığını düşünüyorum. Bu bir askeri darbe ve askeri darbe olmanın tüm gerekliliklerini de yerine getirdi , biz askeri darbeleri tarihimizden iyi biliriz. Ben bunun bizim için çok büyük bir demokrasi sınavı olduğunu düşünüyorum. Mısırdakine darbe değil diyip, ne kadar büyük bir halk çoğunluğu olursa olsun halkın istediği başka bir şey de olsa sonuçta geldiği noktada bir darbeden bahsediyoruz. Halk uyanması, halk ayaklanması , devrim laflarının cok büyük bir romantizm olduğu kanısındayım, buna böyle yaklaşmanın cok büyük bir yanlış olduğu kanısındayım. Demokrasi sınavını burada vereceğimizi düşünüyorum.
Kuzguncuktan Biri: Darbe olduğu zaman sokağa çıkma yasağı olur orada herkes şu anda sokaklarda, hiç kimse evinde değil. Biz bu ülkede ne darbeler gördük evimizden çıkamadık. Nasıl darbe dersiniz.
Kuzguncuktan Biri: Aldığımız duyum, iktidarımız 500 trilyonluk örtülü ödeneğin hesabını verememenin korkusu ile şu anda darbe diye bağırıyor, çünkü 300 trilyon civarında bir para gönderilmiş mısır iktidarına karşılığı olmayan bir şekilde , ben yeni öğrendim paylaşmak istedim.
Kuzguncuktan Biri: Öncelikle kimin hangi güçle birleşildiğine bakılmalı, mısırdaki askeri müdahalenin Amerikancıları karşı olduğu apacık ortadadır. Baktığımızda yandaş medya yine işine gelince demokrasi kelimesini diline dolamıştır. Dolayısıyla bütün bunlardan yola çıkarak mısırda halkla ordunun kol kola olduğunu düşünmek çok da zor olmasa gerek.
Kuzguncuktan Biri: Mesele sadece park değil, mesele özgürlükler, mesele demokrasi diyoruz ve özgürlükler lisanından konuşuyorsak eğer tutarlı olmamız gerektiğini düşünüyorum. Mısırdaki olayları 2011’den beri yakından takip ediyorum .Asker o zaman da bu işe nifak soktu ve hükümeti aldı belli bir ara ve o zamanki muhalifler yani bugün sokakta olanlar yine askere karşı bir direniş gösterdi. Asker burada çok uyanık davranıyor. Meşru bir halk hareketini kendi despotluğuyla dünya hakları gözünde yasallığını kaybettiriyor.Ordu halk el ele den ziyade halkın hareketine dem koyan bir asker var . Bu günkü genel kurmay başkanı Müslüman kardeşlerin desteğiyle geldi. Gayet Amerikancı bir adamdır.bu yüzden benim kanaatimce darbelerin her şekli kötüdür. Bu ülke 27 mayıstan da çekti, 12 Eylülden de çekti, 28 şubattan da çekti. Halk hareketi olarak bakmalıyız ve üniformalıları orduyu askeri kendi demokrasi anlayışımızdan uzak tutmalıyız.
Kuzguncuktan Biri: Başından beri medyadan takip ettiğim kadar ve çeşitli teorileri dinlediğim kadarıyla farkındayım olayın. Kendimi karar verecek kadar yetkin bilgili hissetmiyorum. Gezi olaylarında bile ana akım medyadan veya alternatif medyadan bize gelen dezenformasyonu gördükten sonra yıllarca gözümüzün önünde olmayan güneydoğudaki olayları ne kadar çarpıtılabildiğini gördükten sonra , çok daha uzak bir ülkede çok da anlamadığım bir kültürde, çok da bilmediğim bir mücadelenin içinde insanların neler hissettiklerini ,anlamakta ya da hüküm vermekte ya da başkalarına salık vermekte çok zorlanıyorum. Dolayısıyla da kendi duruşum olmasına rağmen bu konuda bir eyleme geçecek kadar da kendim yetkin görmüyorum. Çok daha fazla bilgilenmek gerek.

Kuzguncuktan Biri: Arap baharının Türkiye’ye sıçraması şeklinde yorumladılar geziyi ilk aşamada . Bu doğru bir değil, burada insanlar özgürlüklerinin kısıtlandığı için sokağa çıkmıştı. Orada nato destekli bir halk hareketi vardı. Emperyalizm destekli demektir. Şunu görmek lazım. Türkiye’deki gezi olayları başladıktan sonra orada bir halk hareketi başladı ve nato destekli değil . Bir kıvılcım başladı ve dünyaya yayılıyor. Mısırdaki hareketin de darbe mi devrim mi olduğunu şöyle anlarız. Darbe veya devrim bir sonraki nesline çıkarttığı bir anayasada ya da hukuk düzeninde daha özgürlükçü, daha demokratik mi yoksa daha baskıcı mı. 27 mayısa biz dersek ki darbedir, Türkiyenin gelmiş geçmiş en demokratik anayasasını koymuştur, en demokratik seçim sistemini getirmiştir. Biz buna darbe dersek sığ düşünmüş oluruz bu kavramdan çıkmamız lazım. Mısırdaki olayın da devrim mi darbe olacağını önümüzdeki süreç gösterecek. Sınıfların yapmadığı bir devrimi asker verirse geri alır, burjuva verirse geri alır. O yüzden bence mısırı takip etmek lazım.

Mısır olayları konusunda farklı bir çok görüş paylaşıldı, tartışıldı.
Öneriyle, mısır tekrar gündeme alındı ve bir sonraki forum için çalışma grubu oluşturuldu.

KUZGUNCUK BOSTANI

Bostanın Geçmişi ile ilgili kısa bir özet geçildi. Bir önceki forumlarda paylaşılanlar okundu.

“”””Bostan İlya’nın bostanı iken İlya’nın daha sağken Vakıflar sahipsiz arazı olduğu ve mirasçısı olmadığı gerekçesi ile bostana el koyuyor ve on yıllar süren bostan mücadelesi Kuzguncuk Halkı için başlıyor. Okul ve Hastane yapılması projeleri ile geliyorlar ve Kuzguncuk Halkının itiraz etdiyor iş makinalarının önüne geçiyor sonucunda imar alınamıyor ve bir seraya kiralanıyor. Seranın da tahliye edilmesi üzerine bostan 3-4 yıldır boş ve atıl arazi. Biz Kuzguncuklular burayı sürdük, toprağı havalandırdık. Hedefimiz bostan olsun idi. Şu an küçük bir bostan yapıldı. Hep beraber birlikte bütün Kuzguncuklular bu bostandan yiyeceğiz. Dernek olarak vakıflara dava açtık, Hukuk savaşı devam ediyor. Vakıflar şu anda burayı bir özel okul olarak onaylamış durumda. Anıtlar kurulu Kararınca Bostanda imar izni verilmez ve koruma altına almışken, Yüksek Kurul kararı bozuyor .Kuzguncuklular derneği davaya müdahil oluyor ama derneğin bir menfaati olmadığı için müdahil olamaz denilerek dava düşüyor.Dernek de davayı temyize taşıyor. Değişik kanallardan tekrar dava açmak istiyoruz. Proje çevre komisyonunda şu an , takip ediyoruz. Kuzguncuklulardan istenen Bostan’a işlevsellik katılması ve Bostan’ın halka ait , halkın kullandığı ve istifade ettiği bir yer olduğunu kanıtlaması.Bostan Kuzguncuk Halkı’nın nefes alma alanıdır, bostana işlevsellik katılmalıdır.”””

DAVA SÜRECİ İLE İLGİLİ DÜZELTME YAPILDI : Danıştaya itiraz dilekçesi verildi, bizim usulen yaptığımız dava açma yöntemimize karşı gelen redde istinaden . Dernek olarak Menfaatimiz olduğu açık bir şekilde tüzükte belirtiliyor. Umuyoruz esasta konuşmaya başlayacağız. Geçmişte yapılmış çok önemli bir yanlış var, plan notlarında kuzguncuk bostanında burası okul olarak gözüküyor. Bu onların elindeki en büyük verilerden birisi. İtiraz edilecek şey plandaki bu okul verisinin kaldırılması olmalı. Çünkü Boğaziçi imar kanunlarına göre bostan alanın korunmasına dair bir yasa da var . Hangisinin daha üstte olduğunu orası karar veriyor. Birinin diğerini örtmesini orası karar veriyor.

Somut öneriler gerçekleştirmek, bostanın kullanımı ile ilgili, plan proje kavramsal bir çerçeve koymak için her forum gündemimizde olmasına karar verildi.
Geçmişte eylem olarak neler yapıldığını dokümante edilmesine karar verildi.
Deprem tatbikatı için çalışma grubu oluşturulmasına karar verildi.
Kuzguncuk Bostanda kurulan küçük bostana destek verilmesi yönünde karar verildi. Herkes elinden ne geliyor ve ne yapmak istiyorsa bostanda istediği saatte gelip çalışma yapabileceği belirtildi.

Kuzguncuktan Biri: Kuzguncuklular derneği var ve bizim adımıza davalar açıyor, şu an üye değilim ama derneğin güçlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Gönüllü olabiliriz. Diger önerim organizasyon konusunda epeyce bir tecrübem var, bir mekanın kalıcı olarak kültür merkezi ya da paylaşım yeri olabilmesi için öncelikle o mekanda kalıcı bir atölye ya da malzeme deposu olması gerekiyor. Bir oda ya da bungalow da olsa kalıcı bir depo ya da iletişim noktası oluşturması gerektiğini düşünüyorum.
Kuzguncuktan Biri: Mimarım, radyoda programcıyım, depremle ilgili bir program yapıyoruz. İstanbul’da 2003 yılında deprem master planı hazırlandı, toplanma yerlerinin neredeyse 100lercesine yapılaşma geldi. Bostan için önerim eğer su sorunu çözebilirsen hobi bahçeleri yapabiliriz.
Kuzguncuktan Biri: Simotas binasında 65’li , 70’li yıllarda toka atölyesi vardı babannemde orada çalışanlardandı. Bu bostandan da çok salatalık koparmıştık. Üsküdarda bir çok yer satıldı , artık bir şekilde duyarsız kalmamak adına , sevda tepesi, paşalimanı, bostan, evlendirme dairesi, bütün üsküdardaki bütün parklardaki yapılan forumlarda aynı şeyler konuşuluyor. Ortak eylem kararı alınmasını önerdim. Kabul edildi. Bu foruma da bu öneriyi açıyorum.
Kuzguncuktan Biri: Bütün forumlarda çalışma grupları var. Keşke çalışma grupları toplantısı olsa da , hepsini birlikte dinleme şansımız olsa. Biz bostanda böyle bir fuarı düzenlemek ister miyiz, eğer bu öneri kabul görürse bir çalışma grubu oluşturabiliriz.
Kuzguncuktan Biri: Burayı öyle bir projelendirmeliyiz ki hem vatandaş yararlanabilmeli hem de vakifların işlevini yerine getirmesine de olanak tanınmalı.

Kuzguncuktan Biri: Deprem meselesi çok önemli ve meşru bir konu Deprem’de bostanın toplanma alanı olduğunu tekrar hatırlatmak gerekiyor, ben doktorum. Hatta doktorların da sonrasında çalışma yapabilecekleri bir alan olabilir. Gezi olayları sırasında yaralılara, gazdan etkilenenlere yardım edilmesinden dolayı soruşturma açılmak istenmişti. Açılamadı gerçi çok kanunsuz olduğu için. Bunun için bir kanun yapıyorlar. Torba yasasında o kanunda geçebilecek. Bir doktorun herhangi bir yerde başına bir şey gelen birine müdahale etmesi yasak olacak. Yani biriniz burada bayılsanız ben size bakamıcam. Çünkü bununla ilgili bir ruhsatlandırma olmamış olacak. Tabib odası olarak buna karşı bir şey yapılıyor. Ama bu aynı zamanda bir halk sağlığı sorunu bundan dolayı da bilgilenmenizi istedim.

Kuzguncuktan Biri: Burada oturan vatandaşlarımız, doğayı sevenler, herkes kendi adını doğum tarihini yazarak bir ürünü (domates de olabilir, papatya da ) fazla büyük bir ağaç olmayacak şekilde buraya kendi imkanlarıyla ekilecek. Herkes gelip kendi ürününü sulayacak. Önemli olan buraya dikkat çekmek. Bu bir öneridir .

Kuzguncuktan Biri: Ben kendi adıma buranın bostan olarak kullanılmasını ve sürekli üretim halinde olmasını destekliyorum.

Kuzguncuktan Biri: Erzincan’da ve gölcük yakınında depremi yaşayan biri olarak , her yerde deprem riskleri var özellikle istanbul’da. Depremle ilgili çeşitli çalışmalar var hükümetin , ne kadar etkisini görüyoruz, ne kadar bilinçliyiz bilmiyoruz ama şu da bir gerçek ki bostan burada gerçekleşebilme ihtimali olan bir depremde toplanma alanıdır. Bunu belki somut bir örnekle insanlara gösterebiliriz. Bir deprem tatbikatı düzenlenebilir. Bu konuda gerek caminin anonsları kullanabilir, gerek herkes kapı kapı bilgilendirilir. Uygun bir gün belirlenerek bir deprem tatbikatı sonrasında burada buluşulabilir. Depremle yaşam eğitimi 1 saat verilebilir. Arama kurtarma ekibinden uzman gelebilir bilgi paylaşımı yapılır. Öneri olarak sunuyorum.

Kuzguncuktan Biri: Bu bostanın her santimetresini kullanmak durumundayız. Bugün bostanı gezdim çocuklarımla birlikte cok beğendim, kapı hep açık olmalı. İnsanlar kendine belirdiği alanı ekip biçebilir. Fiilen burada varolmalıyız, varolursak kimse bizden burayı alamaz.

BİYO ÇEŞİTLİLİK VE TABİATI KORUMA YASA TASARISI İLE İLGİLİ

Kuzguncuktan Biri : Metni hepsini okuyabilirsiniz, bence mutlaka okunmalı. Bu yasa doğayı , tabiatı, ormanları, dağları, toprağı, dereleri şirketlere nasıl satarım, nasıl kiralarım, nasıl bunlardan gelir elde edebilirim düşüncesinin mevzuatıdır, başka bir şey değildir. Tabiatı koruyan bir yasa değildir. Sit alanlarının sit alanı tanımını ortadan kaldıracak birtakım doğayı koruyan kurullar var bunlar artık olmayacak. Doğadaki gördüğümüz her şey bürokların kontrolü altında olacak.Alanlar 29 yıllığına sonra 49 yıllığına şirketlere peşkeş çekilecek.. Yüksek kamu yararı ve sürdürülebilirlik adı altında bunlar tanımlamaların ucu açık şekilde , bu tanımlamalarla istedikleri her şeyi yapacaklar. Bu kanun bugün tbmm gündemine geldi, gündem 9 da bitiyordu belki de kabul edildi. Eğer kabul edildiyse buranın tescilli olması ya da sit alanı olması hiçbirşey ifade etmeyecek , tamamen istediklerini yapabilecekler. Benim bildiklerim bunlar.Her cumartesi Saat 1’de herkesin birey olarak katıldığı ekoloji forumu var kabataşta bu konuyla ilgili ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.

Kuzguncuktan Biri : Mesela bir örnek ; Evlerinizin hepsine istimlak koyuyorum yerine ağaçlar dikeceğim dersem kaçınız itiraz eder, hepiniz değil mi. Ama ağaçlara yaptığımız şey bu . Kalkın ordan bina dikeceğim. Tabiatın herhangi bir canlısına insan merkezinden bakıp onun yaşamına müdahale edecek karara biz sahip olabilir miyiz. Böyle bir yasa geçemez… Yerdeki otun bile bir canı var, hayvanlar için binlerce uğraşan insan var.

Bu konu gündemde devam edeceğine , link paylaşılıp ,okunup ve tekrar konuşulacağına karar verildi.

ŞİDDETSİZLİK / PASİF DİRENİŞ

7 adımda şiddetsiz eylem dokümanı paylaşıldı, web adresi paylaşıldı. Bu konuda okunup paylaşım gerçekleştirilmesine karar verildi.www.siddetsizlik.org

POLİTİK KATILIMI ARTIRMAK / YAKLAŞAN SEÇİMLER

Kuzguncuktan Biri : Alınan %22 oy var fazladan, % 49 alarak %65’i temsil ediyorlar mecliste iktidar partisi. Bunu engellemenin yolu %10u alarak önün kesmemiz lazım. Bu da küçük partilere faydası dokunacak , seçim yapılacak. 4-5 tane seçeneğimiz var . Sürekli %10 konusunu dillendirmemiz lazım , nasıl gençler bizi gezide cok güzel temsil ettilerse ve bu yaşta bizi buralara döktülerse , bize düşen görev de dilimizi kullanarak katkıda bulunmak.
Bizim amacımız bizden birilerini çekmek değil zaten. Farklı görüşlere ulaşılmalı.

Kuzguncuktan Biri : Milletvekilimizi tanımıyoruz, bunun çaresini İngilizler dar bölge diye bir yöntemle bulmuşlar. İstanbul’da 100bin oyla 1 milletvekili çıkıyorsa , bitliste 16bin oyla çıkıyor, bunun neden böyle olduğunu da anlamış değiliz. Seçim kanunun iki tane hükmüne karşı, Change orgdaki imza metnine destek verilebilir. Dar bölge istiyoruz, muhtarlar bile milletvekillerinin isimlerini bilmiyor.

Kuzguncuktan Biri : Taksim süreci iktidarla sonuçlanmadığı sürece tam olarak Akp’nin istediği yerine gelmiş olur. 6 sene önce milyonların bir araya geldiği cumhuriyet mitinglerini hepimiz biliyoruz. İktidarı korkutan bir halk hareketiydi, o cumhuriyet mitingleri iktidarla sonuçlanmayınca, büyük bir umutsuzluk ortabı olmuştu. Politik katılımı artırmak için bütün parti, kitle örgütleri, sendikalarla görüşüp forumları büyütebiliriz. Bu zamanla seçimlerde de bir birliktelik yaratır.Seçimlere gittiğimiz zaman daha güçlü ittifaklarla gidebilirsek o zaman en azından üsküdarı alabiliriz. Öncelikle bize düşen görev bu forumu büyütmek , eşe dosta komşuya, birebir örgütlenme yoluyla yapabiliriz.

Kuzguncuktan Biri : Dünkü forumda bu konuyu konuşmuştuk, birkaç önemli olduğunu düşündüğüm nokta var söylenen, onu paylaşmak istiyorum, dün gelemeyenler için de . şöyle bir şey söylenmişti tam da politik duruşumuzu belirleme noktasında . “Biz yaşamın içinden örnekler çıkartıp onların karşısına sunmalıyız onlar çözümleri bulmaya zorlanmalı ”ve “ biz bir yaşam oluşturalım, onlar bize gelsin “ . Elimde şöyle bir örnek var , 4 haziran – 2013 ile 4 –temmuz 2013 arasında TBMM ‘de yapılan önergelerin araştırılması ile ilgili , Parti grupları, CHP, MHP , BDP, AKP , Yaptıkları öneri sayıları 12-11-10-2 , Kabul edilen önerge sayısı 2 , Tabi ki AKP’nin kiler kabul edilmiş, reddedilen diğerleri, Böyle bir senaryo çıkıyor ortaya ve o yüzden dün forumlardan çıkan bazı söylemler vardı , “Diğer forumlarda bu konuda yoğun tartışılıyor, bir arada olmak ve herkesin bir şekilde temsiliyetinin olabileceği daha yatay ortamlardan bahsediliyor. Parti konusuna mesafeli insanlar, bunda da haksız değiller, iktidardan bahsedilmiyor sadece , meclis dışı ve meclis içi muhalefette katılıyor. Onların da ezberi bozuldu. “ dolayısıyla bir şeyler yeşerecekse buradaki biraradalıktan yeşerecek ve onlar buraya gelmek durumunda kalacak diye düşünüyorum.

Kuzguncuktan Biri : Bu olayları medyadan izleyememiş olan çoğunluk, buralarda olmayan insanlara da süreci anlatacak bir metin üzerinde çalışıldığını biliyorum ve bunu herkese anlatmak için ortak bir metin oluşturma peşindeler. Önümüzdeki günlerde de bu metinle ilgili tekrar bilgilendirilme yapılacak.

DİGER FORUMLARA TEMSİLCİ GÖNDERİLMESİ Bu gündem maddesiyle ilgili diğer forumlarda konuşulanlar özellikle Abbasağa ve yoğurtçudaki toplantılara katılmak için temsilci belirlendi, haftaya bilgiler kuzguncuk forumuna olduğu gibi aktarılacak.

TÜKETMEYECEĞİZ
Bu başlık altında takas, armağan çemberleri ve ekolojik konularda bilgilendirmeler ve deneyimlerinin aktarımı için SEDA bir sonraki forumumuzda bizlerle olabilecek.

Boykot hakkında bir sonraki forumda daha detaylı bir bilgilendirme olacak.

Takas konusunda çalışmalar yapılması kararlaştırıldı.

MAHALLE İLETİŞİMİ

Bostandaki forumu duyurmak için el ilanları hazırlanması, sadece sosyal medyada değil, mahallelerde de bir çalışması yapılması gerektiği kararlaştırıldı. Bununla ilgili çalışma grubu oluşturuldu.
Pazartesi bu konuyla ilgili bir araya gelerek , mahalleyle iletişim hakkında görüşmeler gerçekleştirilebilecek. Kuzguncuk Postası da önümüzdeki hafta çıkacakmış , forum duyurularımızı ekleyebiliriz.

Ramazanda iftar konusu bir sonraki forumda değerlendirilecek.

Fikir klüpleri üretilmesi,
Kışlık toplanma alanı düşünülmesi,
Kuzguncuk iskelesinin durumunu öğrenilmesi önerileri geldi.

Ethem Sarısülük davasından son gelişmeler bildirildi.

Kaybettiklerimizin adları anılarak, için 1dk’lık saygı duruşu yapıldı.

Forum 09/07/2013 tarihinde saat 21:30 da toplanılmak üzere dağıldı.

#direnkuzguncuk
#parklarbizim

direnkuzguncuk@gmail.com
www.facebook.com/DirenKuzguncuk1
www.twitter.com/DirenKuzguncuk

Kaynak: http://parklarbizim.blogspot.com/

Başa dön

Marmaris Forumu (4 Temmuz 2013)

Forumumuz saat 9.30’da başladı.

Moderatör seçiminin bir sisteme bağlı olması önerisi geldi , ancak forum üyelerince moderatörlüğün başkanlık etmek olarak algılanmaması gerektiği söylenerek gönüllülük esasına dayalı yürütülmeye devam edilmesine karar verildi.

Forum kuralları açıklandı ve konuşma süresinin 2 dakika olması uygulamasına devam edilmesi, benzer düşüncelerin farklı kişilerce tekrarlanmaması, ikili konuşmalardan kaçınılması, konuşmacıya müdahale edilmemesi istendi.
Her toplantıda gündemin, temin edilecek tahtaya yazılması, ayrıca toplantı yapılan yere ‘Taksim Dayanışması Forumu- Marmaris’adıyla afiş asılması kararlaştırıldı. Önerilen “Marmaris Halk Meclisi” ismi Meclis ifadesinin geniş kapsamlı bir kelime olduğu gerekçesiyle kabul görmedi.
Toplantı saati 9.00 olarak benimsendi.
Bu akşamın ana gündemi forumun bir metninin oluşturulması konusudur denilerek, nihai olmamakla birlikte Funda Hanım tarafından hazırlanan metin okundu ve metne kesin sonucun verilerek Pazartesi akşamı forumda okunmasına karar verildi.Ayrıca bildirinin kısa olması, herkesin benimseyeceği genel bir çerçeve içine alınması, bildiriye eklenecek konuların araştırılarak yazılması söylendi.Metinde demokrasi ve adalet kavramlarına ağırlık verilmesi önerildi.
Elif Hanım Taksim Dayanışması Forumu Marmaris bildirisi için önerilerini okudu.

1. Takas ekonomisini savunuyor ve geliştiriyoruz.

2. Farklılıklarımızla varız, bununla zenginleşiyor ve güçleniyoruz.

3. Halkların kardeşliğine ve özgürlüğüne inanıyoruz.Güçlüden yana değiliz.Hep beraber güçlenmeyi seviyoruz.

4. Güçlüden yana değiliz. Hep birlikte güçlenmeyi seviyoruz

5. devirmek değil kurmakla ilgileniyoruz.

6. Tüm forumlarda alınan en anlamlı kararÖrgütün adı İNSANLIK

7. Yurttaşlık bilincimiz ve haklarımızla örgütleniyoruz.

8. Seçim yasasını değiştirmenin en ivedi işlerimizden biri olduğubilinciyle somut çözümler üretmeye çalışıyoruz.

9. Parklarımıza, meydanlarımıza, mahallelerimize, doğal kaynaklarımıza, ormanlarımıza, nehirlerimize, denizlerimize , toprağa, tohumlarımıza, kamusal alanlarımıza, sanat mekanlarımıza sahip çıkıyor, kapital despotizmi ve ahlaksız rant ekonomisini bu kararlılıkla çökerteceğimize inanıyoruz., ormanlarımıza, nehirlerimize, denizlerimize, toprağa, tohuma, kamusal alanlarımıza, sanat mekanlarımıza sahip çıkıyor, kapital despotizmi ve ahlaksız rant ekonomisinibu kararlılıkla çökerteceğimize inanıyoruz.

Metne ilave olarak geliştirilmeye açık konular okundu. Halkların beraber yaşaması gerektiğinin belirtildiği bölümde geçmiş ve geleceği tartışmak yerine, halkların kardeşliğine vurgu yapmanın doğru olacağı belirtildi.
Mısır’da yaşananların forumda ele alınması önerisine karşılık, toplantının amacının bir fikri ileri sürüp o fikrin en iyi fikir olduğunu oylamak değil, gezi parkıyla başlayan direniş ruhunu canlı tutmak. Mısır’ da yaşananları tartışmak bu forumun amacı değil.
HES’lerle mücadele yıllardır devam eden ve uzmanlık gerektiren bir konudur. Bu konuların bu tür forumlarda çözülmesi zordur. Taksim dayanışmasına destek olmak için daha farklı konular üzerinde durmalıyız.

Gezi olaylarından bu yana insanların haksızlığa karşı sesini yükseltmelerine şahit oluyoruz. MARMARİS TV’de Çamlı Köyü’ndeki taşocağının yasal olup olmadığını, kesilen ağaçların izin kapsamında mı kesildiğini araştırmalıyız açıklamasına ilişkin Neşe Hanım bilgi verdi. Taşocağı ruhsatlı ancak ÇED’e tabi değil. Ruhsat eski sahibine ait , yeni sahibine ait ruhsat yok.Bu tür işletmelere kurumlarca izin veriliyor ancak sonrası takip edilmiyor. Bunun için bir çalışma grubu kurabiliriz.
Alt Çalışma Komisyonları kurma önerisi geldi ve köylüleri ve civar halkı bilgilendirmek için bir komite kurulmasına karar verildi. Pınar ÜNLÜ, Nazan BAYINDIR, Necmi BUĞDAYCI, Halil ŞAHİN, Sergen SUCU komitede çalışmaya gönüllü oldular.

Forum çalışmalarımızı ifade edecek rozet, tişört vb. belirleyici şeyler yapılması önerisi ifade edildi.

Tüm partilerin biraraya gelerek seçim sistemi değişmeden seçimlere girmeyeceklerini sağlayacak çalışmalar yürütülmeli, ruhu siyaset bilimini yeniden yazmalı, içine tabanın görüşleri mutlaka konmalıdır.Gezi merkeziyetçiliğe, baskıya tepki olarak başladı, bu tepki şiddetle bastırılmaya çalışılınca daha da tetiklendi. Çözümüm toplumun alınacak kararlara direkt katılması olduğu açıkça görülmüştür. Bu nedenle toplumun kendisini yönetebileceği bir sistem oluşturulmalıdır.

Foruma misafir olarak katılan bir arkadaşımız, yöre halkının ve esnafın oluşumun içine çekilmesinin şart olduğunu ifade etti. Diğer bir öğretmen misafirimiz 4+4+4 sisteminin yürümediğinin görüldüğünü, eğitim kesiminin sorunlarının da büyük olduğunun hatırlanmasını istedi.

Neşe Hanım, Taksim Dayanışmasınca hazırlanan bildiriyi sık sık ve tkrar forumda okunmasını, bildirinin gündemin bir maddesini oluşturmasını, diğer gündem maddesinin ise forum katılımcıları tarafından belirlenmesini önerdi.
Tolga Bey, Marmaris’in sorunlarıyla ilgili bir komite oluşturacağını ve komitenin çalışmaları hakkında foruma bilgi vereceğini söyledi.

Forum Ozan arkadaşımız Halil Şahin tarafından saz eşliğinde söylenen türkülerle sona erdi.

Kaynak: http://parklarbizim.blogspot.com/

Başa dön

Ortanca Parkı Forumu (4 Temmuz 2013)

• Bugün parkta ilk olarak 19:30’da çocuklarla bir atölye yapıldı. 20:00’de de kadınlar buluşup Gezi Parkı deneyimlerini paylaştılar ve diğer parktaki kadın forumların konuşmaları buraya aktarıldı.
• Diğer forumların ortak aldıkları karara göre Cumartesi günü saat 17:00’de Galatasaray’dan Taksim Meydan’a gözaltında yaşanan tacizlere karşı bir yürüyüş yapılacak. Ortanca Parkı’nın kadınları da bu yürüyüşe katılacaklar. Saat 16:00’da Pangaltı metro çıkışında buluşulacak. • Kazova işçileri bugün gelemediler. Ama yarın geleceklerini ilettiler. Öncesinde onları dinleyip sonrasında ziyarete gitmek eğilimi çıktı. Pazartesi günü saat 19:30’da Ortanca Parkı’ndan direniş çadırına ziyaret ve dayanışma yürüyüşü yapılacak.
• Ramazan’da halk sofrası kurulup kurulmayacağı tartışıldı. En sonunda zaten gelirken yiyecek, içecek getiriyoruz. Biraz daha fazla getiririz, oruç tutanlarla paylaşırız, şeklinde sonuca varıldı. Eğer bu aksarsa yada başka bir durum oluşursa o zaman başka çözüm bulunur, şimdilik bir süre akışına bırakalım, denildi.
• Her Cuma günü etkinlik günü olarak seçildi. Pazartesi gününden öneriler toplanacak, panel, film gösterimi, müzik vs gibi konulardan seçim yapıp gönüllü olanlar Cuma gününe organize edecekler.
• Forum sürerken mahalleden bir kadın komşumuz forumlardan şikayetçi olduğunu, çocukların oyun alanını aldığımızı, çocukların oynayamadığı ve “Duyurular ve Öneriler” panosundan gördüğü “kötü” sözleri öğrenip kendisine sorduğunu ve cevap veremediğini iletti. Konuşmalardan sonra parktaki çocuk oyun alanın karanlık olması nedeniyle çocukların akşamları oraya gidemedikleri anlaşıldı. Belediye’ye parka yeterli ışık sağlanması konusunda dilekçe verilecek.
• “Gezi’de amaç hükümeti düşürmekti. Hükümet tek başına düşürülmez, muhakkak bir güç daha olmalı, ordu gibi.” denilmişti. Buna karşı olarak Brezilya ve Arjantin’deki oluşumlar örnek verildi. Başka güçlere gerek olmadığı konuşuldu.

Duyurular:
• Saat 18:00’de Cihangir Forumu Gezi direnişi sırasındaki ve Doğu Türkistan’daki kayıplar için Galatasaray’dan Taksim Meydan’a bir yürüyüş yapılacak.
• THY çalışanlarına Cumartesi saat 16:00’da forumlardan bir ziyaret yapılacak.
• Ortanca Parkı Kadınlar Buluşması her Salı saat 20:00 yapılacak.
• Çocuk Atölyeleri de her Salı ve Perşembe 19:30’da yapılacak.

Önerilen ama tartışılamayan başlıklar:
• Mısır’daki olaylar hakkında ne düşünülüyor? Ordunun müdahalesi sonrası Türkiye’deki Hükümet de Gezi olaylarını darbe girişimi olarak göstermeye çalışıyor. Bunun için bir şey yapılabilinir mi?
• Kayıplara için eylem/anma.. . yapıyoruz. Lice’deki olaylardan sonra Hani’deki karakol baskınında öldürülen asker için de bir şey yapılacak mı? Şiddeti kimin gösterdiği önemli mi? Her koşulda “Barış istiyoruz” denilecek mi?
• Direnişi yaşamayan yakınlarda köylere ziyaret gezisi yapılabilir.

Kaynak: http://direnisforumu.org/

Başa dön

Özgürlük Parkı Forumu (4 Temmuz 2013)

Pınar_ Gündüzleri parkta nöbet tutalım demiştik. 3 kişi nöbet tuttuk. 4-7 arasında parkta hiç kimse yoktu. Durmanın hiçbir anlamı yok. Bunun yerine forumda 1 saat önce megafonla parkta dolaşıp foruma çağırabiliriz. Çadırda asılmış kağıtlar epey ilgi çekti. Burayı zenginleştirmeliyiz. Burada forum olduğunu anlamaya başladı insanlar.

- Biraz önce bir mesaj geldi. Yarın için, anayasa mahkemesi uzun yıl süren tutukluluklarına neden olan yasayı iptal etti. Yarın bunun için Çağlayan’da 13:00’da basın açıklaması yapılacak.

Arzu_ Bugün öğleden önce parka geldim. Bir bilgi vermek istiyorum. Parkın idaresinde sorumlu Serap hanımla görüştüm. Bize nasıl yardımcı olabileceğini sordum. Malzemelerimizi getirip götürmeye sorunundan karşı nasıl yardımcı olabileceğini soracaktık. Destek beklerken, çimlerde oturduğumuz, masa koyduğumuz için laf işittik. Bunun için belediyeden destek almamız gerektiğini söyledi. Bunun için başkan yardımcısına mail atalım, gelsin burada taleplerimizi dinlesin. Burada otururken çayımızı da içelim, işten gelenler bir şey yesin diye düşündük. Bunun için de bir bağış kutusu oluşturduk. Destek olalım lütfen.

- Önerileri pratiğe dökelim. Öncelikle başkan yardımcısına mail atalım. Bu işi kim mail atıp davet edecek?

- Park ve Bahçelerden sorumlu başkan yardımcısının adı Mustafa Demirkan. Gidip de çağırabiliriz.

- Girip çağırırız da bizim talebimiz ne olacak? Bugün örneğin 2 arkadaş bu bahçeden sorumlu kişiyle görüşmüşler. Ancak bunları koordinasyonla bağlantılı olarak yürütelim. Talebimiz ne? Birincisi, belki bu alanda kalmayacağız. Girişe yakın yere taşınmayı konuşmuştuk. Önce buna karar verelim. Buna göre taleplerimizi iletelim. Bence bu parktan sorumlu olan kadın, olayın farkında değil. Ülke ayağa kalkmış, o hala “çimlere basmayın” diyorlar. Belediyeye de gidersek, ya taleplerimizi belirleyelim ya da gelin bizi dinleyin diye davet edelim.

O zaman önce yetkililerden isteklerimiz nedir, bunu tartışalım.

Çağrı_ Ben herhangi bir yetkiliyle görüşmeye ya da bir şey talep etmeye ihtiyacımız olduğunu düşünmüyorum. Parklar bizim! Bizimle görüşmek istiyorlarsa onlar gelsin diyorum.

- Talep dediğimiz şey şu: Eşyalarımızı gündüz tutabileceğimiz bir dolay ve masa istedik. Bu kadar basit. Yoksa ona nerede oturacağımızı sormayacağınız.

Kendimiz bir dolap yapabiliriz. Yetkililere ihtiyacımız yok.

- Burada her hafta organik pazar yapılıyor. Onların malzemelerinin olduğu gere koyabiliriz.

Eralp_ Dolap önerisine herkes sıcak bakıyor sanırım. Bunu nasıl halledeceğiz onu konuşalım.

Burhan_ Görüyorum, yollarda evlerin önüne eski dolapları, tahtaları toplayıp dolap yapabiliriz.

- Yoğurtçu Parkı’nda takas pazarı kurulacak pazar günü. Hala çok fazla şeyimiz var alışveriş alışkanlıklarımız yavaş yavaş değiştirmeye başlamış olsak bile… Biz de pazar günü böyle bir şey yapabiliriz.

Gülay_ Resim öğretmeniyim. Bu parka ilk gelişimiz. Biz de arkadaşımızla Pazar günü piknikte atölye yapabiliriz. Sonra da bunları da sergileriz. Biz biraz boya getireceğiz.

Pazar günü saat 10:00’da pikniğimiz var.

Fikret_ 15 yaşındayım. Abimle Altunizade’de çalışıyoruz. Abimle gezi parkına giderken, metroda insanlar bizi alkışlıyordu. Biz de gittik. Halay çekiliyordu, onlara katıldık. Başbakanın dediği gibi camide içki içildiğini doğrulamıyorum.

Bugün okuduğuma göre ramazanda Gezi Parkı’nda iftar verecekmiş belediye. Yoğurçu ve Abbasağa Parklarında da iftar verilecekmiş. Gezi’de ne yapılacağı ortak karar verilecektir ama ben bunu bizim sahiplenmemiz gerektiğini düşünüyorum. Pratiğe yönelik şeyler de yapmalıyız.

Kütüphane önerisi için bugün bir karar alalım. Yayınevi de haber bekliyor, çok kitap var.

- Topçu Kışlası Projesi iptal olmuş ama esasen yayalaştırma projesi de iptal olmuş 6 haziranda. Ama parkta makineler çalışmaya devam ediyor. Buna yönelik ne yapılabileceğiyle ilgili bir fikri olan var mı?

Burhan_ 2 konuda bir şeyler söylemek istiyorum. Birincisi, parktaki sorumlu kadının söylediklerini duyduktan sonra, belki bizim daha farklı bir örgütlenmeye ihtiyacımız olabilir. Belki bir dernek olabiliriz. İkinci konuda Mısır’la ilgili. Benim midem bulandı. Yandaş Türk medyasını izlerken, bütün Gezi Direnişi’nde penguen gösterenler, şimdi Mısır’a odaklandılar. Demagojik söylemler üretiyorlar. Erdoğan kadar arsızca değil ama tıpkı Gezi Parkı direnişçilerini 3-5 kişi göstermeye çalıştıkları gibi, orada da Mursi taraftarlarının çok fazla olduklarını göstermeye çalışıyorlar. Hem darbe karşıtlığı yaparken Mursi’nin de darbeyle geldiğini konuşmuyorlar. ABD ve Avrupa’ya laf atıyorlar. Ben bu darbenin, teknik anlamda darbe olmakla beraber, tarihsel darbelerle de örtüşmediğini düşünüyorum. Mısır Ordusu’nun, bizdekine benzer bir şekilde Türk-İslam sentezi yapma ihtiyacı yok. Belki de dünya tarihinde bu kadar kitlesel katılımın olduğu kitleler yok. Bu yüzden de Mısır Ordusu da sanki halka tabi olmuş gibi görünüyor bir yandan da kendi prestijini korumaya çalışıyor. Orada atılan havai fişekler asker geldiği için değil, Mursi gittiği için. Bugün Saadet Partisi, İstanbul Mısır Konsolosluğu önünde gösteri yaptı darbeyi kınadıklarına yönelik. Hep dış mihrakları suçluyorlar, o meydanki iç mihraklardan kimse bahsetmiyor

Hatırlarsanız, Gezi olaylarında CNN ve BBC bu olayları olduğu gibi gösterirken, iç mihraklar bunu yapanları suçladılar. Bugün Anadolu Ajansı’nın başındaki adamlar Mursi’yle birlikteyiz gibi bir hashtag başlatıyor. Ali Babacan, meydana çıkanların çoğu okumuş çocuklar dedi. Madem böyleydik, neden bizle konuşmadılar. Bir diğer ikiyüzlülük, faiz lobisi lafı dönüyor. Bu lafı çıkaran, başbakanın başdanışmanı oldu. Bu lafı çıkaranlar, İstanbul’un finans merkezi olması için lobiciliğe devam ediyor. Hem bu şehre yabancı yatırımcıları çekmek isterken hem de bunlar hakkında konuşuyorlar.

- Mısır bizim için önemli. Mursi’nin düşmesi demek Erdoğan’ın düşmesi demek. Mısır aynı zamanda BOP kapsamındaki ılımlı İslam politikasının çökmesini göstermesi açısından da önemlidir. Ayrıca, Esad’ın da karşısına geçmiştir. Erdoğan’ın dış politikası çökmüştür. Komşularla sıfır problemden, sıfır komşuya geçtik. Devlet adamlarımızın hiçbir öngörüsü olmadığını da görmüş olduk.

- Ben 2 haftadır Yoğurtçu Parkı’ndaydım, orası kalabalık olduğu için tercih ettim. Buranın kalabalığını artırmak için bir şeyler üretmeliyiz. Benim fikrim, etraftaki çok sayıdaki kafelere gidip gençleri haberdar etmeliyiz. Çünkü gençler bu işi devam ettirecek, yaşlılar da bize tecrübeleriyle bize destek olacaklar. Yoğurtçu Parkı’ndakine benzer komisyonlar oluşturabiliriz. Broşürleri sokaklarda dağıtabiliriz.

Murat_ Bu konuda çalışmalar başlattığımızı düşünüyorum. Bunlara ek olarak demin yaşadığım bir şeyi söylemek istiyorum. Bizim tepkimizi en dikkat çekici şekilde gösterebileceğimiz şey bu. Yani unutuyoruz ama birisi hatırlatınca hemen yeniden başlıyoruz. Hatırlatmalıyız, uyarmalıyız. Ses çıkarmalıyız. Parkta insanları çağırmalıyız. Bir süre sonra örgütlenme kendiliğinden oluşacak. Komisyonlar sonrasında kendiliğinden çıkacaktır.

- Farklı bir konuya temas etmek istiyoruz. Maalesef belediye başkanları donanımlı değil. Bu yüzden de şehir planları her gün değişmekte. Bu nedenle de bizim yaşadığımız yerlerde gördüklerimiz eleştiriye neden olmakta. Bir yerde 3 kat bir yerde 30 kat olmamalı. Çamlıca Tepesi’ne ne olması gerektiğini anlamak için çok da şey olmaya gerek yok. 1/1000 ve 1/5000 planların öncelikle halk oylamasına sunulmalı büyükşehire gitmeden önce.

Halkı buraya çekmek için bir darbuka, bir halay çeksek çok güzel olabilir.

- Biraz önceki planlar hakkındaki öneriye katılmıyorum. Bunun da 2 nedeni var. Birincisi, bu ülkede bilim var. Her şeyi soramayız. İkincisi de referandum sürecinin çok sakat olduğunu düşünüyorum. Önümüze 2 bozuk yemek koyuluyor ve hangisini yemek istediğimiz soruluyor. Ben bunu reddediyorum. Bence, bu referandum yaklaşımı değiştirilmeli. Biz ne istediğimizi söyleyelim ve kendi istediğimiz şeyi oylayalım.

- Öncelikle yurttaş olmayı öğrenmeliyiz. Öncelikle sistemi suçlamak yerine yaşadıklarımız şeylerde kendi sorumluluklarımızı görmeliyiz. Erdoğan da aynı şeyi yaptı. Sürekli farklı kesimleri sorguladı. Öncelikle kendi yurttaşlık bilincimizi geliştirmeliyiz.

- Demin söylediğinize bir şey eklemek istiyorum. Biz sistemi kötülemeyi çok seviyoruz. Ben de o insanlardan biriyim. Ben 30 yaşındayım ve Kürt sorunuyla eşit yaştayım. Ben bunları hep televizyondan öğrendim. Ama Gezi’de yaşadıklarımın sonunda bunun böyle olmadığını öğrendim. Biz hiç kimseyi dinlemeden büyüdük. Dinlemeyi ve anlamayı öğrenmeliyiz.

Kaşif_ Bu forumdan haberim yoktu. Tesadüfen öğrendim. Kadıköy Belediyesi’nden medet ummak ne kadar mümkün bilmiyorum. Kadıköy Gazetesi’nden bu forumu haber yapmasını isteyebiliriz ya da twitterdan Selami Öztürk’e ulaşabiliriz. Mısır’dan konuşmak yerine kendi yapabileceklerimizi konuşalım. Ben yarın bunları çoğaltacağım, bunların bazılarını otobüste unutacağım, bazılarını sokağımda ve parkta dağıtacağım. Dernekleşmeye ihtiyacımız olduğunu düşünmüyorum. Çarşı’ya da RedHack’e twit atabiliriz.

Emre_ İşim gereği bazı belediyelerle çalışıyorum. İşin içinin nasıl olduğunu biliyorum. Talepler ne kadar yukarıya çıkmalı, ne kadar aşağıdan alınmalı? Yönetişim meselesinde çalışan insanların, gerçekten çok absürt örnekler ortaya çıkarttığını görüyoruz. Engelli merkezi yapılıyor ama engellilerin erişemeyeceği yerde ya da iklimi düşünmeden bisiklet yolu yapılıyor ama bu yol yürüyüş yollarını kesiyor ve iklim nedeniyle 45 derecede bisiklet sürülemediğinden kullanılmıyor. Bu referandumlara katılanlar kimler olmalı? Bugün eğitim düzeyinin çok düşük olduğu bir bölgedeki bir belediyenin vatandaş bilgilendirme toplantısına gittiğiniz zaman, yönetmelikleri okumuş teyzeler de olabiliyor. Dolayısıyla taleplerin ne kadar tabandan gelmesi gerektiğine dikkat edilmeli.

- Arkadaşımın fikirlerini 2 noktada reddediyorum. Derneklerin, partilerin, sendikaların işe yaramadığını söylemek doğru değil. Bazı örgütlenmelerin yaptıklarından fayda görmemiş olabiliriz. Sadece sosyal medyaya bağlamak postmodern bir zehirlenmedir. İkisi bir arada düşünülmeli. Sistem mi vatandaş mı suçludur tartışması çok güzel bir tartışma. Bu konu başladığından hemen aklıma sivil itaatsizlik örnekleri geliyor. Gandhi, King, Montaigne’nin arkadaşı geliyor aklıma. Bu adamın kitabının adı “Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev”de bizim vatandaş olarak ne kadar söz almadığımızı anlıyorum.

- Ben dernek, parti ve sosyal medyanın güçlerini tartışmak istemiyorum. Ama bunların hiçbiri bu kadar insanı sokağa dökemedi; baş belası olamadı.

Biz arkadaşlarla paten/kaykay alanı istiyoruz. Bununla ilgilenmenizi istiyoruz. Rampa istiyoruz! Pazar günü pikniğe Fikirtepe’den 50 kişiyle geleceğiz. Darbukaları da getireceğiz!

- Milli eğitim bakanı bir şeyler söyledi. 1946’dan bu yana hepsi bir şeyler yapıyor ama kimse toplumun yapısını düşünmüyor. Sürekli sistem değiştirmek yerine buna göre politikalar oluşturmalıyız.

- Gezi hareketinin çok samimi ve insan anlayışlarının çok doğru olduğunu düşünüyorum. Ben bu komisyonlara çok önem veriyorum. Burada geçirdiğimiz zamanın meyvelerini almalıyız. Arent’in felsefesi bugünle birebir örtüşüyoruz. Az kişi de olsak komisyonlar kuralım. 7’de gelelim, komisyonlarımız çalışsın. İşin uzmanlarını çağıralım, onlarla bilgi paylaşımında bulunalım.

- Gençlik ve ihtiyarlık üzerine bir şeyler söylemek istiyorum. Ben bir yaşlı olarak bu gençliğe çok güveniyorum. Ama bunun fazla dillendirilmesi, sanki yaşlıların hiçbir rolü yokmuş ya da olmamış gibi görünmesine neden oluyor. Bu harekete damgasını vuranın gençler olduğunu biliyorum ama tarihselliğin önemini bilen biri olarak bu tarihselliğin gençler üzerinde nasıl etkili olduğunu görüyorum. 1970’lerde bir devrimci olarak, Gezi’ye gittiğimde ya da birçok farklı yürüyüşlerde eski yoldaşlarımı görüyorum. Bir yoldaşım şunu anlattı “40 yaşın üstündekiler konuşmasın” demiş. Bütün gençlerin böyle düşündüğünü sanmıyorum ama gençler de bu tecrübelerden faydalanmalıdır.

Gençlik zihindedir. Bir insan 60 yaşında da olabilir ama zihni açıktır. Bizler yaşadıklarımızın sonucunda dogmatikleştik. Kendi bildiğimiz doğru olduğunu düşünüyoruz. Ben bu hareketten sonra kendimi özeleştiriye tuttum. Bu gelişmektir. Öğretmen değil eğitmen olmalıyız. Gezi’nin insanlara çok büyük bir etik sıçrama yaşattığını düşünüyorum.

Erdoğan_ Komitelerle ilgili konuşmak istiyorum. Bunları uzun zamandır dile getiriyoruz. Bunu bugün başlattık, çadırımızı kurduk ve biraz daha insanlara ulaşmaya başladık. Bundan sonra da gündüz de parkta kalarak, atölyelerle daha fazla insana ulaşmamız gerekiyor. Bu çevrede yaşayan on bin kişiye ulaşmalıyız. Parkın içinde sürekli bir aktivite olmalı. Diğer parkların çevresi açık sirkülasyonu yüksek, bu parkta ise yönetimle ilgili problemimiz varmış gibi davranıyoruz. Koordinasyon kurduk ama başka komiteler oluşması lazım örneğin sosyal medya komitesi kurmamız lazım, forum organizasyonunun sağlanması için kolaylaştırıcı bir komite olması gerekiyor, parkın içinde konuştuklarımızın duyurulması için halkla ilişkiler komitesinin oluşturulması gerekiyor, diğer parklarda olanlar anlatacak bir dış ilişkilerkomitemizin oluşması gerekiyor, parklarda eyleme geçmemiz gerekiyor, eylem komitesi kurulması lazım. 3 haftadır aynı şeyleri konuşuyoruz ama somut eylem kararları alamıyoruz. Parktaki bu statik havanın dinamik hale gelmesi gerekiyor. Örneği bizim Fikirtepe’ye gidip atölye yapmamız gerekmiyor, onlar zaten her gün burada. Biz burada bu atölyeler sayesinde onlarla kaynaşıp, sonra oraya gidebiliriz. Sadece akşamları toplanarak kaynaşamayız, bunun için gündüzleri burada olmalıyız. Parkın girişindeki alanı kullanmaya başlamalıyız. Somut şeyler yapmalıyız. Biri bize “amacınız ne, hedefiniz ne” diye sorsa, verecek bir cevabımız yok.

../.. Biz burada kısılıp kaldık, heykellerin orası da kuytu bir alan. Çocuklu aileler ilerideki parkların ve piknik alanlarının orada bulunuyorlar. Hafta içi de büyük ve küçük park denilen yerlerde bir masa kurabiliriz. Giriş çıkışlarda broşür dağıtabiliriz. Parkın içine gidersek daha fazla kitleye ulaşabiliriz.

.. /.. Parka yayılmayı atölyelerle yapabileceğimizi düşüyorum. Bu da öncelikle çocuklardan başlar. Böylelikle ailelerine de ulaşabiliriz. Pazar günlerini çocuklara yönelik aktivitelere ayırabiliriz. Bir de komşu/kardeş park seçelim. Onlar bize gelsin, biz onlara gidelim. Birbirimizi tanıyalım, anlayalım, yakınlaşalım; sonra da belki de birçok farklılıkları içinde taşıyan tek bir grup oluruz? El ilanlarını Fikirtepe’de de dağıtabiliriz, pikniğe davet edebiliriz.

- 40 yaşın üstündekilerin konuşmasın denmesinin nedeni, belli bir yaş grubu engin bilgilerini anlatırken okyanusun ortasında kalabiliyoruz. Biz çok heyecanlıyız. Ben Fikirtepe’yle kaynaşmayı 4 gün önce önermiştim. Onlar pikniğe geldikten sonra, biz ertesi gün onlara gidelim. Seçim sisteminin değiştirilmesi için bir komisyon kuralım. Çocuklar için güncel olayları anlatan bir komisyon kuralım.

- Kaykay ilk gündemimiz olsun, yarın konuşalım.

- Pazartesiye, saz çalan, ud çalan, keman çalan insanlar varsa, biz ses olarak hazırız.

Beyazıt_ 45 seneden beri Fikirtepe’liyim. Oranın politik yapısını az çok biliyorum. Çok güzel şeyler söylendi ama orası öyle değil, çok kozmopolit bir yer. Emekçi bir alan ama yapısal olarak gerici. Uzun süre politika yaptım ama erişebildiklerim iki elin parmağını geçmedi. Orası zaten kentsel dönüşüm kapsamında 2/3’ü yıkıldı. Orada ne yapmak istiyorsunuz? Bunları bilerek hareket edelim.

- Bizim oraya gitmek istememiz, bir partiye oy vermelerini sağlamak için değil. Benim derdim tamamen insani düzeyde. Birbirimize dokunmak… Ben yıllardır izole yaşıyormuşum, duyarsız yaşıyormuşum, ben aslında çok uzun süredir insan gibi yaşamıyormuşum! Benim kaygım bundan kurtulmak.

Feridun_ Bunlar çok güzel dilekler. Öncelikle, birincisi bu Gezi ruhunun kaydedildiği yönünde. Belki de yapmamız gerek bunu kendi çevremize anlatmak, sonra da küçük parçaları birleştirmek ve diğer parklarla koordine olmak. İkincisi, WHO’nun Sağlıklı Kentler Birliği … Varoşlar dediğimiz ve birileri tarafından maksatlı olarak yoksullaştırılan ve geri bıraktırılan ve kentlileştirilmeyen, ne köylü ne kentli bir grup olarak yaşamaya mahkum edilen bölgeler için projeler üretebiliriz. Yoksulluk, işsizlik, alkolizm gibi konularda projeler üretebiliriz. O zaman bu insanların, birilerinden yardıma muhtaç olmayan, sağlıklı bireyler haline getirebiliriz, eğitim düzeylerini yükseltebiliriz, günübirlik yaşamalarından kurtulup düzenli gelirlerinin olmasını sağlayabiliriz. Bu projeleri Kadıköy Belediyesi’ne aktarıp, baskı yapabiliriz.

Barış_ Kaykaycıların talebini çok dikkate almalıyız. Bu parkta eskiden bir board kültürü vardı. Bunu yeniden canlandırmalıyız. Yarın burada bir kalabalık yaratalım ve komiteleri oluşturmaya başlayalım. Bu kalabalık oluşursa sayıyı daha da artırabiliriz. Kapının girişinde broşürler dağıtabiliriz. Panolarımızı artıralım. Pazar günlü pikniğe herkesin çağıralım. Umutsuzluğa kapılmayalım!

Burhan_ Eylem önerim, Göztepe mahalle sınırlarının olduğunu bölgede parklar bizimdir diyerek bir yürüyüş yapmak ve forumu duyurmak ve tekrar park gelmek.

İşin eğlence boyutunu artırabilirsek, katılımı artırabiliriz. Taşyapı’ya neden böyle bir emsal verildi Göztepe’nin göbeğinde bunu soralım. Ama cevap belli. Belediye meclislerinin politik olmaktan kurtulması gerekiyor. Ortada rant olunca hepsi aynı şeyi yapıyor.

Kaynak: http://direnisforumu.org/

Başa dön

Paşabahçe Meydanı Forumu (4 Temmuz 2013)

Belediye meclis üyesi Halit Bey, 230 dönümlük bir arazideki ağaçların yol olacağını, bunun olmaması için gerekli mücadeyi vereceğimizi söyledi. Sözlerine bu alanlara hiçbir imar yapılamayacağı eğer yapılacaksa 6 devlet bakanının imzasının gerektiğini ekledi. Beykozun doğal alanlarının yok edildiğini, riva deresinin yok edileceğini, etrafındaki doğal yaşamın toprakla doldurulacağını, rant uğruna hizmet adı altında arazilerin yağmalandığını söyledi. Beykozdaki yağmanın vardığı inanılmaz boyutlarını örneklekler vererek sorunun boyutlarını gözler önüne serdi. Ağaçlık yeşil alanları yok etmek için sanki yemin etmiş kişiler, yasa ve planları yok saymaktadırlar ve vatandaş için hiçbir şey yapılamazken yasalarla koruma altına alınan mekanlar halka hizmet veriyoruz adı altında katlediyorlar, beykozda durum bu; beykozun yeşil,sulak, doğal alanları ranta çevrilmek isteniyor diyerek sözlerini noktaladı.Toplantı katılımcılarından biri Doğu karadeniz bölgesinde gezi ruhunun bazı kişiler tarafından yaşatılmaya çalışıldığı, gaz atıldığını fakat ümitlerinin tükenmeyeceğini sözlerine ekledi.

Toplantı katılımcılarından biri, haber türk gazetesinde yayınlanan kanal riva haberinin halka güzel bir haber gibi yansıtıldığınnı söyledi.

Toplantı katılımcılarından biri, akit gazetesinin genel yayın yönetmeninin gezi parkı eylemcilerine hakaret içeren sözler söylediğini, ağza alnımayacak sözler hatta küfür içeren cümleleri gazetesinde yayınlamaktan utanmadığını bildirdi.

Toplantı katılımcılarından biri AKP makarna dağımaya başladı biz ne dağıtmalıyız diye alay içeren bir soru sordu.

Toplantı katılımcılarından biri, 6 haziran tarihinde alınan kararda taksim gezi parkı planının inşaatının durdurlması kararı alınmıştır. Bu durumda hem mahkemenin vermiş olduğu karar bu karar doğrultusunda inşaatın durulması gerektiğini bildirdi. taksimin kent yaşamından koparılmaması çağrısında bulundu. Taksim dayanışmasının Cumartesi saat 19.00 da çağrı yaptığını, istanbulda yürütülen tüm faaliyetlerin birlik olması açısından Cumartesi eylemlerinin foruma dönüşmeye başlayacağını vurguladı. Gezi parkı gibi burunbahçede kent yaşamına uygun bir şekilde yapılması gerektiğini söyledi. Ayrıca bugün oluşan kalabalığa bakarsak sesimiz bu forumlarda yükselecek ve yaz dönemi olmasına rağmen çalışmalarımız devam edecektir, gezi parkı ruhu dayanışmanın büyüdüğü, kimsenin oyunu makarnaya, kömüre satmadığı bilinmelidir dedi. Burası hukukun, demokrasnin, adaletin yeridir diye sözlerini noktaladı.

Toplantı katılımcılarından biri, Pazar günü kadıköyde gazdanadam etkinliğini duyurarak sözlerine başladı ve mısırda yaşananların ülkemizle direk alakalı olduğunu söyledi. Muhammet Mursinin mısır halkına zulüm yaptığını ve halkında meydanlara dökülerek mursiyi indirdiğini belirtti. Mısır halkının uyanık olması gerektiğini, örgütlü ve birarada durması gerektiğini söyledi. Bunun yansımalarının Türkiyede olacağını, halkın ayaklandığını, halkın egemenlik isteğine karşılık emperyalistlerin AKPyi kullanarak gerekli önlemleri alacağını ve bu yüzdenTürkiye halkının da uyanık olması gerektiğini söyledi.,

Toplantı katılımcılarından biri AKP hükümetinin sadece doğaya değil sanat eserlerine göz diktiğini belirttti.

Toplantı katılımcılarından biri, herkesin elini taşın altına koymak zorunda olduğunu, türk halkının vergileriyle katillerin beslendiğini söyledi.buna karşı koymak için hepimiz birlik olması gerektiğini, şuanda düşmanı savaşta olduğu gibi göremiyoruz ama hayatımızın heryerinde yaptığı müdahallerle hissediyoruz dedi.

Halit bey, burunbahçe ile ilgili neler yapabiliriz sorusuna katılımcı sayısının çok olduğu dilekçeler verilmesi gerektiğini fakat halkın bu dilekçelere gereken önemi vermediğini vurguladı. Burunbahçenin herşekilde halkın kullanımına açık olduğunu, kıyı şeridinin imara açılamayacağını söyledi. Halit beye niçin imar yolsuzluklarından ve alınan kararlardan halk olarak haberimiz yok diye bir soru geldi. Halit bey onaylamarda yapılan uygulamaların değiştiğini artık onaylamanın bizim müdahale edebileceğimiz hale geldiğini belirtti. Burunbahçe için oluşturulan çalışma gruplarının bir şekilde çalışarak gerekli önlemlerin alınması gerektiğini belirtti.

Toplantı katılımcılarından biri yapılan emlak projelerine örnekler vererek yapılan yapılaşmayı vurguladı. Beykozda Kamusal yeşil alanlarımıza dokunulmasını istemiyoruz adı altında poyraz ve rivayı da katarak bir çalışma grubu yapılmasını ve imza toplanarak dilekçe yazılmasını önerdi.

Daha sonra diğer gündem maddesi olan polis şiddeti konuşulmaya başlandı. Bununla ilgili olarak polisin halka uyguladığı şiddet vurgulanarak, portakal gazının kullanılmış olma ihtimalinin yüksek olduğunu söylendi. 4 kişinin hayatını kaybettiği tekrar gündeme getirerek, bu ölümlerin herzaman ana gündem maddesi olması gerektiği vurgulandı. Hayatını kaybedenlerin yaralananların sorumluluğunu ise başbakanın polise emri ben verdim diyerek aldığı söylendi.

Katılımcılardan biri toplanan para kutusunu tekrar gündeme getirdi ve ayrıca burunbahçede ağaç dikme kampanyası başlatmayı önerdi.

Forum katılımcılara polis şiddeti ile ilgili hazırlanan video sunumu ile devam etti. Pazartesi 21.00 de tekrar buluşulacağı ve taksim dayanışmasının Cumartesi günü için yaptıkları çağrı ve kadıköyde yapılacak festival hatırlatıldı. Forum son bir video gösteriminden sonra gezi parkı olaylarında hayatını kaybedenler için bir dakikalık saygı duruşu ile noktalandı.

Kaynak: http://direnisforumu.org/

Başa dön

Şişli Sıracevizler Parkı Forumu (4 Temmuz 2013)

• Megafon olduğu için iletişim daha verimli bir şekilde sağlandı.
• Çeşitli temaslar için Lice’ye giden Türkiye Barış Meclisi (TBM) heyetinde yer alan Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat, orada yaptıkları görüşmeleri ve deneyimlerini aktardı. Türkiye Barış Meclisi’nin Lice Raporu internet üzerinden erişim sağlanabileceğini hatırlattı. Çeşitli soruları yanıtlayan Fatih Polat, “Gezi’den yükselen ses orada duyuluyor ve önemseniyor” dedi.
• Her forum buluşmasında moderatörün takip edeceği bir işleyiş belirlendi. Akış şu şekilde ilerleyecek:
1) Moderatörün seçilmesi

2) Not tutacak kişinin belirlenmesi
3) Komitelerin çalışmalarını aktarması
4) Diğer forumlarla ilgili bilgi aktarımı
5) Genel gündem maddeleri
6) Gündeme ilişkin kararların alınması
7) Lokal gündem
9) Bireysel görüşler
10) Bir sonraki toplantının gündeminin belirlenmesi

• Hızlı gündem değişiklikleri ve haftada iki kez buluşuyor olmamız sebebiyle, Facebook grubundaki adminler’e olası eylemlilikler için saat ve yer belirleme yetkisi verildi.
• Tüm forumlardan haberdar olmak takip edilebilecek siteler aktarıldı: hemzeminposta.org, direnisforumu.org,gazetegezipostasi.blogspot.com. Forum öncesi vakti olan forum katılımcılarının bu online yayınları takip ederek forumda paylaşabileceği konuşuldu.
• Pazar günü gerçekleştirilecek Park Buluşması öncesi son toplantı olduğu için, Pazar günkü organizasyonla ilgili detaylara değinildi. Park’ın bu buluşmaya hazırlanması için 6 Temmuz Cumartesi günü saat 16.00’da buluşulmasına karar verildi. Daha sonra buradan Taksim’e birlikte gitmek de söz konusu olabilir.
• Bir katılımcı, Lice’de tanımadığı birine mektup yazmak istediğini, isteyen olursa bunu hep birlikte gerçekleştirmek için facebook üzerinden organizasyonu gerçekleştirebileceğini bildirdi.
• Şişli-Mecidiyeköy bölgesindeki park sorunu gündeme getirildi. Bu bölgede kişi başına düşen yeşil alanın 1 metrekare ile sınırlı olduğu ve bunun yetersizliği konuşuldu. Buna tepki olarak forumu Cevahir AVM önüne taşıma fikri ortaya atılsa da bunun eylem olacağı, forumun verimliliğini azaltacağı düşüncesiyle vazgeçildi. Cevahir önündeki Starbucks’ta pasif direniş teklif edildi.
• Forum’un her hafta değişecek bir temsilcisi olmasına karar verildi. Önümüzdeki hafta Dayanışma Toplantısı’nda Şişli Merkez Mahallesi Forumu’nu temsil edecek isim belirlendi.
• 2 Temmuz Salı günü tartışılan atık toplama konusu yeniden gündeme geldi. Yaptığı araştırmayı aktaran katılımcı, ilk aşamada ortak yer belirlenerek atıkların toplanabileceği ve küçük eğitimler verilebileceğini söyledi. Atık Kağıt İşçileri’nin KATIK isimli dergisi hatırlatıldı.
• Forum’a ilk kez gelenler için bir masa konulabileceği ya da karşılama komitesi konuşuldu ancak karara bağlanmadı.
• Googlegroup kurulmasına karar verildi.
• Panayır Komisyonu ilki 7 Temmuz Pazar günü gerçekleştirilecek olan park buluşması için bir ihtiyaç listesi yayınlayacak.
• 14 Temmuz günü bir ritm atölyesi gerçekleştirilmesi kabul edildi.
• Yerel seçimlerde sandıklara önem vermemiz gerektiği konuşuldu; sivil olarak oyların başında durmak, Baro’dan haklarımızı öğrenmek öneri olarak sunuldu.
•Bir katılılmcı Olimpiyatlar’da olası ev sahipliğinin giderlerinin Türkiye’nin dış borç miktarına getireceği artışı hatırlatarak, bu konuyu gündeme almamız gerektiğini söyledi.
• Bir katılımcının olaylar sonrasında Doğu’ya gezi gerçekleştiren arkadaşını Şişli Forumu’na davet ederek tecrübelerini paylaşma önerisi kabul edildi.
• Buluşmaların Salı-Perşembe 21:00′da devam etmesine karar verildi.

https://www.facebook.com/SisliMerkezMahallesiForumu

Kaynak: http://parklarbizim.blogspot.com/

Başa dön

Yavuz Özcan Parkı Forumu (4 Temmuz 2013)

· Forum kuralları hatırlatıldı. Salı günkü forum değerlendirildi
· Gündem önerileri alındı gündem: -Mısırdaki darbe
-Çevre
-Çorum katliamı
-Eylem planlarının hayata geçirimi
· Pazar günkü eylemden kadın olaylarını ayıralım.
· Pazar günkü eylemi biraz daha sadeleştirelim sonra daha gösterişli bir anma eylemi yaparız. dektara eylemi adı altında yapalım. Formun nelere karşı olduğunu anlatmış olalım yine dövizlerimizde karşı olduğumuz şeyler yazılsın.(Onaylandı) Pazar günkü eylem üzerine tartışılmaya devam edildi. Halk bankasından Cumhuriyet meydanından yürüyüp valiliğin önünden geçerek otoparkın üstünde basın açıklaması şeklinde değiştirildi. Basın açıklaması konusunda da Vedat Oğuz’un ya da ailesinden birisinin kabul ederlerse basın açıklamamızı onların yapmasında fikir birliğine varıldı.

· Formun yerini değiştirme konusuna değinildi. Taşımayalım ama eylemliliklerimizi farklı yerlerde yapalım diye bir görüş ortaya sunuldu. Cumhuriyet meydanında forum yapmalarındaki sakıncalar dile getirildi. Forum yeri aynı kaldı fakat eylemlilikleri taşımak konusunda fikir birliği oluştu. Haftanın bir günü foruma gelemeyecek uzak yerlerde yapalım formumuzu onlar gelemiyorsa biz gidelim diye bir öneri geldi. Daha sonraki forumlarımızda konuşulmak üzere konu kapandı.
· Mısır gündemine geçildi.
· Mısır gündemine bakarken tarihine de bakmak lazım Mısır köklü bir tarihe sahip. Darbenin arkasında ABD desteği var. İnsanlar mezarlarda yaşıyor. Mısır’daki turistik yerler halktan soyutlanıyor. Mısır olaylarından sonra emperyalizmin orta doğuda dini kullanamayacağını düşünüyorum. Forumda sivil itaatsizlik konusuna yer ayırmalıyız başka bir gün diye düşünüyorum.
· Mısırdaki olay da dini ülkeyi yönetmek için yapılan çalışmalardır ve RTE de Mısırla sürekli görüşüyor. RTE nin din insanları yönetmek için bir araçtır sözleri vardır fakat yayınlanacağı zaman BBC’de o kısım kesilip çıkartılmıştır. Pazar günü Mısır’daki darbeye de karşı olduğumuzu dile getirelim denildi.
· Mısır tarihiyle ilgili bilgiler verildi. Ortak noktamızın halk hareketlenmesi yönünde olduğu söylendi ve mısırdaki örgütlenmeyi örnek almamız gerektiğine vurgu yapıldı. Mısır’a sadece mısır değil emperyalist oyunlar çapında bakalım denildi.

Kaynak: http://parklarbizim.blogspot.com/

Başa dön

Zekeriyaköy Forumu (4 Temmuz 2013)

Karara bağlanan, netleştirilen veya gerçekleştirilen çalışmalar:

3000 Adet Zekeriyaköy Forum duyuru ilanı basıldı ve dağıtılmak üzere paylaşıldı.
Dağıtım: B Arıköy:100 Basın yayın:100
K. arıköy:100 Simpaş:50
Cansit:35 Neci:100
Acarlar:50 Emlak Evleri:50
Kilyos:100

Zekeriyaköy Forum adıyla birbirine bağlı olan facebook sayfası ve twitter hesabı açıldı.

Zekeriyaköy Forum adıyla mail grubu oluşturuldu.

Gezi direnişinde hayatını kaybeden insanlarımız için Dolmabahçe Camii’nde mevlüt okutulması düşüncesi netleştirildi/kararlaştırıldı ve bir katılımcımız bu önerimizi Taksim Platformu’na ileteceğini belirtti

Cumartesi günü Cihangir Parkı’nda yapılacak olan ve tüm forumlardan temsilcilerin katılacağı genel foruma bizim forumu temsilen iki katılımcımızın gitmesi kararlaştırıldı.

Eylem ve Duyurular:

Büyükdere Forum, 5 Temmuz Cuma günü Maslak NTV binası önünde saat 12:30’da basın bildirisi okuyacak

Taksim Platformu tüm İstanbulluları 6 Temmuz Cumartesi günü saat 19’da Taksim Meydanı’na bekliyor

Çeşitli çevreci derneklerin katılımı ve çağrısı ile 7 Temmuz Pazar sabah 9:30’da bisikletlerle, Beşiktaş Balmumcu’dan hareket edilip sahil yolu takip edilerek önce Koç Üniversitesi önüne, daha sonra da Garipçe Köyü’ne gidilecek

7 Temmuz Pazar günü saat 17:30’da Kadıköy Meydanı’nda ODA Tv, Ulusal Kanal, Cem Tv, Halk Tv ve Aydınlık medya kuruluşlarının desteklediği, katıldığı ve duyurduğu “GAZDANADAM FESTİVALİ” gerçekleştirilecek

Yerel Sarıyer TV’nin lansmanı, 5 Temmuz Cuma akşamı, Sarıyer’deki yeni açılan Demirtaş Ceyhun Kütüphanesinin bahçesinde bir kokteyl ile gerçekleştirilecek

Kilyos Çevre Koruma Derneği’nin öncülüğünde, Sarıyer Belediyesi’nin katkılarıyla, 23-24-25 Ağustos tarihlerinde, bölgemizde nesli yok olmaya başlayan kum zambakları festivali gerçekleştirilecek

5 Temmuz Cuma, saat 13’de Çağlayan Adliyesi önünde, Türkiye’de artan kadın katline karşı protesto eylemi gerçekleştirilecek

Paylaşılan Bilgiler:

Önümüzdeki yerel seçimlerde BDP Milletvekili Sn Sırrı Süreyya’nın İstanbul Belediye Başkanlığı’na aday olması için bazı çalışmaların yapıldığı duyumu paylaşıldı

Belgrad Ormanları’ndan, devamlı olarak yer altı sularının ticari amaçla çekildiği bilgisi paylaşıldı

Üçüncü Köprü projesinin ÇED raporu olmadığı için ihaleyi alan firmanın uluslararası banklardan alamadığı 2.3 milyar dolarlık krediyi, 7 Türk bankasından (İŞ, YKB, Zıraat, Garanti, vs..) aldığı bilgisi paylaşıldı

Ağaç kesimini, 3. Köprü ihalesini alan firmanın değil, Orman Bakanlığı tarafından 200’e yakın taşeron firmaya yaptırıldığı bilgisi paylaşıldı

Hazine arazilerinin dışındaki arazilerde ağaç kesiminin kesinlikle yasak olması sebebiyle, herhangi bir cezai yaptırımla karşılaşmamak için, kesilen ağaçların bölgeden çıkarılamaması nedeniyle toprağın altına gömüldüğü bilgisi paylaşıldı

Bölgemizdeki köylerimizin köy statüsünden çıkarıldıktan sonra Kısırkaya Köyü’nün deniz gören 600 dönümlük merasının hemen rant alanı haline getirilerek, peşkeş çekildiği ve üzerine küçük çaplı bir şehirciğin yapılacağı bilgisi paylaşıldı

Eylem ve Çalışma Önerileri:
Zekeriyaköy’de bir Pazar günü bir sağlık kuruluşu ile iletişim kurarak bir stant kurup, sembolik şerh (Örneğin, Gezi direnişinde ölen gençlerimizin şehirlerinin valilerine verilmeme şerhi) konularak, organ (Özellikle göz) bağışında bulunmak
Bu eyleme çarpıcı bir slogan bulmak. Örneğin; “Öldükten sonra organlarımı ihtiyacı olanlara, vicdanımı da Başbakan’na bağışlıyorum” gibi…
İstanbul’a yapılan rantsal ve çevresel saldırının semt olarak cephesi olmamız nedeniyle formumuzun öncelikli çalışmalarının ve eylemlerinin;
3. Köprü projesi
Ormanların ve tabiat parklarının yağmalanması
3. Havaalanı projesi
Kanal projesi
Yerel seçim hareketi/çalışmaları
Seçim yasaları
konularında yapılması önerildi. Bu nedenle doğa ve çevre ile ilgili hareketlerin takip edilip , irili ufaklı derneklerle
işbirliği yapılması önerildi
Bu konular çerçevesinde komisyonlar kurulması önerildi
Orman Müdürlüğü önünde basın bildirisi okunarak, ellerde temsili ağaç dalları ile ya Maslak’, ya da Sarıyer’e doğru topluca bir yürüyüş önerildi
Ağaçlara sarılma eylemi önerildi
Her Pazar günü, düzenli olarak, 1-2 saatlik, ses getirecek bir eylem yapılması önerildi
Belirlenen iki AVM arasındaki dar sokaklardan oluşan bir güzergah belirleyerek, kalabalık bir koşu ya da yürüyüş önerildi
Bölgenin düzenli olarak havadan foto/filminin çekilmesi önerildi
Zekeriyaköy Forum’un inisiyatifinde çeşitli fotoğraf dernekleri (İfsak gibi) ile işbirliği yapılarak bölgede yüzlerce fotoğrafçı ile foto-safari eylemi ve çalışması önerildi
Kişisel çekilen foto ve filmlerin arşivlenmesi önerildi.
Bu belgeler çoğalınca açılacak web sayfasında ya da blog’da yayınlanması önerildi
Bu belgeler ve bilgiler toplanarak kısa ve özlü bir belgesel sunum hazırlanıp diğer forumlarda ve basınla paylaşılması önerildi
Mümkünse bu konularla ilgili uzmanların forumumuza davet edilip bilgi alınması önerildi
Bu sunum/belgeseli bir komitenin hazırlayabileceği konuşuldu
Life Park’ta (Mehmet Akif Ersoy Tabiat Park’ında) konser verecek ulusal ve uluslar arası sanatçılara bölge sakinleri olarak konser verecekleri parkın çevresel tahribatını anlatan bir faks/mektup yazılıp basına da duyurulması önerildi
Hükümetin, İstanbul trafiğine çözüm olarak Lozan’da komiteye sunduğu 3. Köprü projesinin ÇED raporunun olmadığı Olimpiyat Komitesine bir mektupla bildirilmesi önerildi
Herkesin 3. Köprü’nün ayaklarının bulunduğu noktayı google maps’den, yaşadığı yer olarak pinlemesi eylemi önerild

Bir sonraki foruma çoğalarak sağlıcakla kalınız,

Kaynak: http://parklarbizim.blogspot.com/

Başa dön